EHP Sözcüsü Özge Akman: Emekçinin mutfağındaki yangını konuşulan zamlar söndüremez

Özlem TEMENA

TÜKENMEZ HABER - Asgari Ücret Tespit Komisyonu, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan 15 kişilik heyetin görüşmeleri tamamlanmak üzere. Türkiye'de 7 milyona yakın çalışanın gözleri ise bu görüşmede. 

2020 için asgari ücret görüşmelerinde sona gelinmişken, hem işçilerin talepleri hem de muhalefet partileriyle ‘insanca yaşam için asgari ücret’i konuştuk. Dosyamızın bugünkü konuğu ise EHP Parti Sözcüsü Özge Akman. 


İŞÇİLER TEMEL İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK İÇİN BORÇLANIYOR

İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2020’de geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere ilk toplantısını 2 Aralık Pazartesi günü, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında gerçekleştirdi. İlk görüşmenin ardından milyonlarca emekçinin çıkacak sonucu beklemeye koyuldu.

İşveren temsilcileri daha ilk toplantıda, asgari ücretin “makul” seviyede artırılmasını istedi. Türk-İş ise, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasının ortak talep olduğunu belirtti. Komisyon ikinci toplantısını 10 Aralık'ta işçi tarafını temsil eden Türk-İş'in ev sahipliğinde gerçekleşti.

Komisyon, üçüncü toplantısını 17 Aralık'ta işverenleri temsil eden TİSK binasında yaptı. Toplantıda TÜİK, hafif iş kolu için 1940 TL, orta iş kolu için 2086 TL, ağır iş kolu için 2331 TL asgari ücret önerdi.

Komisyonun dördüncü ve son toplantısının ise Bakanlığın ev sahipliğinde, aralığın son haftasında yapılması planlanıyor.

Üç toplantının ardından önerilen rakamlar ise emekçiler tarafından tepki topladı. İşçi ve emekçilerle yaptıkları çalışmalarla bilinen Emekçi Hareket Partisi (EHP) Parti Sözcüsü Özge Akman, ‘işçilerin temel ihtiyaçlarını borçlanarak aldığının’ altını çiziyor.

Enflasyon rakamlarıyla maaşların eridiğini belirten Akman, “İşçiler temel ihtiyaçları için büyük borçlar altına giriyorlar ve maaşlar bu şekilde erimeye devam ediyor. Mesela herhangi bir firmanın kar oranları durma eğilimine girdiğinde devlet bu borçları derhal siliyor, emekçiler ise bu borçları ödeyemediği için ihtiharları göze alıyor. Bugün önerilen rakamları işçilerden duyamazsınız, emekçinin mutfağındaki yangını bugün konuşulan zamlar söndürecek düzeyde değil” diyor.

‘TEK HANEYE DÜŞMEYEN ZAMLARLA YIL GEÇTİ…’

2020 için asgari ücret görüşmeleri başladı. 2020 için asgari ücretin ne kadar olması bekliyorsunuz?

Maalesef ekonomik krizin etkilerinin işçiler açıdan en çok hissedildiği dönemde, şu an açlık sınırının altında kalan asgari ücretle ilgili ilk elden yapılan açıklamalar pek iç açıcı değil. Öncelikle Çalışma Bakanı’nın bir önceki yıl için yaptığı “işçileri enflasyon altında ezdirmedik” değerlendirmesinden bile, önümüzdeki sürecin de oldukça manipülatif ilerleyeceğini gözlemleyebiliyoruz. Görüşme tarafları sendikalar açısından çeşitli düzeylerde rakamlar belirtilse de, hem bundan önceki deneyimler güven vermiyor, hem de sendikaların bugüne kadar ki süreçlerinden kaynaklı dağınık yapısı bu iradeyi olsa bile ortaya koyabilecek bir güç doğurmuyor.

Bu yıl krizin etkilerinin, patronlar batmasın diye tüm varlıkların patronlara aktarılması, vatandaştaki etkileri açısından da hiç tek haneye düşmeyen zamlarla geçti. Başta en temel ihtiyacı ifade gıda enflasyonu olmak üzere, enflasyonun kendisi yıl boyunca yüzde 30’ların altına düşmedi. Temel tüm ihtiyaçlara yapılan çift haneli zamların ardından, tek haneli olduğu iddia edilen enflasyon rakamları da kimseye inandırıcı gelmiyor. Kaldı ki enflasyon bir zamlanma oranı olduğu için, eksi gelmediği sürece gelen zamların geri düşmediği gerçeği var. Özetle geçen yıl daha 1. ayında açlık sınırının altına düşen enflasyon için, bu yıl da planlarının çok ötesine geçtiğini görmesek de, adı asgari olan bu ücret belirlemesinin, gerçek durumda bu ülkede ortalama ücret olarak uygulandığını görmek gerekir.

‘EMEKÇİLERİN MUTFAĞINDA YANGIN VAR’

İşçilerin yoğunluklu olduğu İstanbul’da da işçi çalışması yürütüyorsunuz, işçilerin asgari ücret beklentisi nasıl?

İşçiler açısından bugün asgari ücrete zam yapılarak çıkılacak bir yol dahi kalmamış durumda. Birincisi İstanbul gibi bir kentte mevcut yoksulluk sınırı 6,850 TL düzeyine rakamlar anılmıyor bile fakat bu yoksulluk denilen sınır. Bugün istihdamın yüzde 43’ü asgari ücretli, toplam yüzde 70’i ise asgari ücrete en yakın rakamlara çalışıyorlar. Temel ihtiyaçlara yönelik zamlar yüzde 50’ler düzeyinden düşmedi. Ayrıca bu ülkede ücretli çalışanlar için çok büyük bir borçlanma sorunu var. İşçiler temel ihtiyaçları için büyük borçlar altına giriyorlar ve maaşlar bu şekilde erimeye devam ediyor. Mesela herhangi bir firmanın kar oranları durma eğilimine girdiğinde devlet bu borçları derhal siliyor, emekçiler ise bu borçları ödeyemediği için ihtiharları göze alıyor. Bugün önerilen rakamları işçilerden duyamazsınız, emekçinin mutfağındaki yangını bugün konuşulan zamlar söndürecek düzeyde değil.

İşçiler asgari ücret görüşmelerini nasıl takip ediyor, gözlemleriniz nelerdir?

Asgari ücret OECD ülkelerine bakıldığında yüzde 8 -10’luk bir kesimi kapsıyor. Yani kelime anlamıyla “en düşük,en az, mininum” düzey olduğundan az bir kesimi ifade ediyor. Fakat bizim ülkemizde durum tam tersi. Birincisi asgari ücret tutarı istihdamın yüzde 70’ini buluyor, tüm çalışanların zam ortalaması da buna göre belirleniyor. Ayrıca memurlardan emeklilere, işsizlik fonuna kadar herkesi etkiliyor. Hal böyle olduğu için yılın Aralık ayı tüm toplumun pür dikkat bu görüşmeleri takip etmesine bakıyor. İşçilerde gördüğümüz en net ifade bahsedilen enflasyon rakamlarına inanmayış. Tek haneli enflasyon iddiası, hedeflenen enflasyon üzerinden hesaplama planı ve geçen yıl ki örneği ile Cumhurbaşkanı zam oranı dikkatle takip ediliyor. Tabi burada hedeflenen enflasyonla zam yapmak büyük bir manipülasyon olacağı çok açık ve çok büyük bir tepkiyi de alacağı çok açık. Ayrıca 81bin TL alan Cumhurbaşkanı’yla kıyas da çok fazla adaletsizlik. Cumhurbaşkanı zam almasa açlıktan ölmüyor ama emekçiler artık ölümle burun buruna. Bu ve buna benzer bir çok veriyi emekçiler çok hakim bir şekilde takip ediyor. İktidar emekçilerin dağınık olduğunu düşünerek bu örgütsüzlükten faydalandığını düşünüyor. Bir oranda bu gerçektir ama gerçekleri en ince ayrıntısına kadar takip edip karar verdikleri gerçeklerini değiştirmiyor. Bugün ancak seçimlerde organize olup bunu ifade edebiliyorlar fakat bunun da geliştiğini birebir gözlemliyoruz.

‘İŞÇİLERİN TEMEL İHTİYAÇ İÇİN YAPTIĞI BORÇLAR SİLİNMELİDİR’

Partiniz ‘asgari ücretin’ ne kadar olmasını istiyor?

Bizim için başta asgari ücretin kendisi temelli tartışmamızdır. Biz nihayetinde dünya görüşümüz gereği emekçilerin gerçek hakkı olan ürettiklerinin sahibi olmaları için yönetime göz koymalarını hedefleyerek ilerliyoruz. Ama ebetteki bu süreçlerde emekçilerin açlık sınırının altında bırakılmasına göz yummayacağız ve temel saiklerimizin kazanımı için uzun süredir krizli sürece karşı çalışmalar yürütüyoruz.

Öncelikle asgari ücret açlık sınırının altından çıkmak zorundadır. Bu sınırın zamlarla her gün daha da aşağı düştü aşikardır. Ayrıca başta temel ihtiyaçlara yapılan zamlar, maaşlara yapılan zammı kaşıkla verip kepçeyle geri alıyor. Bu nedenle gıda, giyim, su, elektrik, doğalgaz, internet, barınma, eğitim harcamaları gibi emekçilerin en temel ihtiyaçlarına zamlar yasaklanmalıdır. Ayrıca temel ihtiyacın borcu olmaz. İşçilerin bu ihtiyaçlar için yaptığı borçlar kesinlikle silinmelidir.

Kapitalizmi tercih ettiklerine göre bu krizlerden kaçınamayacaklarını da gayet iyi biliyorlar. Kriz çıktığında işçilere ödettiklerinde sonuçlarını da biliyorlar. Bu nedenle başka saraya ve patronlara ayrılan bütçeler kesilmeli, bu yükü taşıyan işçilerin ihtiyaçları karşılanmalıdır. Borçlar silinmeden, zamlar yasaklanmadan, yapılan zamlar geldiği gibi gidecektir. Asgari ücret gerçekten açlık sınırının altından çıkarılabilir.

Partinizin bu dönemki çalışmaları nelerdir?

 Uzunca süredir krizin her türlü biçimine dair çalışmalar yürütüyoruz. Başta bu krize karşı işçilerin çalıştıkları her yerde komiteleriyle, sendikalarıyla bir araya gelerek her türlü saldırısına karşı bir araya gelmesi olmak üzere, emek verenlerin yönetimi hedefine kadar, her yerde örgütlenme çalışmalarımız sürüyor. Bu süreçte de, emekçilerin temel ihtiyaç borçlarının silinmesi üzerine çalışmalar yaptık, asgari ücret tartışmalarıyla beraber de, “ÜCRETLERİ ARTIRIN, BORÇLARI SİLİN, EMEKLİLİK HAKKIMIZI VERİN” çalışmalarımıza başlıyoruz. Bu ay emekçilerin geçtiği her yerde, bizlerin görüşüyle işçilerin bir arada durma zorunluluğunu anlatmaya ve örgütlemeye devam edeceğiz. Görüyoruz ki, her yerde işten atma furyası daha şimdiden başladı. Ama aynı şekilde karşısında ki direnişler de. Bundan sonra da bu tehditin tüm işçilerin önünde durduğunu bizler gibi işçiler de biliyor. Bu nedenle kriz varsa, karşısında “bu böyle gitmez” diyenler de var diyerek durmadan çalışacağız. Bugün hep faydalandıkları işçilerin dağınıklığına son verebiliriz, bir araya gelebiliriz, bu gidişatı değiştirebiliriz biliyoruz. Asgari ücret sürecimiz de bundan sonrası da böyle olacak.

ETİKETLER

Editörün Seçimi