Arif Koşar: Turiste Berlin duvarı satılıyor, göçmene sınır duvarı örülüyor

TÜKENMEZ HABER -  Üç aylık Sosyalist teori dergisi Teori ve Eylem, 57. sayısını ‘göç tartışmalarına’ ayırdı.

‘Yeni Paylaşım Çağında Göç’ başlığıyla yayınlanan bu sayıda, hem hükümetin hem de muhalefetin gündeminde üst sıralarında yer alan ‘göç’ tartışması çeşitli boyutlarıyla ele alınıyor.

Teori ve Eylem Dergisi Yazı Kurulu Arif Koşar, Tükenmez Haber’in sorularını yanıtladı.

 

‘YOKSULLUK, İŞSİZLİK VE ZAMLAR MÜLTECİLERİN VARLIĞIYLA İLİŞKİLENDİRİLDİ’

-Teori ve Eylem Dergisi “Yeni Paylaşım Çağında Göç” başlığıyla çıktı. Türkiye gündeminin en tartışmaları konuları arasında yer alan ‘göç’ çalışmalarına nasıl yöneldiniz? Bu ihtiyaç nasıl ortaya çıktı?

Almanya’da Berlin duvarının kalıntıları butik mağazalarda turistlere satılırken, dünyanın dört bir yanında yeni duvarlar yükseliyor. İspanya, Macaristan, Bulgaristan, Yunanistan, Fransa, Avusturya, Slovenya, Estonya ve Makedonya sınırlarının bir kısmı duvarlarla korunuyor. İhtilaflı Keşmir bölgesini ablukaya alan Pakistan Bangladeş sınırına; Özbekistan Kırgızistan ve Afganistan sınırına, Türkmenistan Özbekistan’a, Botsvana Zimbabve sınırına, İran Pakistan sınırına, İspanya Fas geçişine, Suudi Arabistan Yemen ve Irak sınırına, Tunus Libya’ya, Kenya Somali’ye, İsrail Filistin’e, ABD Meksika’ya, Türkiye Suriye, Irak ve İran sınırına ördüğü duvarlarla göçmen ve mülteci geçişini engellemeye çalışıyor.

Bu duvarlar ve sınır endüstrisine yapılan devasa harcamalara rağmen insanca yaşama koşulları, hatta salt yaşama koşulları ortadan kaldırılan mültecilerin sınırları aşma çabası sürüyor. Bir kısmı engelleri aşarken, büyük bir kısmı duvarların altında ve plastik botlarda hayatlarını kaybetti.

Emperyalist işgal ve politik iktisadın sonucu olarak ülkelerini terk etmek zorunda kalan mülteci ve göçmenler, gittikleri ülkelerde siyasi arenanın öne çıkan gündemi haline geldiler. Yoksulluk, işsizlik, yetersiz eğitim ve sağlık, zamlar ve neredeyse her şey mültecilerin varlığı ile ilişkilendirildi. Faşizmle dirsek temasındaki aşırı sağcı propagandaya göre onlar gelmese ve steril “yüksek” kültürlerini “bozmasaydı”, her şey o kadar güzel olacaktı ki… Türkiye dahil çok sayıda ülkede bu yaklaşım politik ortalamayı belirledi ve mülteci düşmanı sağ ve sol düzen partilerinin ortak eğilimi olarak şekillendi.

Maalesef, linçlere ve ölümlere de yol açan ırkçı ve milliyetçi histeriye cevap genellikle “insani duyarlılık” çağrısı ile sınırlı kaldı ve yeterli olmadı.

‘GÖÇ VE MÜLTECİLİK POLİTİKADA ÇOK BOYUTLU BİR KONUM ARZ EDİYOR’

Göç ve mültecilik konusu politikada çok boyutlu ve çelişki bir konum arz ediyor. Örneğin, Suriyelilere yönelik açık kapı politikası AKP’nin İslamcı ve ümmetçi ideolojisi ile ilişkilendirilse de, ki doğru, bununla sınırlı değildi. Mültecileri de kapsayan göçmenler ucuz işgücü olarak Türkiye’de sermaye birikiminin önemli bir dayanağı oldu. Kriz dönemlerinde bile ihracata dayalı sektörleri ayakta tuttu. Yani, sorun basitçe dincilik-laiklik ekseninde yeterli biçimde kavranamaz. Tam da bu nedenle çok sayıda parti milliyetçi duruşları ve oy hesapları nedeniyle mülteci karşıtı çizgide buluşurken, onların aynı zamanda sermayenin ucuz göçmen emeği ihtiyacını da göz önünde bulundurduklarını görüyoruz.

Öte yandan Avrupa Birliği Türkiye’yi mültecileri tutan sınır, onların bakış açısından ifade etmek gerekirse “mülteci deposu” olarak görüyor. Geri Göndermeme Anlaşmasının içeriği tam olarak bu. Emperyalist ülkeler neden oldukları savaş ve yoksulluk batağına rağmen sorumluluk almaktan kaçınıyor. Aksine durumu fırsata dönüştürüp “yeterli” ve vasıflı buldukları mültecileri seçerek işgücü açıklarını kapatmayı hedefliyorlar.

İşte tam da yukarıda sıraladığımız noktaları işaret etmek üzere, dergimizin bu sayısını ‘göç’e ayırdık.

- Hem akademik olarak hem de çeviri kaynak olarak ‘göç’ konusuna ilişkin çok sayıda yayın var. Teori ve Eylem Dergisi, ‘göç’ün hangi perspektiflerini ortaya koydu? Okuyucuları ne bekliyor?

Dergimiz, Yeniden Paylaşım Çağında Göç başlıklı dosyasıyla göç ve mülteciliğin emperyalist çelişki ve kimi zaman işgal biçimini alan mücadelelerden bağımsız olmadığını, politik yansımalarının da basitçe “ırkçı hastalık” ya da “milli duruş”a indirgenemeyecek boyutlara sahip olduğunu bir kez daha hatırlatmayı hedefliyor. Dosya kapsamında emperyalist çatışmalar ve mültecilik arasındaki ilişki, ucuz işgücü olarak mültecilerin kullanılması, Avrupa’nın mülteci politikası, kadın mültecilerin durumu, Türkiye’nin Suriye politikasının sonuçları, milliyetçi duvarlar ve mülteci meselesinin çözümü gibi konuları ele alan 8 makale yer alıyor:

             Emperyalist barbarlık, göç ve sığınmacılar sorunu / Yusuf Akdağ

             Modern göçlerin ilerici anlamı / Volkhard Mosler

             Irkçılık ve milliyetçilik: İşçi sınıfını ayıran duvar / Nuray Sancar

             Türkıye’de göçmen işçiler, sınıf mücadelesi ve sosyalist bakış / Ercüment Akdeniz

             Yeni-osmanlıcılığın faturası olarak Suriye ve göçmen meselesi / İhsan Çaralan

             Kadınlığın 'göç' hali / Aysel Ebru Okten

             'Avrupa kalesi'ne sığınmak mı? / Yücel Özdemir

             İşçi aristokrasisi ve göçmenler / Ayhan Aydoğan

Tükenmez Haber


PAYLAŞ