Milli takım başarılı olabilir mi?

Milli takımın oynadığı maçlarda, duygusal desteğin çok kırılgan olması dikkat çekiyor.

Her dönem yaşanan teknik adam tartışmaları, kulüpçülüğün milli takıma bulaşması, oyuncu tercihleri ve geçmiş yıllarda yaşanan çirkin prim pazarlıkları, taraftarların milli takıma olan duygusal bağlarında kırılganlıklar yarattı.

Son oynanan Lüksemburg ve Faroe Adaları maçlarında hem sosyal medyada hem de spor medyasında yaşanan tartışma ve yorumlar, milli takımla ilgili karamsarlık yaratıyor doğal olarak.

Tabi ki ortaya çıkan sonuçlar oldukça başarısız.

Avrupa'nın en zayıf milli takımlarından biri ile berabere kalıp, diğerine yenilmek de öyle sıradan bir başarısızlık değil zaten.

Ama bu başarısızlık, sadece A Milli Futbol Takım teknik direktörü Stefan Kuntz'a da ait değil.

Bakıldığında herkesin kendine göre bir milli takımı var ve o milli takımda oynaması gereken her isim, camialara göre değişiyor.

Örneğin, özellikle dört büyük takımın taraftarları, rakip camialardan bir oyuncunun yaptığı her hatada daha sert bir tutum sergilerken, spor medyasının bazı kesimleri de yakın oldukları kişilerinin teknik direktörlüğü için algı yapıyor. 

Mesela benzer tartışmalar, voleybol ve basketbol milli takımlarında pek olmuyor, çünkü o branşlarda 4 büyüklerin keskin bir rekabeti yok.

Ayrıca, Avrupa'ya giden takımlarımız da kasaba takımları olarak tabir edilen takımlara eleniyor.

Yani Lüksemburg maçındaki başarısızlık, sürpriz sayılmamalı.

Yani milli takımın başarısızlığı, Türk futbolunun bir yansıması aslında.

Milli takımlar daha yavaş ve daha çok pasla oynuyorlar

Dünya genelinde milli takımlarla ilgili ilginç veriler mevcut.

Bu verilere bakıldığında, milli takımların başarılı olması kolay değil.

The Analyst'in verilerine göre, milli takımların kulüp takımlarına göre hatalı gol yeme oranı daha yüksek.

Kulüplerde hataların gole dönüşme oranı yüzde 38 iken, milli takımlarda bu oran yüzde 44.

Milli takımlarda oyun hızı, kulüp takımlarına göre daha yavaş. Oyun hızında kat edilen mesafe, milli takımlarda 1,45 metre iken, kulüp takımlarında 1,64 metre.

Pas sayısı olarak da milli takımlarda pas sayısı, kulüp takımlara göre daha fazla. Millî takımlar, maç başına ortalama 502 pas yaparken, kulüp takımları 449 pas yapıyor.

Milli takımlar, ortalama yılda 11 maç yaparken, kulüp takımları ortalama 44 maç yapıyor.

Sonuç olarak milli takımlar, daha yavaş ve daha güvenli oyun oynuyor ve daha az maç yapıyor.

Ve daha az maç yapmaları ile beraber, gol yeme riskleri kulüp takımlarına göre daha fazla oluyor.

Yani tüm milli takımların, iyi bir oyun sergilemesi kolay değil, bu yüzden de milli takımların çok iyi bir organizasyona ve bir kültüre ihtiyacı var.

Milli takımın başarısı ülke futbolunun düzelmesinden geçiyor

Başarılı olmuş ya da iz bırakmış milli takımlara bakıldığında, ülkelerin yakaladığı bir jenerasyon, bir oyun kültürü ve bir planlama olduğu ortada.

İspanya, Almanya, Fransa'nın şampiyonluklarında bir jenerasyon oluşturulması ya da Belçika gibi ülke futbolunda radikal değişikliğe gitmeleri, belirleyici oluyor.

Dönemsel başarı yakalamış milli takımlarda da başarı, sabun köpüğü gibi aslında.

Dolayısı ile A Milli Futbol Takımı'nın, başarılı olması çok zor.

Hem seçilen teknik adamlar hem de oluşan ortam, milli takımları sürekli tartışmaya açık tutuyor.

Ne oyuncular belli bir sistemden yetişiyor ne de belli bir ekolden geliyor.

Ve tabi ki kulüpçülük de oldukça zarar veriyor milli takıma. Ve doğal olarak turnuva devamlılığı yaratamayan, bir milli takım ortaya çıkıyor.

Bu yüzden milli takımın başarısı, ülke futbolunun düzelmesinden geçiyor.

Yoksa hiçbir başarısızlık, sürpriz değil maalesef.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir. 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR