Scouting meselesi (2)

Nottingham Forest, 1977 yazında Birmingham City’den Kenny Burns’ü transfer ettiğinde teknik direktör Brian Clough o güne dek imza attırdığı en çirkin oyununun Burns olduğunu söylemişti.

Clough haklıydı. Tuhaf sarı saçları ve bıyıklarıyla Burns’ün ilginç bir görüntüsü vardı. Ayrıca yardımcısı Peter Taylor’un kitabında söylediği gibi kavgacı, kumarbaz ve alkolikti.

Burns stoper olarak başladığı futbola 6 sezon boyunca bir santrfor olarak devam etmişti. Yine Taylor’un söylediği üzere fazlasıyla hantaldı.

Burns’ün transfer edilmesini şaşkınlıkla karşılayan Ada basını Clough-Taylor ikilisinin onu tekrar stoper pozisyonuna çekmesiyle daha da şaşırmıştı.

Dünyada hiç stoper kalmamış gibi sorunlu bir santrforu transfer edip stoper oynatmak çılgınlık olmalıydı.

O sezon sonunda Nottingham Forest yeni çıktığı ligi şampiyon olarak tamamladı. Kenny Burns ise lig ve kupada toplam 55 maça çıkıp sezon sonunda Yılın Futbolcusu ödülünü kazandı.

Risk: sorunlu futbolcu transferi

İçinde scouting kelimesi geçen herhangi bir cümlede Brian Clough ve Peter Taylor isimlerinin duyulması çok muhtemel...

Futbol menajerlik oyunlarında bile çoğu insanın başaramadığı şeyleri Nottingham Forest’ta başaran ikilinin en büyük sırrı ihtiyaca en uygun en doğru oyuncuyu bulabilmeleriydi.

İkilinin yolu ilk olarak Hartlepool’da kesişmişti. Ardından Derby County’ye gidip İngiltere futbolunda tarihin akışını değiştirmeye başladılar.

Derby gelmiş geçmiş en başarılı sezonlarını yaşadı. Clough iyi bir taktisyendi. Oyunculara görev tanımlarını doğru yapıyor, onları maçlara çok iyi hazırlıyordu.

Taylor ise onun gözü kulağı gibiydi. Clough’un hem yardımcı antrenörü hem de scoutluğunu yapıyordu.

Takımdaki eksikleri çok doğru tespit eden ikili, oynatacakları sisteme en uygun oyuncuları transfer ediyorlardı.

Transfer edilenlerin birçoğu gölgede kalmış, sorunlu ya da kimsenin aklına gelmeyen oyunculardı.

Tarihin birçok döneminde ve pek çok ülkede olduğu gibi 70’ler İngilteresi’nde de futbolcuların en büyük zaafı kumar, alkol ya da kadınlardı.

Clough ve Taylor bu oyuncuların sorunlarını gerekirse onlara açıkça sorarak tespit ediyor ve buna göre “man management” denilen insan yönetimini yapıyorlardı.

İkilinin sırrı özetle ihtiyacı doğru tespit etmek, oyun sistemine uygun en doğru oyuncuyu bulmak ve etkili bir insan yönetimi yapmak olarak ön plana çıkıyordu.

İnsan yönetimi, transfer sonrasını ilgilendiren bir sürecin parçası olsa da, mental sorunları olan bir oyuncuyu transfer etmek, onun bu sorunlarına da kefil olmak demek oluyordu.

Sonuçta transfer, oyuncu geldikten sonra da etkisinin konuşulduğu bir süreçti ve Clough-Taylor ikilisi bunun farkındaydı.

Futbolcular formlarının zirvesindeyken mi satılmalı?

Mental sorunlar yaşayan oyunculara samimi yaklaşım sergilerseniz ve göstereceği yeteneğine onu inandırıp güven aşıladığınızda oyuncudan maksimum verim almamak için hiçbir sebep yok.

Peter Taylor, kitabı ‘With Clough’da, transfer ettikleri oyuncularla “yerine daha iyi birini bulduğumuzda seni her zaman satabiliriz” şeklinde bir konuşma yaptıklarını söylerken, oyuncuları formlarının zirvesindeyken satmalarının kendileri için vazgeçilmez olduğunu da belirtiyordu.

Kenny Burns gibi o sezon takıma katılan ve İngiltere Milli Takımı’nın efsane kalecilerinden birine dönüşen Peter Shilton 5 sezon sonra 33 yaşında Nottingham’dan ayrıldığında 2 Şampiyon Kulüpler Kupası, 1 UEFA Süper Kupası, 1 İngiltere Şampiyonluğu ve 2 Lig Kupası kazanmış ve Nottingham Forest 5 sezonun sonunda onu Southampton’a geldiği bedelle satmıştı.

Clough ve Taylor aynı kupaları kazanan ve 150 bin pound’a aldıkları Burns’ü ise otuzlu yaşlarının başında 400 bin pound’a Leeds’ e sattı. Burns hiçbir zaman Nottingham’daki gibi oynayamadı.

Yabancı sayısı 13'ten 338'e çıktı

Bugün İngiltere’deki transfer piyasasında 300 ya da 400 bin pound gibi ücretler sadece alt liglerde vasat oyuncular için ödeniyor. Scouting ise bambaşka bir boyuta ulaşmış durumda.

1992’de Premier Lig’in ilk sezonunda oynayan yabancı oyuncu sayısı sadece 13’tü. Bugün ise 338 yabancı oyuncu var.

Yayın gelirlerinin piyasayı yükseltmesi nedeniyle hem yüksek maaş hem de yüksek bonservis bedelleri, doğru scouting çalışmalarını da zorunlu hale getirmekte.

İşin zor kısmı ise Ada’nın kendisinden ibaret olan dar pazarının dışına çoktan çıkılmış olması.

Bu pazarda da gerek Portekizlilerin gerek Hollandalıların gerekse de Fransızların ilk alıcı konumunda yer almaları, İngiltere Premier Lig takımlarını oyuncuya ederlerinin çok üzerinde gereksiz bedeller ödemelerine neden oluyor.

Arsene Wenger’in etkisiyle scouting yarışına çok önceden giren ve bunu en iyi yapan takımlardan biri olan Arsenal’i bir kenara koyarsak Manchester City, Chelsea gibi kulüpler özellikle son 10 yılda scouting yarışının içinde yer alarak küçük yaştaki potansiyelli oyuncuları takımlarına katmak için daha büyük bir savaşın içine girdiler.

Tam da bu noktada scouting’in, geniş bir çevre tarafından, sadece yetenekli genç oyuncu bulmak olarak anlaşıldığı biliniyor. Oysa durum tam olarak öyle değil…

Clough ve Taylor’un tecrübelerinden yola çıkacak olursak 34 yaşındaki bir oyuncunun da scouting’i yapılabilir, 20 yaşında bir oyuncunun da...

Oyuncu kaç yaşında olursa olsun, potansiyeli değerlendirilmeye açıktır.

Yaşlı oyuncu da iyi transfer olabilir

Takımın oyun sistemine uyduğu takdirde kısa ve orta vadede elde edilecek başarıların önemli bir öznesi olacaksa yaşlı bir oyuncu iyi bir transfer olabilir.

Son iki sezondur sürekli olarak “bu sezon son sezonudur” denilen Atiba Hutchinson’un Beşiktaş’ın en iyi oyuncusu olması bunu kanıtlar nitelikte.

Hutchinson’un bugün 36 yaşını geçtiğini bilmeyen bir scout bu sezon onun oynadığı herhangi bir üç maçı izlediğinde kulübüne “mutlaka alınmalı” raporu verecektir.

Oyuncunun yaşının bilinmesi kadar görüntü ya da istatistik temelli önyargılar da scouting’de doğru sonuç vermiyor.

Bir oyuncunun sahada yaptıklarının analizini sayılara dökmek işin en kolay kısmı olsa da bu aksiyonların nitelikli olup olmadığına bakmak için her aksiyona denk gelen hareketler ayrı ayrı incelenmelidir.

Örneğin bir savunmacının top kesmelerine tek tek bakılmalıdır. Hareketin zorluğu, rakibin kuvveti, yanındaki veya önündeki oyuncunun konumu dahi oyuncunun o hareketini nitelemek için önemli birer kriterdir.

Bir oyuncu bir maçta topla ortalama 2-3 dakika arasında buluşabiliyor. Genel bir fikre sahip olabilmek için ancak olumlu ya da olumsuz tüm bu aksiyonları tek tek izleyerek neler yaptığına dair bir fikre sahip olunabilir.

Topsuz alan hareketleri ve belli başlı teknik, mental ve fiziksel diğer değerlendirmeler için mutlaka maçın geneli izlenmelidir.

Bu nedenle YouTube’da ya da herhangi bir video platformunda bir oyuncunun en iyi hareketlerini içeren videolar sadece oyuncunun transfer edileceği takımın taraftarlarını heyecanlandıran görüntülerden fazlası olmuyor.

Unutulmamalı ki bir kalecinin kurtarışlarından çok yediği goller onun hakkında daha çok fikir verecektir.

Clough ve Taylor gibi olumsuzu görmek ve bunu esas alarak genel değerlendirme yapmak hem gereksiz beklentileri yok edecek, hem başta mental olmak üzere diğer sorunları çözmeye yardımcı olacak, hem de daha objektif değerlendirmelerin yolunu açacaktır.

Türk takımları da profesyonel scouting hizmeti almak zorunda kalacak

Bugün Türkiye’ye baktığımızda ise menajerlerin getirdiği ya da menajer aracılarının önerdiği oyuncuların transfer edilmesi ve yurt dışı maçlarında scouting akreditasyonlarında bile scout personeli yerine yöneticilerin ve menajerlerin bu kontenjanda yer alarak kişisel tatminlerini sağlaması işin ne kadar ciddiyetten uzak ele alındığını gösteriyor.

Her sene belli başlı menajerlerin temsilciğini yaptıkları oyuncuları kulüplerin gündemine getirmesi, sahadaki sistemden bağımsız olarak sürekli olarak aynı oyunculara dönülmesi, genç oyuncu transferlerinin risk olarak görülmesi, ödenen yüksek meblağlar ve günün sonunda takımın başarısız sayılarak teknik direktörün kovulması Türkiye’de scouting’in özeti gibi.

Yaşanan tüm vizyonsuzluğa ve profesyonelleşmeden uzak hareketlere rağmen her kulüp hem ayakta kalabilmek hem yurt dışı pazarlarına yetişebilmek hem de aradaki menajerlere ödeyecek para bulamayacakları için er ya da geç profesyonel scouting hizmeti almak zorunda kalacak.

Dünyada çok fazla lig, çok fazla takım, çok fazla oyuncu var ve teknoloji kaşif gözü olmayan vizyonsuzları yemeye başladı bile...

Film Önerisi: Brian Clough ve Peter Taylor’un Derby County ve Leeds günlerini anlatan “Damned United” ve Nottingham Forest’ta başardıklarını anlatan “I Beleive in Miracles”


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR