Gülşen neden tutuklandı?

Hakan Gülseven Independent Türkçe için yazdı

Türkiye'de kötü şeyler oluyor. Şarkıcı Gülşen tutuklanıyor mesela...

Hani idare-i maslahattan yazıyormuş gibi algılamayın, hayatta Gülşen'i, müziğini, şahsını merak etmedim, ilgi duymadım ama...

İdare-i maslahattan anlamayacağınız kısma geliyorum, ben Gülşen'i savunuyorum.

Bu memlekette Alaattin Çakıcı isimli mafyoz çıkıp ana muhalefet liderine 'değnek sokacağını' ilan etti, bir inek hırsızı yine aynı ana muhalefet liderine yumruk attı, kimse tutuklanmadı, şarkıcı Gülşen tutuklandı!

Sebep?

Toplumu kin ve düşmanlığa bilmem ne yapmış...

Yahu arkadaşım, bu toplum komple aptal mı?

Gülşen isminde bir şarkıcı çıkıp bir laf edince toptan infiale geçen, kin ve düşmanlık geliştiren akıl hastalarıyla mı dolu?

Bizim toplumumuz rahatsızlık genine mi sahip?..

Esas Gülşen'i tutuklayıp toplumu bu şekilde formüle eden yargı kararında bir sorun yok mu sizce?

Toplumu aptal yerine koyan bir savcılık iradesi söz konusu değil mi?..

İnsanlar şaka da mı yapamayacak?

Oruç tutmayanları dövmenin caiz olduğunu söyleyen, hatta döven, hatta öldürmek gerektiğini propaganda eden şahısların özgür olduğu memlekette Gülşen tutuklanıyor!

Ne güzel!

Biraz evvel 'ana muhalefet'ten söz ettik ya, "Aman dindar oyları kaçırmayalım" diye Gülşen'e bir tekme de onlar vurdu, not edelim.

Tarihte karşıdevrimin taşları hap bir kısım 'muhalif' tarafından döşenmiştir...

Şimdi, karşıdevrim süreci ve olasılıklar üzerine birkaç madde sıralamakta fayda var:

Bir emperyalizm projesi olarak, süpürülmeyip de kullanılan ve adı 'Cemaat' konulmuş örgütlenmeyle koalisyon biçiminde iktidara getirilen AKP önce iktidardaki yerini sağlamlaştırdı.
 
'Cemaat' denilen örgütlenmenin operasyonlarıyla iktidardaki yerini sağlamlaştıran AKP iktidarın bütün gücünü kullanıp zenginleşmeye başlayan bir kast yarattı.
 
Koalisyon ortakları arasında sorunlar baş gösterdi. "Ne istediler de vermedik?" denilenler her şeyi istemeye başladı.
 
Ortaklık bozuldu, savaş patladı, savaşı 'Cemaat' kaybetti. Bu, karşıtını güçlendirdi.
 
Ordu ve polis aygıtını tamamen eline geçiren AKP, Yargı'yı da yedeğine aldı. MHP iktidara kısmi menfaatler icabı iltihak etti.
 
Tüm devlet müesseselerini elinde bulunduran 'Saray' kendisine yeni bir rejim inşa etmeye girişti.
 
'Aman sokağa çıkmayın' muhalefeti toplumu muhayyel bir seçim zaferini beklemeye çağırırken tüm toplumu sindirecek adımlar atılmaya başladı.
 
Mutlak bir ekonomik çöküş yaşanırken, tüm bir toplum, sayısı tam olarak bilinemeyen, 7 ya da 8 milyonla ifade edilen göçmenlerin 'seçmen' yapıldığını öğrendi.
 
İşsizliğin, iktisadi ufalmanın, sefilleşmenin faturası göçmenlere kesilirken, iktidar ve ırkçı muhalefet bu sorundan oy devşirmeye başladı.
 
Toplumun hayatta kalmasıyla ilgili tüm sorunları göz ardı etmek için yine aynı toplumun içindeki hayat damarlarıyla ilgili yaraları kaşımaya giriştiler. Festival ya da konser yasakları, şarkıcıların hedef yapılması, Boğaziçi Üniversitesi'nin her daim hedef alınması... Bütün bunlar aynı zincirin halkalarıdır...
 
İktisadi yağma, yağmayı yapanlar itibarıyla geri dönülemez boyuttadır. Bunun hesabı verilemez. Ya iktidarda kalacaklar ya da her şeyi kaybedecekler. En korkulacak kesim bu kesimdir. Her şeyi yapabilirler ve yapacaklardır. Karşıdevrim bunlara lazımdır.
 
Gülşen, içki, Boğaziçi... Bunların hepsi bahanedir. Karşıdevrimin bahaneleridir ve karşıdevrimin güçlerini konsolide etmek üzere icat edilmişlerdir. Esas konu Türkiye toplumundan 20 senedir çalınmış olan servetin muhafaza edilebileceği bir ortam yaratmaktır.
 
Bence bunu başaramayacaklar. Ama kimse rehavete kapılmasın. Onlara bunu başartmayacak olanın kim olacağı son derece önemlidir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR