Musa Anter davası karar çıkmazsa zamanaşımına uğrayacak

Kürt Gazeteci ve Yazar Musa Anter’in (Apê Musa), 1992’de Diyarbakır’da öldürülmesinin üzerinden geçen 30 yıl geçmişken, yarın (15 Eylül) görülecek davada herhangi bir karar çıkmazsa dava zaman aşımına uğrayacak.

Kürt Gazeteci ve Yazar Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de bir kültür ve sanat festivaline katılmak için geldiği Diyarbakır’da JİTEM tarafından Seyrantepe semtinde katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçti. Bu 30 yılda pek çok dava görülse de; soruşturma ve kovuşturmalar ya etkin bir şekilde yürütülmedi ya da dosyalar başka davalarla birleştiği için uzamaya devam etti. Öyle ki; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2006’da “Yaşam hakkının ihlal edildiği ve cinayet hakkında yeterli soruşturma yürütülmediği” gerekçesiyle Türkiye’yi mahkum etti. Dava şimdi de zaman aşımı riskiyle karşı karşıya…

ÜZERLERİNE ATEŞ AÇILDI

20 Eylül 1992’de Musa Anter’in öldürüldüğü saldırıda yanında olan yeğeni Orhan Miroğlu yaralı olarak kurtulmuştu. Miroğlu emniyet ifadesinde olay gecesini anlatmıştı. Miroğlu; Musa Anter’i alıp evinde yemeğe götürmek üzere Diyarbakır Dağkapı semtindeki Büyük Otele gittiğini, Musa Anter’in bir arazi ihtilafının çözümü için kendisini ihtilaflılarla görüştürmek üzere bir şahsın geleceğini söylediğini, söz konusu şahsın geldiğini ve hep birlikte buluşulacak yere gitmek için bir taksiye bindiklerini, daha sonra onları götüren şahsın yolu şaşırdığını ve Seyrantepe yerine Ergani yoluna doğru giden taksiyi geri döndürerek Seyrantepe’ye döndüklerini ve Silvan yoluna saptıktan sonra taksiden indiklerini, yanlarındaki şahsın orada aradıkları kişilerin ikametini bir bakkala sorduğunu, bakkalın bu isimleri tanımadığını söylemesinin üzerine bir üst sokağa doğru yürümeye başladıklarını, Musa Anter’in yaşı dolayısıyla yavaş yürüdüğünü ve kendisinin de koluna girmiş bir halde bu şahsın arkasından bir müddet yürüdükten sonra, söz konusu şahsın arkasına dönerek üzerlerine ateş açtığını belirtti.

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER VE SUSURLUK RAPORUNDA

Hafıza Merkezinin “Faili Belli” bölümüne göre; dönemin siyasi koşulları göz önüne alındığında bu cinayet sıradan bir adli vaka değildi. Ancak soruşturmanın derinleştirilmesi için hiçbir çaba gösterilmedi.

Musa Anter cinayeti 1995 yılında Meclis gündemine ancak gelebildi. TBMM’nin 12 Ekim 1995 tarihli “Ülkemizin Çeşitli Yörelerinde İşlenmiş Faili Meçhul Siyasal Cinayetler Konusunda Meclis Araştırma Komisyonu (10/90) raporu”nun ‘Toplumda İnfial Uyandırarak Toplumsal Çatışmaya Sebep Olabilecek Nitelikteki Faili Meçhul Cinayetler’ isimli 7. bölümünde Musa Anter cinayeti kısaca ele alındı ancak komisyonun araştırmaları sonucu cinayetle ilgili iddialara dair sonuç elde edemediği iddia edildi.

Cinayet ve ‘Yeşil’ kod adı 1997 yılında bir kez daha Meclisteydi. Susurluk raporunda Yeşil kod adlı şahıs hakkında pek çok bilgiyle beraber “… Vedat Aydın ve Musa Anter’in öldürülme olaylarını da bizzat A. Demir’in [Yeşil kod] planlayıp uyguladığını beyan etmiştir” denilmekteydi.

AYGAN 2004’TE CİNAYETİ ANLATTI

2004 yılına gelindiğindeyse cinayetin detayları birbir ortaya çıkmaya başladı. İsveç’te yaşayan eski bir itirafçı olan Abdülkadir Aygan’ın; pek çok faili meçhul cinayete ve JİTEM’in yapısına ilişkin itirafları 10 gün boyunca Ülkede Özgür Gündem gazetesinde yayımlandı. Gazeteye verdiği röportajlarda ve aynı yıl yayımlanan “İtirafçı Bir JİTEM’ci Anlattı” isimli kitabında Abdülkadir Aygan, Musa Anter cinayetini gerçekleştiren JİTEM timinin içerisinde yer aldığını anlatıyor ve cinayetin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından planlandığını söylüyordu.

İddialar elbette Musa Anter cinayeti dosyasında da soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini açıkça gösteriyordu ancak bu iddialar da savcılıklarda gerekli duyarlılığı oluşturmak için yeterli olmadı.

AİHM TÜRKİYE’Yİ MAHKUM ETTİ

Musa Anter’in ailesi Türkiye’deki hukuk sürecinden sonuç alınamayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmaya karar verdi. 2005 yılında AİHM Anter ailesinin yaptığı başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verdi ve davayı esastan incelemeye başladı. 2006’da ise AİHM, Musa Anter cinayetinin devlet görevlilerince işlendiğini, en azından devlet görevlilerinin bilgisi dahilinde olduğuna dair ciddi delillerin varlığını ve cinayetin devlet tarafından etkili bir biçimde araştırılmadığını belirterek; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin yaşam hakkını koruyan 2. maddesinin Türkiye tarafından esastan ve usulden ihlal edildiğine karar verdi. Türkiye toplam 28 bin 500 avro tazminat cezası aldı.

17 YIL SONRA GÖRÜLEN DAVA

Ve yıl 2009… Cinayetten 17 yıl sonra Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı Abdülkadir Aygan’ın itiraflarını ihbar kabul ederek dosyanın zaman aşımına uğramasına 3 yıl kala soruşturmayı yeniden başlattı. PKK itirafçıları Cemil Işık, Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan, Hamit Yıldırım, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Ancak soruşturmanın derinleştirilmesi yine mümkün olmadı.

ZAMAN AŞIMINA 3 AY KALA TUTUKLANDI

29 Haziran 2012 tarihinde ise Sabah gazetesinde “İşte o tetikçi!” başlığıyla bir haber yayımlandı. Haberde Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Bölümü tarafından Musa Anter cinayetinin tetikçisi Hamit Yıldırım’ın 6 ay boyunca izlendiği, görüntülendiği, ikamet ettiği adreslerin belirlendiği ve 20 yıl önceki fotoğrafları ile şimdiki fotoğraflarının Orhan Miroğlu’na ve Abdülkadir Aygan’a teşhis ettirildiği anlatılıyordu. Gazeteciler Abdurrahman Şimşek ve Ferhat Ünlü’nün aylarca süren çalışmaları sonucu Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti ve zaman aşımı süresinin dolmasına 3 aydan az bir zaman kala tetikçi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım Şırnak Kumçatı’daki evinde yakalanarak gözaltına alındı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2 Temmuz 2012 tarihli ve 2012/26 sayılı kararıyla Hamit Yıldırım tutuklandı. Duruşma 31 Temmuz-1 Ağustos 2013 tarihlerinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirildi. Ancak Hamit Yıldırım dışında hiç kimse tutuklanmadığı gibi soruşturma devam etmedi. Haziran 2017’deki duruşmada sanık Hamit Yıldırım da, “Tutukluluk süresi dolduğu” gerekçesiyle tahliye edildi.

JİTEM ANA DAVASI İLE BİRLEŞTİRİLDİ

23 Aralık 2014’te ise Musa Anter davası, JİTEM ana davası ile birleştirilerek, Ocak 2015’te “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinden Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesine taşındı. Birleştirilen iki dava, zaman aşımına 5 gün kala Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesinde 15 Eylül 2022’de görülecek. Bugün görülecek duruşmanın Musa Anter cinayeti bakımından son duruşma olacağı, 20 Eylül günü davanın tefrik edilerek zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi bekleniyor.

MUSA ANTER KİMDİR?

1920 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Ziwinge Mahallesi’nde doğan Anter, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki eğitimini tamamlamadan ayrıldıktan sonra Şark Postası ve Dicle Kaynağı’nda yazılar yazdı. İleri Yurt gazetesindeki Kürtçe şiiri “Qimil/Kımıl” sebebiyle 1959 yılında tutuklanan Anter, 1960 darbesinden sonra cezaevinden çıktı. Değişik tarihlerde yayımlanan Deng, Barış Dünyası, Yön, Dicle-Fırat, Azadiya Welat, Yeni Ülke, Özgür Gündem, Rewşen ve Tewlo gibi gazete ve dergilerde makaleler kaleme alan Anter, 7 kitap ve bir de Kürtçe-Türkçe Sözlük yayımladı.

12 Mart 1971’de tutuklanan Anter, 12 Eylül 1980’de ise “Kürtçülük” propagandası yapmaktan tutuklandı. 1 yıl sonra tahliye edilen Anter, toplam 11 yıl cezaevinde kaldı.

Kürt bilgesi Anter, 20 Eylül 1992 yılında bir kültür ve sanat festivaline katılmak için geldiği Diyarbakır’da JİTEM elemanları tarafından Seyrantepe semtinde katledildi


PAYLAŞ