O meşhur çanlar yine çalmaya başladı

Her hafta Süper Lig'de, farklı bir senaryo ortaya çıkıyor. Hafta hafta takımların psikolojisi de değişiyor oyunları da yorumcuların yorumları da değişiyor taraftarların umutları da.

Bir hafta kahraman olan teknik adam, diğer hafta gönderilme riski yaşıyor.

Bir hafta oyuna hükmeden takım, diğer hafta oyun olarak yetersiz bulunuyor.

Bir hafta bir takımın oyuncusu yuhalanırken, sonraki hafta diğer şampiyonluk adayının oyuncusu, tartışma konusu oluyor.

Bir hafta bir takım, şampiyonluğun en güçlü adayıyken, diğer hafta başka bir takım, en güçlü aday oluyor.

Mesela, bu haftanın kahraman teknik adamı Jorge Jesus. Çok değil, yaklaşık 3 hafta önce de kahraman teknik adam Valerien İsmael idi.

Hatta Valerien İsmael için gönderilme tartışmaları başladı bile.

Taraftarı, yorumcusu ve yöneticisi ile oyuna bakışımızda sorun var sanki. Sabırsızlık ile beraber, futboldan çok anladığımızı düşünüyoruz.

Mesela, Ümraniye maçında yuhalanmıştı Fenerbahçe'nin stoperi Gustavo Henrique.

Hatta birçok spor yazarı tarafından, bu transfer ile ilgili Jorge Jesus, yoğun eleştiri almıştı. Hem de daha sezonun başıydı. 

Şimdi ise benzer süreci, Beşiktaş'ın genç kalecisi Ersin Destanoğlu yaşıyor.

Öyle bir noktaya geldi ki eleştiriler, oyuncunun bundan sonraki süreçte oyunda sağlıklı kalması kolay değil. Çünkü öğütücü gibi çalışıyor eleştiriler.

Mesela, yaklaşık 1,5 ay önce gönderilmesi gündeme gelen ve eleştirilen Fenerbahçeli Valencia, şu an gol krallığında zirvede.

Ve o dönem bir kesim spor medyası ve taraftar, yerine oyuncu bakıyordu Ekvadorlu'nun.

Bir bölüm spor medyası ve bir kısım taraftar yok ediciye dönüşüyor

Her hafta bir kelle istiyor futbol kamuoyu. Her hafta birini harcayıp, birini yüceltiyor.

Konyaspor maçından sonra, Fenerbahçe 3'lü oynayamaz ve çok rotasyon yapıyor diye Jorge Jesus'a eleştiriler olmuştu.

Bu hafta ise Jorge Jesus'un, ne kadar kurt bir teknik adam olduğu konuşuluyor tabiri caizse.

Tabi ki Jorge Jesus övülürken, başka birinin eleştirilmesi gerekiyor ki bu eleştirilerden nasibini alan da Fransız teknik adam Valerien İsmael.

Başarı ve övgüler, tamamen skora ve zirveye bakılarak yapılıyor bu topraklarda. Çünkü sürekli kazanmak zorunda takımlar ve teknik adamlar.

Spor yazarları ve kendi taraftarlarından da onay almak zorundalar. Ama işte eleştiriler standartsız ve teknik olmaktan uzak olunca, yok ediciye dönüşüyor hem taraftar hem de spor medyası.

Bir yerden sonra da bu futbol kültürsüzlüğünde artık her şey normalleşiyor. Ligin üçüncü haftasında Beşiktaş Sivasspor'u sürklase etmiş, Fenerbahçe de Konyaspor'a kötü bir oyunla kaybetmişti.

O zaman da Beşiktaş süperdi ve Fenerbahçe eleştiriliyordu. Hatta Ali Koç'a kadar gidiyordu eleştiriler.

Tabi ki Jorge Jesus da Valerien İsmael de ne sınırsız bilgiye sahip, ne de hatasızlar. Hem hata yapacaklar hem de kaybedecekler ki oyunun doğası bu.

Fakat birtakım yorumcuların önderliğinde ve bir bölüm taraftarların tüketiminde, hem oyun hem de sayısız insan harcanıyor bu futbol ikliminde.

Dolayısı ile oyun içi gerçekleri, kusurları ya da gelişimi toz duman arasında kalıyor.
 
Belli ki gönderilmiş teknik adamlar ordusuna birileri daha katılacak 

Tüketim halindeki Süper Lig'de sadece 4 büyükler, 50'ye yakın transfer yapmış. Ve bu transferlere, yeni teknik adamları da ekleyin.

Nasıl da durmadan tüketiyoruz.

Ve şimdi de sezon başı olmasına rağmen, o meşhur çanlar yine çalmaya başladı. 

Beğenilmeyen transferler ve gönderilmiş teknik adamlar ordusuna, yeni birileri daha katılacak belli ki. 
 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR