İşçi ve emekçiler: Biz dur demezsek, vergide adaletsizlik sürer

Gelir vergisinde artan oran, işçi ve emekçilerin ücret ve maaşlarını eritti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre dahi yüzde 80’i aşan enflasyon alım gücünü düşürmeye devam ederken, hükümet politikaları işçi ve emekçilerin eline geçen net ücreti de aşağı çekti.

İşçi ve emekçiler ağustos ayından itibaren yüzde 27’lik üçüncü vergi dilimine girdi. Artan oranlı vergi  ücret zamlarını aldı. Ocak ayında 637 lira vergi ödeyen bir emekçi, eylülde 2 bin 342 lira vergi öder hale geldi.

DİSK-AR tarafından hazırlanan rapora göre, ocak ayında yüzde 21 olan ücretlilerdeki vergi ve kesinti oranı ağustos ayından itibaren yüzde 31’e yükseldi. Ocakta 2 bin 175 TL olan vergi ve sigorta prim kesintisi toplamı mayısta 2 bin 600 TL’ye, temmuzda 4 bin 40 TL’ye ve eylülden itibaren ise 4 bin 657 TL’ye yükseldi. Evrensel’e konuşan emekçiler, iktidarın vergi politikalarına tepki gösterdi.

Özçelik-İş Üyesi işçi: Asgari ücrete yapılan zam, bize de yansıtılmak zorunda kaldı. Fakat bu gelen zam iğneden ipliğe gelen zamlar karşısında eriyip bitmişti. Yediğimiz içtiğimiz her şeye vergi ödüyoruz yetmiyormuş gibi maaşımızdan da vergi kesiliyor. Temmuzda 7 bin 300 TL ücret alırken ağustosta 6 bin 400’e düştü. Eylül ayında 6 bin TL ücret aldım. Birilerinin vergi borcu silinirken işçilere de daha çok vergi yükleniyor. Bu vergi adaletsizliği son bulmalıdır.

'ÜCRETİM 10 BİN LİRADAN 8 BİN LİRAYA DÜŞTÜ'

Has Çelik Kablo işçisi: Haftada bir gün bile izin kullanmıyoruz. Üretim çok yoğun. Bu ekonomik koşullarda fazla mesai yapmaktan başka çaremiz olmadığı için sürekli çalışıyoruz. En son Kurban Bayramı’nda izin kullanmış olduk. Artık çocuklarımız da alıştı. Bu durum bizi üzüyor ama hayat pahalılığı, ekonominin berbat olması bizi bu hale getirdi. Bizim patron büyük ihtimal kâr oranlarını artırmıştır. İhracat yaptığı ülke sayısı da artıyor. Peki bizim kadar vergi veriyor mu? Kesinlikle vermiyor. Temmuzda aldığımız ücret (fazla mesai ile birlikte) 10 bin TL’yi geçmişti. Ağustosta 9 bin TL’ye düştü. Eylülde 8 bin TL’ye düştü. Fazla mesailerimiz vergiye gidecek. Hal böyle olunca bazılarımız ek iş yapmak zorunda kalıyor. Tütün satan, boya badana işi yapanın sayısı çok fazla. Yani anlayacağınız vurun garibanım sırtına. Biz yoksullaştıkça patronlar da servetlerini büyütüyor.

'DUR DEMEZSEK BÖYLE DEVAM EDER'

Bir Kamu İşçisi: Önceden kamu işçisinin bir esamesi okunurdu. Çevremizdeki herkese göre daha yüksek maaş aldığımız için hayat standardımız biraz iyiydi. Şimdi bu hayat pahalılığı karşısında aldığımız maaşlar pula dönmüş durumda. Gelen zamlara yetişemiyoruz. Bu ay son altı ayı kapsayan enflasyon farkını aldık. Bu enflasyon farkı yüzde 26.97 olarak hesaplandı. Zaten kamu işçisi ağustos ayı itibariyle yüzde 27 vergi dilimine girmişti. Yani bu enflasyon farkı vergiye gitti. Temmuzda 12 bin lira alırken, ağustosta 10 bin liraya düştü. Eylül ayında 9 bin 500 liraya düştü. Böylesi berbat bir ülkede geleceğimizden endişelenir hale geldik. Artık yeter demeliyiz. Hem kamu işçileri hem de organize sanayide çalışan işçiler bu gidişata dur demezsek böyle devam eder.

'PATRONLARIN VERGİ BORCU SİLİNİYOR'

Merinos İşçisi: İki ay önce 600 lira vergi öderken şimdi 900 liranın üzerine çıktı. Yıl sonuna kadar ödeyeceğim vergi 1200 lirayı geçecek. Yıl sonunda ödediğimiz vergi iki katına çıkmış olacak. Kimse buna anlam veremiyor, herkesten farklı farklı kesintiler oluyor. Kimisi aylığının ne olduğunu bilmiyor. Bizim yevmiyemiz kesilse inan ki haberimiz olmayacak. Patronlarla hükümet birbirini kolluyor. Birbirlerine destek çıkıyorlar, patronların vergi borçları siliniyor ama işçiye gelince bir şey yok.

'ZAM, VERGİYE GİTTİ'

Çuval fabrikasında çalışan bir işçi: Enflasyon karşısında ücretlerimiz eriyor, geçinmek değil yaşamak imkansız durumda. Yaptığı 1250 lira zammın yarısını vergi olarak kesiyor. İşçiler açısından kabul edilecek bir şey değil.

Öğretmen Cemal Bektaş: Ocakta yapılan maaş artışı enflasyon verilerine göre yapıldı. Ama memurlara yapılan maaş artışı çarşı pazardaki hayat pahalılığına göre çok düşük. Bunun üstüne şubatta 150 TL ile başlayan vergi kesintisi ağustosta 750 TL’ye çıktı. Bir taraftan verip diğer taraftan alıyorlar. Öğretmenlerin çok büyük kısmı kira artışlarıyla, kitap fiyatları ile karşı karşıya. Kirasını düşünen, kitap alıp okumakta zorlanan, ek iş yapmak durumunda bırakılan öğretmenlerden nasıl kaliteli bir eğitim bekleyebiliriz, siz düşünün.

Hemşire Fadime Kavak Sevim: Temmuz ayında aldığımız maaş zammından daha fazlası sonra ki aylarda vergi dilimine girdiğimiz için düştü. Yılın ilk ayları ile karşılaştırdığımızda ise daha da fazla bir vergi kesintisi mevcut. Biz kamu emekçilerinin maaşından da asgari ücret kadar olan kısmı için vergi muafiyeti var ama yeterli değil. Kamu emekçileri olarak yoksulluk sınırının altında maaş alıyoruz ve artan dilimli vergi ödemesi ile zaten yetersiz olan maaşlarımız daha da azalıyor. Biz kamu emekçilerinin gelir vergisi muafiyeti sağlanmalı.

B/S/H işçisi: Ağustos ayında yüzde 27 dilimine girdim. Aldığım ücret 800 lira eksildi. Bu ay ücretime güya zam gelecek. Bu ay zamlı çalışıyoruz. Türk Metal’in imzaladığı sözleşmeye göre altı aylık enflasyon oranında zam gelecek. Altı aylık enflasyon ise yüzde 27’ye yakın bir rakam. Gelecek zam ile ancak vergi dilimini kapatırız. Bu kadar zammın olduğu ortamda hiçbir derdimize çare olmaz. Bir ay önceki aldıklarımı alamıyorum. Okullar açıldı, çocuğun masrafı 3-4 katına çıktı. Bir de bunun üzerine kışın faturalar binince birçok ihtiyacımızı ertelemek zorunda kalacağız.

'ORTALAMA ÜCRET ALIRDIK, ORTALAMANIN ALTINDA KALDIK'

B/S/H işçisi: Daha önce bu bölgedeki ortalama ücretlerin üzerinde bir ücret alırdık. Şimdi bizde ortalama ücret almaya başladık. Saat ücretimiz ise asgari ücret ile aynı. Bu Türk Metal’in imzaladığı sözleşmelerden kaynaklı. Oysa bize her sözleşme imzalandığında asrın sözleşmesi, yüzyılın sözleşmesi diye reklam ediyorlardı. Şimdi hiçbir hükmü kalmadı. Gerçek enflasyon karşısında kuşa döndü. Resmi enflasyon ile aldığımız zam da vergi dilimine gidiyor. Bir altı ay bu ücret ile idare et diyorlar. Önümüz kış. Bu kışı nasıl geçiririz ben de bilmiyorum. Bir tane çocuğu dahi okul servisine veremedim. Servis 875 lira istiyor. Kısa kısa daha nereye kadar. Bu gidişle bu işçi patlar. Mutlaka ücretlerde de iyileştirme yapılmalı.

'DAR GELİRLİ KARNINI ZOR DOYURUYOR'

Altınyıldız İşçisi: Sözleşme yaptık enflasyona endekslendi. Bir sendika enflasyonun üzerine bir puan bile almaz mı? Sen gel yoksulluk sınırı açıkla ondan sonra 8 bin liraya imza at. Elime geçen sosyal haklar ile birlikte 8 bin lira, bu da vergiyle 7 bin 200 liraya düşsün. İki kişi çalışıyoruz yetiştiremiyoruz. Zaten aldığımız ücretlerin yarısı krediye, faturalara gidiyor. Birde TOKİ’den dar gelirliye ev al diyorlar. Dar gelirli bırak ev almayı karnını zor doyuruyor.

'KALICI İYİLEŞTİRME LAZIM'

Cam İşçisi: Sözleşmenin başından itibaren yüzde yüzü aşan zam aldık. Ama hiçbir işe yaramıyor. Bir de bunun üzerine vergi dilimi elimizdekini de aldı. Emeğimizin karşılığı ücret ile insanca yaşayamayınca cam işçisi promosyona sarıldı. Promosyon için sendikayı işvereni ikna etmeye çalışıyor. Cam işçisini promosyona muhtaç bıraktılar. Promosyon elbette bizim hakkımız ama bize kalıcı iyileştirmeler lazım. Şişecam ücretler eridi diye beyaz yakaya ek zam yaptı. Sanki işçinin ücreti çoğaldı. Gelen zam vergiye gitti.


PAYLAŞ