Zamlar ilaç krizini de beraberinde getirdi

Ali Fuat Gül | Fotoğraf: MA

Fiyat Değerlendirme Komisyonu (FDK) tarafından yılda bir kez belirlenen ilaç fiyatları, güncel döviz kuru ile ilaç fiyatlarının belirlenmesinde sabitlenen kur arasındaki seviye farkı, ilaca erişimde ciddi sorunlar yaratıyor. Türk Eczacılar Birliği'nin (TEB) kayıtlarına göre, eczane raflarında olması gereken 645 çeşit ilaca artan enflasyonun da etkisiyle erişilemiyor. Eczacılar, 2021 yılında 4,57 TL'de sabitlenen kurun güncel rakamın çok altında kalması nedeniyle piyasada bulunamayan ilaç sayısının her geçen gün arttığı uyarısında bulunuyor. Döviz kurunun artmasıyla beraber, ilaç firmaların üretim yapmadığını belirten Ankara Eczacılar Odası Genel Sekreteri Ali Fuat Gül, ilaç yokluğunun şimdilerde yüzde 20’leri bulduğunu ve bu yokluğun yılsonuna kadar artarak devam edeceğini söyledi.

Şubat 2021’de bir kur güncellemesi yapıldığını hatırlatan Gül, yapılan kur güncellemesinin 7,80 TL’ye sabitlendiğini belirtti. Yapılan zammın sanayiyi tatmin etmediğini belirten Gül, “Bunun en büyük sebebi ülkedeki enflasyon ve artan maliyetlerdir. İlaç camları ve flakonlar, şişe cama gelen çok ciddi zamlar, bunlar ilaç yokluğunun önüne geçmedi. 22 Nisan’da 150-200 kalem ilaca zam yapıldı. İlaç karar fiyat kararnamesinde güncellemeler yapıldı. Yapılan ilaç zamlarında, 10 TL altında olan ilaçlar, bazı öksürük şurupları vardı. En son Ağustos’ta yayınlanan kararname neticesinde, ilaçlara yüzde 25 zam yapıldı. Bu üreticiyi hiçbir şekilde tatmin etmedi. İlaç yokluğunun da önüne geçilemedi. İlaç yokluğu şimdilerde, yüzde 20’leri bulmuş durumda. Bu sorunun çözülmesi için ilaç fiyat kararnamemizin güncellenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Devletin ilaç alım politikasının değişmesi gerektiğinin altını çizen Gül, “Şu anda halkın ilaca erişimi ve halkın sağlığına kavuşmasını esas alıyoruz. Zamların gelmesini istemiyoruz, çünkü halk ilaca erişemiyor. Kurda güncellemeler oldukça artışlar geliyor. Bu durum ilaçların azalmasına sebebiyet veriyor. Şu anda bütün ilaçlar, dördüncü ve beşinci kademede. Geçtiğimiz sene ikinci ve üçüncü kademe ilaçlar vardı. Artışlardan kaynaklı dördüncü ve beşinci kademeye gitti. Dördüncü ve beşinci kademe olan ilacın kârı daha düşük oluyor. Üretici firmalarda devletten ona göre kâr alıyorlar.  Öyle olunca da ne yazık ki üretilmiyor. Örneğin, bir ilaç Türkiye satışında, 20 bin kutuysa, onu 10 bin kutuya düşürdüler. Kanser, biyolojik ve hormon ilaçlarına erişimde çok ciddi sıkıntı var” dedi.

İlaçların az ya da çok önemli olarak ayırt edilmesinin doğru olmadığını belirten Gül, şöyle konuştu: “Bir insan hipertansiyon ilacı kullanamazsa, felç geçirir, kalp krizi geçirir. Avrupa’da üretilen ilaçların yüzde 70’i Türkiye’ye gelmiyor. Gelmediği için eski ilaçlar kullanılıyor. Ağır hastalıklar bunlarla tedavi ettirilmeye çalışılıyor. 15 gün önce şişe cama, yüzde 32 zam yapıldı. Türkiye'de ilaç sanayi bir montaj sanayidir. Hammaddesi, kağıdı, alüminyum folyosu, pamuğu her şeyi yurt dışından getiriyoruz. Döviz artmaya devam ediyor. Böyle olduğu zaman da firmalar üretim yapmıyor. Tansiyon ilacı, ağrı kesici, kanser ilacı bile bulunmuyor. Ekim ayında şuruplar bitmiş durumdaydı. Şimdi tansiyon ilaçları ve insülin ilaçları bitmiş durumda” şeklinde konuştu.

Artan enflasyon ve krizin eczacılık mesleğine olan etkilerini anlatan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kira, elektrik ve internet giderleri çok ciddi artmış durumda. Çoğu eczanemiz artık kapatma noktasına geldi. Söylemek istediğimiz, halk sağlığında eczanelerimizin artık geçinemez olduğudur. Asıl amacımız kur veya zam değil, halkın ilaca erişimini sağlamaktır. Ülkede çok ciddi bir ilaç krizi var. Bu kriz gittikçe artacak. Haklı sebeplerimizden ötürü de meslektaşlarımız taleplerini karşılamak ve hükümete sesimizi duyurmak için bir eylem planımız var.”

Gül, 16 Ekim’de eczacıların yapacağı büyük yürüyüşe dair de şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı tarafından eczacılara ayrımcılık yapılıyor. Biz buna karşıyız, sağlık bir bütündür. Doktor ilacını yazacak, hastasını tedavi edecek, ilaçlarını biz vereceğiz. Sağlık Bakanlığı’nın gözünde yok hükmündeyiz. Bizim kamuda görev yapan meslektaşlarımızın sayısı da çok az. Bu iyileştirme içerisine keşke meslektaşlarımız da katılabilse. Bütün haklı taleplerimiz ilettik. Doktorlara, hemşirelere diğer sağlık çalışanları da dâhil herkesin bir bütün olduğunu düşünüyoruz. Ama ne yazık ki geçen sene sağlık çalışanlarının özlük haklarına ilişkin olarak bir iyileştirme yapılacağı söylendi. Eczacılar bunun içerisine katılmadı. Yaşanan sorunlara karşı bütün şehirlerdeki eczacılar birleşerek, haklı taleplerimizi dile getirmeye ve halk ilaca erişim sağlayana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.”

MA


PAYLAŞ