Kimi Avrupa ülkelerinde halen krallık var... Türkiye'de de sembolik olarak yaşatılabilir miydi?

Birleşik Kraliyet ailesi halen dünyadaki en popüler hanedanların başında geliyor / Fotoğraf: BBC

Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu üyesi 14 ülkenin kraliçesi II. Elizabeth'in 8 Eylül Perşembe günü yaşamını yitirmesinin ardından tahta oğlu III. Charles geçti.

Her ne kadar yetkileri günümüzde sembolik olsa da Birleşik Krallık'taki bu taht değişimi dünya genelinde ilgiyle takip ediliyor.

Birleşik Krallık dışında Norveç, İsveç, Danimarka, Hollanda, Belçika ve İspanya monarşinin varlığını sürdürdüğü ülkeler.

Bunlardan özellikle Norveç ve Danimarka'da kraliyet ailesinin geçmişi 1000 yıl öncesine dayanıyor.

Bu ülkeler dışında daha küçük yüzölçümlerine sahip olan Monoco, Andorra, Liechtenstein gibi ülkeler de prenslikle yönetiliyor.

Tabii adı geçen bütün ülkelerde de kralların ve prenslerin yetkileri sembolik düzeyde ve asıl yetki parlamentolarda.

Buna rağmen her birinin ülkelerinde popülariteleri gayet yüksek ve Birleşik Krallık, Monoco gibi yerlerde yaşantıları sürekli gazetecilerin yakın takibinde.

Peki sembolik dahi olsa bu ülkeler krallıkları neden yaşatıyor?

Independent Türkçe'den Ali Kemal Erdem, soruyu uzun yıllar boyunca görevleri kapsamında Avrupa'da görev yapan emekli büyükelçiler Uluç Özülker ve Yalım Eralp'e sordu.

Özülker, bu soruya en iyi cevabı Birleşik Krallık Ankara Büyükelçisi'nin bir konuşmasında "Monarşi bizim birlikteliğimizin tutkalıdır" diyerek cevap verdiğini belirtti.

Birleşik Krallık'ta monarşinin korunmasında 3 neden olduğunu belirten Özülker, bunlardan ilkini şöyle anlattı:

Birincisi İngiltere tarihte demokrasiye en yakın düzenlerden birini Magna Carta'yı hayata geçirmiş ülkedir. Ama sonuç itibariyle İngiltere, halk ve onun başındaki monark şeklinde tanımlanabilecek 14. yüzyıldan beri başarılı denebilecek sistemin tasarlayıcısıdır. Tarihini inkar etmeden, onun kendisine getirdiği üstünlükleri kabullenerek, bunu yeniden devam ettirme hususu İngilizlerin kafasında temel öğedir.

Özülker, ikinci olarak Birleşik Krallık'ın 18 ve 19. yüzyılda dünyaya hakim olmuş bir ülke olduğunu, tahttaki kişinin halen İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinin de kral veya kraliçesi olarak kabul edildiğini, sembolik de olsa o ülkelere genel vali atama yetkisi olduğunu anımsatarak, "İmparator sıfatı aynı zamanda bu kamu valilik sisteminin devamı için de önemlidir" dedi.

Özülker, son olarak Avrupa'daki hanedanların hepsinin tarih içindeki evliliklerden dolayı birbirlerinin akrabaları olduğunu hatırlatarak, 'Dolayısıyla krallık deyince sadece ulusal değil, evrensel olarak da düşünürler" diye konuştu ve sözlerini şöyle tamamladı:

"Sonuç olarak Birleşik Krallık'ta monarşinin yetkileri günümüzde sembolik ama birlik beraberliğin simgesidir. Örneğin parlamentonun açılışında konuşurlar ama hükümetin yazdığı metni okurlar. Demokrasiyle çelişmiyorlar." 

Özülker'e Birleşik Krallık dışındaki diğer batı ülkelerindeki krallıkları sorduk. Buralarda monarşinin devam etmesinin tarihi geçmişleriyle alakalı düşünülmesi gerektiğini söyleyen Özülker, "Hollanda'nın bayrağı mavi, beyaz, kırmızı iken milli takımının renkleri Orange hanedanının renkleri olan turuncu. Bu hanedanın kendilerine getirmiş olduğu ulusallık bugün formalarına yansımış durumda" ifadelerini kullandı. 

Avrupa ülkelerindeki krallıkların sembolik yetkilerine dikkati çeken Özülker, "Orada oturmalarında mahsur yok. Olmayan yetkilerle oturan bir kral var. Biraz magazin, biraz da psikolojik sembol olarak düşünmek lazım" dedi. 

Avrupa'daki sembolik krallıkları hatırlatan kimi kişiler zaman zaman benzer bir uygulamanın Osmanlı hanedanı için de devam ettirilebileceğini iddia ediyor.

Peki böyle bir şey mümkün olur muydu? Özülker, bugün Birleşik Krallık başta olmak üzere belli Avrupa ülkelerinde uygulanan monarşi sisteminin Türkiye'de devam ettirilemeyeceğini iddia ederek, "Osmanlı döneminde bizde millet birliği yoktu. Bizler reaya veya ümmettik. Avrupa'da hanedanları belirleyen belirleyici unsur din değil kendi ulusallıklarıdır" değerlendirmesinde bulundu. 

Avrupa'daki krallıklar sembolik olarak kalırken, krallığın olduğu İslam ülkelerinde halen yönetimde etkililer.

Özülker, bunun bu ülkelerde halen aşiret düzeninin etkili olmasından kaynaklandığını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

"Bahse konu ülkelerde kral oradaki en güçlü aşiretin de lideri durumundadır. Orada gerçek anlamda bir millet kavramı bulamazsınız. Bir aşiret diğerleri üzerinde üstünlük kurmuştur. Krallar da bu güç dengesi içinde en güçlü olarak tahta gelmiş kişilerdir. Atatürk'ün en büyük başarısı bizi milletleştirmesidir."

Emekli Büyükelçi Yalım Eralp'in ise konuya dair cevabı kısa oldu.

Birleşik Krallık'ta kraliyetin birleştirici rol oynadığını diğer ülkelerde ise bir gelenek olarak devam ettirildiğini dile getiren Eralp, "Kimseyi rahatsız etmiyor. Demokratik bir sistem uygulanıyor" diye konuştu.

Tarihçiye Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu da Avrupa ülkelerindeki monarşinin göstermelik ve gelenekler çerçevesinde devam ettiğini söyledi.

Halaçoğlu, şunları kaydetti: 

Bazıları bizde de aynı şekilde devam etseydi ne olurdu diye soruyor. Bu sistemi İngilizler kaldırabilir ama biz kaldıramayız. Çünkü sembolik olarak kalmaz, ikilik çıkardı. Padişah Vahdettin, Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zaferi bile tebrik etmemiştir. Devleti değil, saltanatını kurtarma derdine düşmüştü. Devam etseydi ülke yönetiminde sorun yaşanırdı. Dolayısıyla kaldırılarak doğrusu yapıldı.


PAYLAŞ