İSİG Genel Koordinatörü Murat Çakır: Çocuk işçiliğin önlenmesi için, Türkiye’de yoksulluğun önlenmesi gerekiyor

TÜKENMEZ HABER - İSİG Meclisi'nin (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) Haziran'da yayınladığı rapora göre; AKP’li yıllarda en az 811 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Rapora göre çocuk işçi ölümlerinin nedenleri şöyle sıralandı;

Trafik, Servis Kazası nedeniyle 153 çocuk; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 97 çocuk; Ezilme, Göçük nedeniyle 68 çocuk; Yüksekten Düşme nedeniyle 52 çocuk; Şiddet nedeniyle 47 çocuk; Elektrik Çarpması nedeniyle 39 çocuk; Yıldırım Düşmesi nedeniyle 35 çocuk; Patlama, Yanma nedeniyle 20 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 12 çocuk; Kesilme, Kopma nedeniyle 11 çocuk; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 6 çocuk; İntihar nedeniyle 6 çocuk; Diğer nedenlerden dolayı 10 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti.

İş Kanunu'nun “Ağır ve Tehlikeli İşler” başlıklı 85. maddesine göre; “On altı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar ile çalıştığı işle ilgili mesleki eğitim almamış işçiler ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz" maddesi yer almasına rağmen ortaya çıkan rakam ise korkutucu.

Peki çalıştırılması yasak olmasına rağmen, neden fabrikalar va atölyelerde çocuk işçiler kullanılıyor? Çalıştırılan çocuk işçilerin son yıllarda artmasının sebebi nedir? Çocuklar okul yerine neden işe gidiyor?

İSİG Meclisi Genel Koordinatörü Murat Çakır, sorularımızı yanıtladı.

-Okulların başladığı tarihte ne yazık ki çocuk işçi ölümleri yaşandı. Muğla'da sanayide çalışan 15 yaşındaki Egehan Bülbül gibi... Peki çocuklar neden okul yerine sanayiye gidiyor? 

İSİG Meclisi olarak elimizdeki bilgilere göre son on yılda 204’ü 14 yaş ve altında olmak üzere 604 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Çocuk işçilik 4 ila 8 yaş arasında başlıyor. Bu yaşta mevsimlik tarım işçisi, çoban ya da sokakta mendil satan çocuk ölümlerine rastlıyoruz. Ancak mevsimlik tarım işçisi çocuklarda ve sokakta çalışan çocuklarda 8 yaşından itibaren bir artış var. 10-12 yaşlarda tekstil ve metalde çalışan çocukları görüyoruz. 13-14 yaşlarından itibaren tarım, inşaat, sanayi ve hizmetlerde çalışan sayıları milyonlara ulaşan çocuk işçi var.

Birinci olarak mevsimlik tarım işçiliğinin omurgasını çocuk, kadın ve yaşlı emeği oluşturuyor. İkinci olarak 13-14 yaşından itibaren güce dayalı bir işkolu olan inşaatlarda çocuk işçilik başlıyor. Üçüncü olarak sanayide zaten meslek okulları marifetiyle ucuz işçi olan çocuklar çalıştırılmaya başlanıyor. Dördüncü olarak hizmet sektöründe yoğun bir çocuk işgücü (moto kurye, otel-lokanta çalışanı vs) var. 

Türkiye ekonomisi ucuz emek gücüne dayanmaktadır. 14 yaş ve altı çalışması yasal olarak yasak olan, 15-17 yaşlarda ağır-tehlikeli işlerde çalışması yasak olan, çoğunluğu sigortasız, örgütlenme imkanı olmayan, sayısı kışın bir milyon yazın 4-5 milyonu bulan bir güvencesiz bir emek gücü çalıştırılıyor. Durumun özeti budur.

-Türkiye’de ‘çocuk işçi’liğin önüne geçecek düzenlemeler var mı? Yasada hangi düzenlemeler yer alıyor? Çocuk işçiliğinin önüne nasıl geçilir?

Türkiye yasalarına göre “14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişi” çocuk işçi; “15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış kişi” genç işçi olarak tanımlanmaktadır. Yani 14 yaş ve altının çalışması yasak ama bu yaş grubunda son on yılda bizim tespit ettiğimiz en az 204 ölüm var. Keza yasada genç işçi olarak tanımlanan ve çalıştırılması yasak olan işlerde çalışırken ölen onlarca işçi var. 

'BAKANLIK'IN ATTIĞI SOMUT BİR ADIM YOK'

Diğer yandan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın hazırladığı “Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planları”nda da bu durum tespit ediliyor ancak somut olarak bir adım atılmıyor. Yapılan açıklamalar ancak bir PR çalışması olarak kalıyor.

'ÇOCUK İŞÇİLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN YOKSULLUĞUN ÖNLENMESİ GEREK'

Çocuk işçiliğin önlenmesi için ilk olarak Türkiye’de yoksulluğun önlenmesi gerekiyor. Çocuklar yoksulluktan dolayı çalışmak zorunda kalıyor sonuçta. İkinci olarak eğitim sisteminin eşit, bilimsel bir tarzda yeniden kurulması gerekiyor. Şu anki 4+4+4 sistemi, eğitimin para ile alınıp satılan bir hizmet haline getirilmesi, meslek okullarının meslek öğretmekten ziyade sanayide ucuz işçiliği sağlaması gibi birçok durum var. Üçüncü olarak acilen hukuksal yaptırımların da caydırıcı hale getirilmesi gerekiyor. Ancak ne derseniz deyin bu bir sistem sorunu olarak gözüküyor.

-Peki neden ‘çocuk işçiliği’ önlenemiyor? Hatta çoğu zaman toplumda kanıksanmış bir durum olarak görülüyor.. Örneğin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un çocuk işçiyle fotoğraf paylaşması tepki çekmişti..

'UCUZ EMEK GÜCÜ VE EN KORUNMASIZ NÜFUS GRUBU ÇOCUKLAR'

Dediğim gibi, ucuz emek gücüne ihtiyaç duyulan bir ülkede neden en korunmasız nüfus grubu olan çocukların çalışması önlensin? Diğer yandan ailelerin çocuklarının bir meslek öğrenmesini istemesi ile sermayenin çocukları direkt sanayinin çarklarına atması birbirinden ayrı şeyler. Bizim toplumumuzun en çok tepki gösterdiği işçi ölümleri çocuklar. Tabi sorun mesleki eğitimin bilimsel bir şekilde yapılması ve çocuk işçi ölümlerinin önlenmesine karşı talepleriyle bir program oluşturmak ve adım atmak.

'ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMLERDE NADİREN DAVA AÇILIYOR VE PARA CEZASI VERİLİYOR'

-Çocuk işçilerin ölümünden sonra aileler hukuk yoluna gidiyor mu? 

Küçük yaşta ölen bir kısım çocuk çiftçi olarak çalışıyor. Keza mevsimlik tarım işçilerinde de çocuklar aileleriye birlikte çalışıyor. Burada hem yapılan iş hem de işçiler açısından örgütsüzlük nedeniyle dava açılmıyor. Yine bir kısım çocuk da tanıdık vasıtasıyla çalıştırıldığı için davalara rastlamıyoruz. 

Esas olarak büyükşehirlerde sanayi ve hizmetlerde çalışan çocuk ölümlerinde ailelerin açtıkları davalar oluyor. Ancak çoğu uzun yıllar sürüyor. Ya da açılan davalarda tirajik kararlar veriliyor. Örneğin 30 bin TL para cezası, bunun 12 taksite bölünmesi gibi. Ya da yaşasaydı şu kadar yıl çalışırdı, asgari ücretten şu kadar gelir elde ederdi gibi tazminat kararları veriliyor.

-Hazırladığınız raporda AKP döneminde yaşamını yitiren çocuk işçiliği rakamlarına yer verdiniz…Peki bu rapordan sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile bir görüşmeniz oldu mu? Bakanlık harekete geçti mi?

Biz farklı meslek gruplarından ve farklı işçi örgütlenmelerine üye olan, gönüllülüğe dayalı bir kurumuz, yani formel bir örgütlülük değiliz. Bu anlamda toplumu bilgilendirme, emek örgütlerinin politikalarının oluşturulması gibi bir etki gücümüz olabiliyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bir daveti olursa bir bilgilendirme ve atılacak adımları paylaşırız tabi ki...


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR