Yolda kaybolan yıldızlar: Lentini ve Scherbakov

İkisi de kanatta oynuyordu. İkisi de çok süratliydi. İkisi de bir maçı tek başına alabilecek yetenekteydi. İkisinin de çok iyi yerlere gelmesi bekleniyordu.

İkisi de aynı yıl trafik kazası geçirdi. Biri bir daha hiç futbol oynayamadı. Biri de sahada asla eskisi gibi olamadı.

Kadrosunda Enzo Scifo ve Martin Vazquez gibi kült figürler olsa da 1991-92 sezonunda Serie A’yı 3. olarak bitirip UEFA Kupası’nda finale kadar çıkan Torino’nun en büyük yıldızı Gianluigi Lentini’ydi.

Uzun saçları, ince bilekleri, hızı ve oyun zekasıyla sahada hemen göze çarpıyordu.

1992 yazında Juventus ile Milan onu almak için kıyasıya bir yarışın içine girdi. Daha fazla para veren Berlusconi, Lentini’yi Milano’ya getirdi.

13 milyon sterlin o güne dek bir oyuncu için verilen en yüksek transfer ücretiydi. Vatikan bile bir futbolcu için ödenen bu paranın iş ahlakına uygun olmadığını söyleyerek tartışmalara dahil olmuştu.

1992-93 sezonuna girerken Lentini, sakatlıklarla boğuşan Marco Van Basten’in alternatifi olarak transfer edilen Jean-Pierre Papin ile birlikte takımın en büyük kozlarından biriydi.

Teknik Direktör Capello için de Lentini çok büyük bir yetenekti. Onun hızı ve gücünden çok etkilenmişti.

Dünyada fırtınalar estiren bir takıma en pahalı futbolcu unvanıyla transfer olarak yüksek beklentileri karşılamak gibi büyük bir yükün altına giren 7 numara, o sezon kurtlar sofrasında gücü ve hızıyla tutunmaya çalıştı.

Milan ligde hedefine ulaşsa da Şampiyonlar Ligi’ni finalde (Papin’in geldiği takım olan) Marsilya’ya kaybettiği için taraftarlarını memnun edememişti.

Hem Milan hem de Lentini için sıradaki sezon daha büyük bir meydan okuma hikayesi olacaktı. Ancak bu hikaye 2 Ağustos 1993 sabahı her şeyin çok başındayken bitti.

Torino civarında kontrolünü kaybettiği Porsche aracıyla taklalar atan Lentini ağır yaralıydı.

Kafatası kırılmış, göz çukurunda büyük hasar meydana gelmişti. Kısa süren bir komayı hafıza kaybı ve baş dönmeleri takip etti.

Lentini tedavi sürecindeyken belki onun da hayranlıkla izlediği başka bir oyuncunun daha kaderi değişecekti.

Sovyetler Birliği’nin futbol tarihindeki son turnuvası, 1991 yılında Portekiz’de düzenlenen Dünya Gençler Şampiyonası'ydı.

O turnuvada 3. olan Sovyetlerin futbol sahnesine çıkarttığı son yıldız ise birliğin Ukrayna kökenli oyuncusu Serhiy Scherbakov’du.

Shakhtar Donetsk forması giyen Scherbakov; Dwight Yorke, Roberto Carlos, Ismael Urzaiz, Patrik Andersson, Juan Esnaider, Rui Costa, Mark Bosnich gibi ilerleyen yıllarda çok ünlenecek futbolcuların yer aldığı turnuvada attığı 5 golle altın ayakkabıyı almış ve herkesin dikkatini çekmişti.

Portekiz’deki bu turnuvayı takip edenlerden biri de bir sezon sonra Sporting Lizbon’da teknik direktörlüğe getirilecek olan Sir Bobby Robson’un scoutu ve tercümanı Jose Mourinho’ydu.

Scherbakov’un sürati, çevikliği ve birden yön değiştirebilme yeteneği onu durdurulması çok zor bir oyuncu yapıyordu.

Hem Avrupa’da hem de ligde belirlediği hedefe ulaşmak isteyen Bobby Robson oyunun kaderine etki eden Balakov, Cadete gibi oyuncuların yanına Mourinho’nun referansıyla Scherbakov’u da ekledi.

İşler iyi gidiyordu. Takım ligde liderdi. UEFA Kupası’nda ise önce Kocaelispor’u ardından Celtic’i eleyen takım, 3. turda Casino Salzburg’a 2-0 kazandığı maçın rövanşında 3-0 yenilerek elenmişti.

Sırf bu mağlubiyet yüzünden Sporting yönetimi Bobby Robson’un işine Aralık 1993’te son verdi.

Robson için düzenlenen veda yemeğinde alkolü fazla kaçıran Scherbakov yemeğin ardından aracıyla tıpkı Lentini gibi canını zor kurtardığı bir trafik kazası geçirdi.

Scherbakov ağır yaralı kurtulmuş ancak omurgası 3 yerden kırılmıştı. Bir daha futbol oynaması bir yana, yürümesi bile imkansız gözüküyordu.

Gerçekten de boynundan aşağısı felç olan Scherbakov bir daha asla ayağa kalkamadı.

Bobby Robson, bu kazadan bile kendini suçlu hissedecek kadar naif biriydi ve Scherbakov’un kazası onun da en büyük travmalarından biri olarak hayatında yer etti.

Her fırsatta bu kaza olmasaydı Scherbakov, Avrupa’nın gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından biri olacaktı demişti.

Scherbakov bir daha sahalara dönemedi, ama birkaç yıl boyunca içinde bu umudu canlı tuttu.

En son Moskova’da tekerlik sandalyede sürdüğü yaşamını scoutluk yaparak kazandığı söyleniyordu.

Lentini, Scherbakov’a göre çok daha şanslıydı. Öylesi ağır bir kazanın ardından, bir sene gibi kısa sürede yoğun bir rehabilitasyonla toparladı ve sahalara döndü.

Ancak potansiyeline asla ulaşamadı. Gerileyen motor yetenekleri onu önce Atalanta’ya sonra Torino’ya, ardından daha alt seviyelerdeki takımlara götürdü.

Milan’daki takım arkadaşı Marcel Desaily onun için “Kazadan önceki ve sonraki farkı görebiliyordunuz, fiziksel dengesi tamamen değişmişti” diyecekti.

Lentini, Scherbakov’un umduğu şeyi tam 43 yaşına dek aktif olarak devam ettirdi ve doğduğu kent Carmagnola’nın amatör takımında 2012’de futbolu bıraktı.

Scherbakov’un kazasından sonraysa Sporting’de daha çok forma şansı bulan Luis Figo ilerleyen yıllarda dünyanın en büyük yıldızlarından biri olacaktı.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR