Halklar yolsuzluğa ve otoriter yönetimlere karşı ayakta (2): Lübnan, Haiti, Mısır…

Çok uzaktan ve epey yukarıdan bir bakış açısıyla protestolar bazen insanların bağırıp çağırıp, yakıp yıktığı böylelikle rahatlayıp sonunda işlerine güçlerine döndüğü hareketler olarak görülebilir. Oysa halklar kavgaya dertlerine deva bulmak için girer, bazen kazanır, bazen de kaybeder.

Independent Türkçe’den Meriç Şenyüz’ün hazırladığı yazı dizisinin Hong Kong, Şili ve Endonezya isyanlarını işleyen perşembe günkü ilk bölümünü yayına verilmeden hemen önce de Hong Kong isyanı sonuç almış, Çin yanlısı Hong Kong yönetimi, isyancıların ilk talebi olan suçluların iadesi yasasının geri çekilmesini kabul etmişti.

Günün ilerleyen saatlerinde henüz tam bir kazanım diyemesek bile anlamlı bir geri adım da Şili’nin egemen güçlerinden geldi. Şili’nin neoliberal politikalarıyla nam salan Devlet Başkanı Sebastian Pinera, Devlet Başkanlığı Sarayı La Moneda’da düzenlediği basın toplantısında, halkın taleplerini göz önüne aldığını ve bir dizi ekonomik yardım planının hayata geçirileceğini açıkladı. Daha önce halkını “savaştayız ve buna göre davranacağız” gibi sözlerle tehdit eden Pinera halkın inatçı direnişi karşısında sükunet çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:

"Halkın meşru ihtiyaçları ve sosyal talepleri karşısında Şilililerin bize vermek istediği mesajı alçak gönüllülükle ve net bir şekilde aldık. Yıllardır sorunların yığıldığı ve biz de dahil çeşitli hükümetlerin bu durumun büyüklüğünü idrak edemediği doğrudur. Bu konuda ileri görüşlü olamadığımızı kabul ediyor ve bu nedenle özür diliyorum."

Pinera, protestolara son vermek amacıyla muhalefet ve iktidar partileri ile yaptığı görüşme sonrasında hazırlanan ve 10 ana maddeden oluşan "Sosyal Gündem" isimli ekonomik yardım paketini açıkladı.

Bir kez daha görüldü ki "kavga derde deva için" diyen halklar, direnek kazandı. Direnen kazanır diyen halkları ele aldığımız yazı dizimizin bugünkü bölümüne de, kazanımlarla ilerleyen bir direnişle Lübnan halkının son derece özgün isyanıyla başlayacağız.

LÜBNAN'DA 'VERGİ İNTİFADASI'

Benzine, tütüne, internet üzerinden telefon konuşmalarına ve WhatsApp'a vergi konmasının ardından ülke çapında başlayan protestolar, şimdiden sonuçlar almaya başlasa da yayılarak devam ediyor.

Ne zaman başladı, ne kadardır sürüyor: Lübnan protestoları 17 Ekim’den bu yana devam ediyor.

Yaygınlık: Beyrut’ta başlayan protestolar tüm ülke sathına yayıldı.

Nasıl başladı: İnternet ve telefon ücretlerinin yüksek olduğu ve altyapının yetersiz olduğu Lübnan'da, VoIP üzerinden telefon görüşmesi ve WhatsApp üzerinden mesajlaşma iletişimin bel kemiğini oluşturuyor. Lübnanlıların çoğu sadece bu hizmetleri ve bunların yanı sıra FaceTime ve Facebook gibi uygulamaları kullanmaya yarayan internet paketlerini satın alıyor. Yeni vergi paketinde bu internet paketlerine ek vergi konmasının planlanması protestocuları sokağa iten sebep olarak gösterilse de aslında bu bardağı taşıran son damla. Protestoların asıl nedeniyse devam edegelen yolsuzluk nedeniyle ülkenin dış borçlarını ödeyememesi, bunun getirdiği hayat pahalılığı ve ekonomik durgunluk.

Kitlesellik: Toplam katılım için 2 milyon rakamı telaffuz ediliyor. Lübnan'ın toplam nüfusunun 6 milyon olduğu düşünülürse, aktif yetişkin nüfusun anlamlı bir çoğunluğunun eylemlere katılım gösterdiği söylenebilir.

Eylemci profili: Lübnan protestolarındaki eylemci profili Hong Kong protestocularına çok benziyor. Her iki eylem dalgasında da en önde prekarya var. Ancak Lübnan’da üst orta sınıf da eylemlere katılım gösteriyor. Eylemci profilinin bir özelliği de dinler ve mezhepler arasında keskin bir şekilde bölünen, Müslüman ve Hıristiyan 20’ye yakın mezhepsel grubun yer aldığı ülkede her inançtan insanın protestolarda yan yana gelebilmiş olması. Daha da ilginci her mezhepten kesimlerin Lübnan’ın kendine özgü kota sistemiyle Meclis’te sandalye sahibi olabilen kendi mezhepsel önderliğini de hedef tahtasına koyabiliyor olması. Eylemlerin bu özgün yanıyla ilgili bölgeyi çok iyi bilen Bülent Şahin Erdeğer’in Lübnan çıkışı olmayan labirenti yıkabilecek mi? başlıklı yazısını öneririm.

Devletin tavrı ne oldu: Lübnan halkı, 2019 protesto dalgası içinde en erken kazanım elde eden ülke oldu. Eylemlerin 5. gününde Başbakan Saad Hariri, "krizin etkilerini hafifletecek bir dizi reformu hayata geçireceklerini" açıkladı. Bunlar arasında milletvekili maaşının yarıya indirilmesi, iletişim sektörünün özelleştirilmesi ve ülkede kronikleşmiş elektrik sorununa kalıcı çözüm getirecek adım atılması gibi önlemler de var. 

Liderlik: Hareket tamamen anonim herhangi bir lideri ya da kurumsal örgütlenmesi yok. Eylemciler tüm siyasi partileri reddederek sadece Lübnan bayrağı altında toplanıyor. 

Yöntem: Protestoların ilk iki gününde lastik yakarak yolları trafiğe kapatma, polisle çatışma gibi olaylar yaşansa da hareket üçüncü günden itibaren sadece barışçıl protestolar üzerinden ilerledi. 

Sosyal medya: Lübnan isyanı sosyal medyayla ilişkisi açısından da biricik özellikler taşıyor. İsyanın başlangıç motivasyonu sosyal medya uygulamalarına vergi getirilmesi oldu. Doğal olarak beklenir ki bu isyan büyük ölçüde sosyal medyadan örgütlensin. Ne var ki tam tersine Lübnan protestocuları diğer 2019 isyanlarına kıyasla sosyal medyaya en az yaslanan kitleyi oluşturuyor. Lübnanlılar, geleneksel topluluklar (özellikle mezhepsel) üzerinden örgütleniyor ama işe  geleneksel topluluklarının seçip merkeze yolladığı yöneticileri eleştirerek başlıyor ve her topluluk kendi "resmi liderliğini" diğerlerinden önce hedef tahtasına koyuyor. Böylelikle mevzu "sizinkiler suçlu, bizimkiler iyi" yarışından çıkıp, egemenlere karşı toplu ve mezhepler üstü bir tavır niteliği kazanıyor. Batı medyasının ilk günlerde görmek istediğinin aksine sosyal medya vergileri vesilesiyle başlayan bu eylemler kesinlikle sosyal medya merkezli eylemler değil. Vergi mevzusunda da temel mesela sosyal medyadan ziyade, parçalı bulutlu Lübnan hükümetinin ekonomiyi yönetmekte acziyeti... Özetlersek Lübnan isyanı çıkış anı itibariyle sosyal medyayla son derece ilgili görünse de gelişimi itibariyle sosyal medyadan en uzak eylem dalgalarından biri.

Dış destek ve dünyadan tepkiler: Lübnan isyanı tüm mezheplerden Lübnan halkının kendi temsilcilerine karşı tepkilerini de ifade ettiği, temel motivasyonu ekonomik nedenler olan bir isyan olsa da İran rejim medyası tarafından "Gösteriler, Nasrallah'a ve direniş eksenine karşı bir komplo" manşetleriyle değerlendirildi. Öte yandan üst düzey bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi çarşamba günü (24 Ekim) yaptığı açıklamada Lübnan’daki protestoların desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Talepleri neler: Eylemlerin temel hedeflerinden biri olan vergi zammının geri çekilmesi talebi gerçekleşmiş durumda. Eylemciler arasında rejim değişikliği, hortumlanan malların iadesi ve devrim gibi daha radikal talepleri olanlar bulunduğu gibi, "hedefimize ulaştık, evlerimize dönelim" diyenler de var. Protestoların devam edip etmeyeceğini önümüzdeki günler gösterecek. 

Can kaybı, yaralı ve tutuklamalar: İlk geceki protesto gösterilerinde iki kişi hayatını kaybetti. Aynı gece yaklaşık 70 kişi gözaltına alındı ancak herhangi bir suçları bulunmadığı gerekçesiyle ertesi sabah serbest bırakıldı. 

HAİTİ HALKI BİR YILI AŞKINDIR AYAKTA

Halihazırda süren protestolardan en uzun süredir devam edenlerden biri 7 Temmuz 2018’de başlayan Haiti protestoları… Haiti halkı tam 472 gündür Devlet Başkanı Jovenel Moise’nin istifası talebiyle sokaklarda.

Yaygınlık: Protestolar, ülkenin tamamını sardı. 

Nasıl başladı: Latin Amerika’nın en yoksul ülkelerinden Haiti’de devlet başkanı Jovenel Moise ve çevresinin Venezuela’yla yapılan Petrocaribe programından gelen yardım paralarını iç ettiğinin anlaşılması üzerine yolsuzluk karşıtı protestolar başladı.

Kitlesellik: Protestolara katılanların sayısı onbinlerle ifade ediliyor. Ülkenin toplam nüfusu yaklaşık 11 milyon.

Eylemci profili: Haiti isyanı, halkın her kesiminden kendisine katılımcı buluyor. Öğrenciler, işsizler, esnaflar gibi halk kesimlerinin katıldığı isyana, Haiti işçi sınıfı da ülke çapında genel grevle destek verdi.

Devletin tavrı ne oldu: Başkan Moise protestoların başından beri diyaloga açık bir tutum sergiledi. “Haiti’nin sorunları sadece politik değildir, sosyal, ekonomik ve politiktir” diyen Moise, muhalefete defaatla masaya oturma çağrısında bulundu. Haiti polisiyse barışçıl gösterileri rayından çıkarmak isteyen kötü niyetli insanları suçladı.

Liderlik: Başkan Jovenel Moise ile aynı soyadını taşıyan ancak herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmayan Jean-Charles Moise ana muhalefet lideri olarak hareketin de önderi konumunda.

Yöntem: Şiddetli sokak eylemlerini yeğleyen göstericiler sıklıkla polise taş atıyor ve araçları ateşe veriyor, molotof kokteyl de göstericilerin sık kullandığı silahlar arasında.

Sosyal medya: Temmuz 2018’de başlayan ama kısa sürede hız kesen eylemler, Ağustos ayı ortalarında atılan “Petrocaribe paraları nereye gitti?” tweeti ve #petrocaribechallenge etiketiyle yapılan paylaşımların ardından yeniden alevlendi.

Dış destek ve dünyadan tepkiler: Moise hükümetinin, Venezuela’yla yakınlaşma politikalarına karşı olan ABD, Haiti’deki protestoların baş destekçisi konumunda. Diğer yandan, Haitili eylemciler, Batılı gazetecileri sık sık hedef almalarıyla Batı kamuoyunda sık sık eleştiri konusu oluyor.

Talepleri neler: Eylemcilerin bütün protestolarda dile getirdiği tek bir talep var; Başkan Jovenel Moise’nin istifası ve bir geçiş hükümetinin kurulması.

Can kaybı, yaralı ve tutuklamalar: Şimdiye dek 9 protestocu hayatını kaybederken 100’e yakın protestocunun da yaralandığı bildiriliyor.

MISIR HALKI DİKTATÖRLERE BOYUN EĞMİYOR

Tahrir Meydanı durulmuyor. 2011’de Mısır’ın kadim diktatörü Hüsnü Mübarek’i deviren, seçimle gelen Mursi’nin diktatörleşme emareleri göstermesinin ardından 2013’te ona karşı da ayaklanan ama bir Mursi’ye yapılan darbeyle durdurulan Mısır halkı bu kez Abdulfettah Sisi’nin diktatörlüğüne karşı sokakları doldurdu.

Ne zaman başladı, ne kadardır sürüyor: 20 Eylül’de başlayan protesto dalgası düşük yoğunluklu olsa da halen devam ediyor.

Yaygınlık: Mısır’ın tamamına yayılan protestolar, yurtdışında yaşayan Mısırlıların bulunduğu ABD, Almanya, İtalya, Birleşik Krallık ve Güney Afrika gibi ülkelere de uzandı.

Nasıl başladı: İspanya’da sürgünde yaşayan Muhammed Ali adlı müteahhitin sosyal medyadan yaydığı yolsuzluk videolarıyla başlayan protestolarda Mısır halkı Sisi’nin istifası talebiyle sokaklara çıktı. 

Kitlesellik: 2011 ve 2013’teki protestoların sayısına ulaşamayan eylemlerde, katılımcıların sayısı binlerle ifade ediliyor.

Eylemci profili: Eylemlerde gençler başı çekiyor. Mısırlı aydınların da geniş desteği söz konusu… İlk günlerdeki iddiaların aksine eylemlerin arkasında Müslüman Kardeşler’in bulunduğuna dair herhangi bir kanıt bulunamadı.

Devletin tavrı ne oldu: “Halkımla benim aramdaki ilişki bir güven ilişkisidir” diyen Sisi, protestoların ardından aralarında öğrenciler, avukatlar, insan hakları savunucuları ve gazetecilerin bulunduğu muhalif kesimlere yönelik bir tutuklama dalgası başlattı. Gösterilere yanıtı da yandaşlarına düzenlettiği Sisi yanlısı eylemler oldu.

Liderlik: Yolsuzluk videolarını yayan iş insanı Muhammed Ali hareketin lideri olarak öne çıkıyor.

Yöntem: Barışçıl sokak protestoları.

Sosyal medya: İnternetten yayılan videolarla başlayan Mısır isyanında sosyal medyanın rolü büyük. Bunun farkında olan Sisi yönetimi ülkede BBC News gibi yabancı haber sitelerine ve WhatsApp, Signal gibi mesajlaşma uygulamalarına erişimi bloke etti. 

Dış Destek ve dünyadan tepkiler: Batı dünyasının genellikle duyarsız kaldığı protestoların herhangi bir dış desteği yok.

Talepleri neler: Bütün siyasi mahkumların serbest bırakılması, Abdulfettah Sisi’nin istifası.

Can kaybı, yaralı ve tutuklamalar: Aralarında avukat, akademisyen, gazeteci ve öğrencilerin bulunduğu 3 bine yakın kişi eylemleri destekledikleri gerekçesiyle tutuklandı.

Haberi Independent Türkçe'den okumak için...

ETİKETLER

Editörün Seçimi