Tutuklama değil, esir alma kararı

Yuh. Tutuklama kararına değil. Tutuklama kararından önce Gülşen’e kusur bulanlara, ayıp bulanlara yuh. Gülşen’i eleştirmeden, ayıplamadan sözüm ona savunma, dayanışma ya da destek cümlesi kuramayanlara yuh.

Ayıplanacak tek şey var o da hukukla hiçbir ilişkisi, bağı olmayan, hukuku hiç mi hiç ilgilendirmeyen lafları hukuki düzleme, hem de ceza hukuku düzlemine çekenlerin yapıp ettikleridir. Üstelik çarpıtılmış haliyle bile söylenen sözlerin ceza hukukuyla hiçbir ilişkisi, bağı yok. Ceza hukukunu ilgilendiren hiçbir şey yok. Ne TCK 216’yı ilgilendiren bir şey var, ne de tutuklamayı mümkün kılacak bir şey var.

KARARDA YETERLİ BİLGİ VAR

Tutuklama kararının metninde gerekli ve yeterli bilgi var: Öncelikle, tahrik, kışkırtma ya da aşağılama filan gibi suçların söz konusu olabilmesi için gerekli kasıt unsuru hiç yok. Aleniyet de yok, kamuya seslenme, kamu önünde söz söyleme, bir sözü kamuya ulaştırma filan gibi bir kasıt yok. Ne bir toplumsal kesim, ne bir toplumsal ya da dini değerle bağlantılı bir söz var. Sahneye omuzlarda taşınma gibi bir fikir konuşuluyor, müzik yapan heyet kendi arasında laflıyor yani.

Gülşen’in söylediği söz şu: “İmam Hatip’te okuyordu kendisi, sapıklığı oradan geliyor.” Cümledeki “kendisi” ifadesi somut bir kişiyi kast ediyor. O somut kişi orada olan biri. Arkadaşı. Bir müzisyen. Lakabı da “imam.” Arkadaşına takılıyor yani. İmam Hatip’li bir kişi, somut ve tek bir kişi ne toplumun bir kesimidir, ne toplumdur, ne dindir. Kaldı ki o kişi laftan alınmış, gücenmiş, lafta bir kötülük ya da incitici bir şey bulup şikayetçi olmuş filan da değil; olsa belki kendisinin aşağılandığı iddiasını ciddiye almak gerekirdi. Zaten öyle olsa beş altı ay önce duyardık her şeyi, biri, nereden bulmuşsa bulmuş görüntüleri bulmuş ve iki gün önce planlı, disiplinli bir karalama kampanyası şeklinde videoyu yaymaya başlamış.

SİSTEMATİK KAMPANYA

Bu kampanyayı, mezuniyet törenlerine, konserlere, festivallere, toplantılara, anmalara getirilen sistematik yasaklardan bağımsız ele almak şart. Yasakçı ve baskıcı dalganın zaten doğal hedeflerinden biriydi Gülşen, giyiminden sözlerine sürekli hedefe konuluyordu; Sezen Aksu, Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Tarkan gibi iktidar türküsü çığırmayı reddeden sanatçılara karşı her fırsatta yapılmak istendiği gibi. Durumun böyle olduğunu, her şeyden önce bizzat Gülşen hakkındaki tutuklama kararı söylüyor.

NEREDE AÇIK VE YAKIN TEHLİKE?

Sabrınız varsa az yakından bakalım karara:

Sevk maddesi TCK’nın 216’ıncı maddesi. Maddenin birinci fıkrası, “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse”yi cezalandırıyor. Aleniyet var mı? Nerde? Peki “halkın … bir kesimi” nerede, öbür kesimi nerede? “Kin ve düşmanlığa tahrik” nerede peki?  Somut bir kişi, halkın bir kesimi nasıl olur? Tahrik eden laf nerede? Halk yok, bir kesim yok, öbür kesim yok, kin ve düşmanlığa tahrik yok, ama üstelik olsa bile yetmiyor, çünkü aynı madde bir şart daha getiriyor ceza için: “… bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde…” Beş altı ay önce, iki arkadaşın birbirine takılmasından öteye gitmeyen laf, “açık ve yakın tehlike” yaratsa, zaten beş altı ay önce yaratırdı. Yani maddenin ilk fıkrasıyla durumun hiçbir ilgisi yok.

NEREDE ALENİ AŞAĞILAMA?

Maddenin ikinci fıkrası, “Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan” kişileri cezalandırıyor. Halkın bir kesimi nerde? Yok. Hangi sosyal sınıf, ırk, din, mezhep ve cinsiyet veya bölge farkılığından bahsediliyor o lafta? Yok. Aleni aşağılama nerede? Hiç yok.

NEREDE DİNİ DEĞER?

Maddenin üçüncü fıkrası ise “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi”yi, “fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde” cezalandırmayı öngörüyor. Fiil, yani o şaka sözü, kamu barışını bozmaya elverişli mi? Elverişli olsa beş altı ay önce bozmaz mıydı peki? Peki, o sözde halkın hangi kesiminin benimsediği hangi dini değer aşağılanıyor? İmam Hatipler dini değer midir? İmam Hatipli bir kişi dini değer midir? Zaten söz somut ve “imam hatip okumuş” bir kişiye söyleniyor, onun bir değeri aşağılansa kendi davasını açardı zaten, açsa da şahsının aşağılanmasını öne sürebilirdi en fazla. Zaten öyle bir şey yok ki dava açmadı.

TUTUKLAMA DEĞİL ESİR ALMA KARARI

Tutuklama ne peki? Maddenin öngördüğü hiçbir unsur gerçekleşmemişse, suçun hiçbir unsuru oluşmamışsa kimi niçin tutuklarsınız? Tutuklama deyip duruyorum ya ortada bir tutuklama yok gerçekte. Tutuklama olması için, hukuki bazı meseleler olmalı, hukuki prosedür yürümeli, tutuklama koşullarına ilişkin bazı tutamaklar olmalı, bu şeklen hukuki görünüme büründürülmüş bir tür esir alma kararıdır. Sezen Aksu tartışmasında gündeme gelen “dil kesme” arzusunun, internet yasası ile gündeme gelen “susturulmuş toplum” hedefine giden yol

Hal böyleyken, konunun hukuki boyutları varmış gibi konuşmak, Gülşen’in kınanacak, ayıplanacak yanları olduğundan dem vurmak, bu esir alma operasyonuna ortak olmak anlamına gelir. Esasen, bu vakada TCK 216’dan yargılanması gereken ve yargılanabilecek olan tek şey, TCK 216’dan verilen bu tutuklama kararının kendisidir. Yargıçlar, sadece hakkında hüküm verdikleri kişileri yargılamazlar, kendilerini de yargılarlar; bu kadar aleni bir hukuksuzluğa imza atanlar, o prosedürde yer alanlar, hukuku anti hukuka, adaleti zulme, yargıyı infaz memurluğuna çevirenler asıl suç işleyenlerdir. Bu zulüm mekanizmasının canını yaktığı kişileri eleştirmeden, onlara ilişkin şerh düşmeden konuşamayan “muhalefet siyasetçileri” de adaleti ve hukuku yolundan saptıran bu mekanizmaya ortak olmaktan kurtulamazlar.

NOT:

TCK madde 216 aynen şöyle:

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu

(1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR