Vatan hainliğinden vatan şairliğine: Nazım Hikmet'in siyasetteki etkisi

56 yıl önce hayatını kaybeden Nazım Hikmet Ran, siyasetçiler tarafından halen konuşulmaya devam ediyor. Pek çok siyasetçi, kürsü konuşmalarını Nazım Hikmet’in dizeleriyle süslemeyi sürdürüyor. Son olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin 7. Olağan Kongresi'nde Nazım’ın ‘Davet’ şiirini okudu.

56 yıl önce hayatını kaybeden Nazım Hikmet Ran’ın şiirleri dünden bugüne, bir zamanlar kendisini ‘vatan haini’ olarak niteleyenler de dahil olmak üzere birçok siyasi liderin konuşmalarında şiirlerine başvurduğu bir şair oldu. Pek çok siyasetçi, kürsülerde yaptıkları konuşmaları Nazım Hikmet’in dizeleriyle süsledi. Bunlar arasında “Nazım Hikmet vatan şairi olamaz. Bu gibi sapıkların Türk cemiyetinde yeri yoktur...” diyen Süleyman Demirel de vardı, Alparslan Türkeş de…

Son olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da partisinin 7. Olağan Kongresi'nde Nazım Hikmet’in ‘Davet’ şiirini okudu.

 Independent Türkçe’den Dora Mengüç, Türkiye siyasi tarihinin çeşitli dönemlerinde konuşmalarında ünlü şairin şiirlerine yer veren ‘sağ’dan ve 'sol'dan siyasetçileri derledi.

‘DAVET’

Independent Türkçe’den Dora Mengüç’ün haberine göre, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin 7. Olağan Kongresi’nde Nazım Hikmet Ran’ın ‘Davet’ şiiriyle salondaki kalabalığa seslendi.

“ Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim...”

Saadet Partisi Başkanı Temel Karamollaoğlu

‘GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ’

Nazım Hikmet’i politik söyleme taşıyan diğer Saadet Parti’li isim ise Nedim Aslan. 1 Kasım 2015’teki genel seçimlerde Saadet Partisi Ankara milletvekili adayı Nedim Aslan da propaganda videosunda Hikmet'in 'Nikbinlik' (Güzel Günler Göreceğiz) şiirini kullanmıştı.

Nedim Aslan

PEK ÇOK POLİTİKACI ÜNLÜ ŞAİRİ KONUŞMALARININ İÇİNE KATTI

Milli görüş geleneğinin kurucusu Necmettin Erbakan, Nazım'ın mısralarını hiç anmasa bile Türkiye siyasal yaşamının son çeyrek yüzyılında pek çok lider ve politikacı ünlü şairi kürsüye, konuşmalarının içine kattı.

BİR GÜN İÇİNDE VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILDI

25 Temmuz 1951'de, Demokrat Parti döneminde sadece 1 gün içinde çıkarılmıştı vatandaşlıktan Nazım Hikmet.

Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığından çıkarıldığını gösteren resmi belge

CHP İKTİDARINDA HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI

Aynı Nazım Hikmet, 1938'de CHP iktidarında 28 yıl hapis cezasına çarptırılmış, en güzel şiirlerini mahpusta yazmıştı.

‘ANADOLU SAVAŞI’NI NAZIM, BU DESTANLA BİR KEZ DAHA KAZANDI’

İstanbul’da cezaevinde başladığı 'Kuvayi Milliye' adlı Kurtuluş Savaşı destanını Çankırı’daki hapishanede geliştirmişti.

Kuvayi Milliye destanının bir kopyasını dayısı Ali Fuat Cebesoy, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye ulaştırmış, İnönü, destanı okuduktan sonra "Anadolu Savaşı’nı Nâzım, bu destanla bir kez daha kazandı" demişti.

Epik şiiri 'Memleketimden İnsan Manzaraları' ise Bursa Cezaevi'nde geçirdiği on yıllık döneminde kaleme alınmıştı.

Hikmet'in toplam 17 yıl sürecek cezaevi yaşantısı Hopa'da başlamıştı

ECEVİT, NAZIM’A VATANDAŞLIĞA İADE İÇİN İMZA ATTI

Aradan yıllar geçti.

Milenyum geldi çattı, kendisi de şair olan DSP lideri Bülent Ecevit, Başbakan sıfatıyla Nazım'a vatandaşlığa iade için imza attı.

Ancak koalisyon ortağı MHP'nin engeline takıldı.

57. Hükümet; Bahçeli, Ecevit, Yılmaz

58 YIL SONRA YENİDEN VATANDAŞ OLDU

AK Parti iktidara gelişinin 4. yılında, TBMM İçişleri Komisyonu'nda vatandaşlığının iadesini reddetmiş, üç yıl sonrasında ise 57. hükümetin yapamadığını yapmıştı.

Resmi sicildeki Mehmet Nazım Ran gitmiş, yerine herkesin bildiği adıyla Nazım Hikmet Ran gelmişti.

20753206252 diye ilan edilen numarasıyla 58 yıl sonra, 5 Ocak 2009'da yeniden vatandaş olmuştu Hikmet.

TÜRKEŞ’İN AĞZINDAN DÖKÜLEN NAZIM DİZELERİ

2001'de onun vatandaşlığına onay vermeyen dönemin MHP'li bakanlarından kaçı 1993'te partilerinin kuruluş kurultayında Alparslan Türkeş'in ağzından Nazım'ın dizelerinin döküldüğünü hatırlıyordu orası meçhul.

Ama tarih bunu yazdı.

MHP lideri Alparslan Türkeş

24 Ocak 1993'te MÇP'nin MHP'ye dönüştüğü gün Alparslan Türkeş, Nazım'ın Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan dizeler okuyordu:

“Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu.

Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı. “

‘MİLLİ SOL’A MESAJ VERİYORUM’

Konuşmayı yapmadan önce yardımcısı Rıza Müftüoğlu'na niçin Nazım’dan dizeler okuduğunu şu sözlerle izah ediyordu Türkeş:

“Bölücü gruplar Türkiye'nin birliği ve dirliğini tehdit ediyor. Ben Nâzım'dan İstiklal Savaşı ile ilgili bu şiiri okuyarak Milli Sol'a mesaj veriyorum, onlarla yakınlaşmaya çalışıyorum. Bu şiir Milli Sol'a uzattığımız bir zeytin dalıdır. Milli olan bütün değerleri benimsiyoruz. Nâzım'dan şiir okumanın temel sebebi budur.”

Komünizmin gelmediği kışlar çok gerilerde kalmış, Başbuğ'a göre Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla birlikte 1989'da o 'tehlike' atlatılmıştı.

‘NAZIM HİKMET VATAN ŞAİRİ OLAMAZ’

Türkiye siyasi hayatının önemli isimlerinden Süleyman Demirel için kürsüden Nazım dizelerini okumak aslında epeyi zamanını almıştı.

Süleyman Demirel

Zira Demirel için de Nazım Hikmet birçok sağ politikacı gibi sakıncalı, tehlikeli ve üstelik milli olmayan anlamına geliyordu.

Dünyanın doğu-batı blokları arasında ortadan ikiye bölündüğü dönemlerdi.

1967'de Adalet Partisi gençlik kollarında yaptığı konuşmada Nazım Hikmet'i şu sözler ile tanımlıyordu Demirel:

“Nazım Hikmet vatan şairi olamaz. (...) Turnusol kâğıdı diye bir şey vardır bilir misiniz? Eğer birisi çıkıp Nazım Hikmet vatan şairidir diyorsa işte o turnusol kâğıdındaki asittir. Bu gibi sapıkların Türk cemiyetinde yeri yoktur. Benim asıl vatanım Rusya diyen bir adamın arkasından gidecek misiniz?”

Cumhuriyet gazetesi yazarı İlhan Selçuk, 14 Temmuz 1967'de Pencere köşesine Nazım ve Demirel'i taşımıştı

DEMİREL DE NAZIM’IN ‘DAVET’ ŞİİRİNE ATIFTA BULUNDU

Aynı Demirel 32 yıl sonra, Cumhurbaşkanlığı döneminde yaptığı konuşmasında Nazım'a yer veren siyasetçiler kervanına katıldı.

20 Kasım 1999'da Mehmet Akif’in dizeleriyle açılışını yaptığı AGİT zirvesini Hikmet'in Davet şiirine atıfta bulunarak bitirdi.

Demirel'in Kasım 1999'da yaptığı konuşma Hürriyet gazetesine böyle yansımıştı 

Her ne kadar şiiri birebir okumasa bile, o da kürsüde Nazım'ı anan politikacılardan biriydi artık:

“AGİT bölgesinin her köşesindeki insanların bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi birleşmiş ve bütünleşmiş yaşayabileceği güne kadar bu amaç uğruna çalışmalıyız.”

‘NAZIM HİKMET’E KİMLER KARŞI İDİ, ŞİMDİ KİMLER ŞİİRİNİ OKUMAKTADIR?’

Tarih 2008. AKP iktidarının 6. yılında. Parti kapatma davasıyla karşı karşıya. Gerekçe partinin “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği." Aylardan Temmuz.  Anayasa Mahkemesi üç gün boyunca AKP'nin siyasi faaliyetlerine devam edip etmeyeceğini tartışmıştı. Herkes merakla sonucu bekliyordu. 6'ya karşı 5 oy ile AKP'nin kapatılmaması kararı çıktı. Tabii sonuç kadar akıllarda kalan bir başka şey de AKP’nin 6,5 saat süren sözlü savunması oldu. İşte Nazım Hikmet o savunmada da ortaya çıktı.

AKP anayasa dışı yöntemlere başvurmadığını, laikliğe aykırı davranmadığını söylerken Hikmet'e şu sözler ile yer veriyordu:

“Hepimiz kendi hayatımızda dün nelerin yasak olduğunu bugün ise o yasakların ne kadar anlamsız olduğunu gördük, yaşadık ve yaşıyoruz. (...)  Mesela kendi hayatımızda bir zamanlar Nazım Hikmet’e kimler karşı idi, şimdi kimler şiirini okumaktadır? Doğru olan bugünküdür. “

Gerçekten de bir zamanlar Nazım'a ve düşüncesine karşı olanlar, hapishane şartlarında politik cesareti sanatsal yaratıcılıkla harmanlayan şaire sarılıyorlardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

ERDOĞAN DA HİKMET’İN DİZELERİNDEN ALINTILAR YAPTI

Öyle ki; AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan da kürsü konuşmalarında Nazım Hikmet'in dizelerinden alıntılar yaptı. Sadece Başbakanlık değil Cumhurbaşkanlığı döneminde de… Son örneklerden biri AK Parti’nin Trabzon İl Danışma toplantısında yaşanandı...

Erdoğan, Ağustos 2018’de Nazım’ın ‘Davet’ şiirini okudu, dakikalarca alkışlandı.

BİNALİ YILDIRIM: BİZ AHMET KAYA’YIZ, NAZIM HİKMET’İZ

Sadece Erdoğan değil, onun daimi ve bir zamanki kurmayları da Nazım Hikmet'i bir şekilde anıyorlardı.

2017'de Başbakan Binali Yıldırım, Van’da “Biz Ahmet Kaya’yız, Nazım Hikmet’iz” demiş; 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 7 Ağustos 2016’da düzenlenen Yenikapı Mitingi’nde ise Hikmet’in ‘Güneşi İçenlerin Türküsü’ şiirinden şu dizeleri okumuştu, gün batımını tam da karşısına alarak:

“Emret ki ölelim, emret.

Güneşi içiyoruz sesinde.

Akın var güneşe akın.

Güneşi zapt edeceğiz güneşin zaptı yakın…”

‘KIZ ÇOCUĞU’

Yıldırım’dan önceki Başbakan Ahmet Davutoğlu... O da okudu Hikmet'i... Belki Yenikapı kadar büyük bir kalabalığa değil ama bir film galasındaki konuklara... Aralık 2015’de katıldığı Türk-Japon ortak yapımı Ertuğrul 1890 filminin ön gösteriminde Nazım’ın dizelerine yer vermişti Davutoğlu.

Ahmet Davutoğlu

Ve bu kez kürsüde ‘Kız çocuğu’ şiiri vardı:

“Hiroşima'da öleli

Oluyor bir 10 yıl kadar

7 yaşında bir kızım

Büyümez ölü çocuklar”

DEMİRTAŞ: ‘NAZIM YAZMIŞ ŞİİRİMİZİ, YILMAZ ÇEKMİŞ FİLMİMİZİ ZATEN, HALKIZ BİZ ULAN’ DEYİVERİN

Nazım şiirlerini okuyan, konuşmalarında yer veren siyasetçilerden biri de Selahattin Demirtaş oldu.

Selahattin Demirtaş, Edirne F Tipi Cezaevi

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eski HDP Eş Genel Başkanı, 22 Ekim 2018’de kaleme aldığı mektupta Nazım Hikmet dizelerine yer vermemiş ama kendisinden söz etmişti:

“Enseyi karatmanın gereği yok. Mevcut faşizan düzene itiraz eden, isyan eden milyonların varlığından emin olmamıza rağmen, bu potansiyele öncülük yapmaktan imtina etmek “ilerici” duruşa sahip hiç kimseye yakışmaz. Siz kimsiniz de bu düzeni değiştireceksiniz diye soran olursa; “Fakiriz biz olum! Bir elimizle pantolonumuzu tutmazsak düşüyor. İki elimizi birden kaldıramıyoruz; teslim olmayı da bilmiyoruz o nedenle. Ayrıca Nâzım yazmış şiirimizi, Yılmaz çekmiş filmimizi zaten, halkız biz ulan!” deyiverin.”

KILIÇDAROĞLU, SAYISIZ KEZ NAZIM’I ANDI

Nazım Hikmet şiirlerini en çok okuyanlardan biri de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu hem grup toplantılarında hem miting konuşmalarında hem de özel günlerde sayısız kez Nazım’ı andı, şiirlerine sarıldı.

Kemal Kılıçdaroğlu Nazım Hikmet Vakfı etkinliğinde

Hatta 2014’te, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Nazım’ın Münevver için yazdığı dizeleri bir video mesaj ile kişisel internet sitesinden paylaştı.

Kılıçdaroğlu her ne kadar okuduğu şiirin Münevver'e değil Piraye’ye yazıldığını düşünse ve şiirin mısralarının yerini değiştirdiği için epeyi eleştirilse de Nazım sevdasından vazgeçmeyecekti.

MÜNEVVER'İN DOĞUM GÜNÜ

“Yapraklara dallara, yeşillere, allara,

nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.

Yaprak dala, al yeşile yaraşır,

gayrı bundan böyle vermem seni ellere...”

Son olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Kuvayi Milliye Destanı'nı seslendirdi CHP lideri. Elbette tamamını değil,  8. Bap’ta yer alan ‘26 Ağustos Gecesi Saatler’ bölümünü:

 “Dağlarda tek

tek

ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,

birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saatı sordu.

Paşalar : “Üç” dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

eğildi, durdu.

Bıraksalar

ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı”

MUHARREM İNCE TARAFINDAN MEYDANLARA TAŞINDI

Nazım, Cumhurbaşkanlığı seçiminde meydanlara da taşındı. CHP’li bir başka isim, Muharrem İnce tarafından...

24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayıydı İnce.

Seçim sonrası o dönem çalışma koşulları tartışma konusu olan 3. Havalimanı işçilerine ana muhalefet partisinin yeterince destek vermediği yönünde eleştiriler vardı.

Muharrem İnce, İstanbul'daki mitingde halka seslenirken Nazım'ın dizelerini okumuştu

İŞÇİLERE DESTEK VERMEK İÇİN ‘DÜŞMAN’ ŞİİRİNİ PAYLAŞTI

İnce, işçilere destek vermek için Twitter hesabından Hikmet’in ‘Düşman’ şiirini paylaştı.

Seçim sürecı esnasında ise Kadıköy dahil birçok mitinginde Hikmet’ten ‘Seni Düşünmek’ şiirini okumuştu İnce:

“Seni düşünmek güzel şey,

ümitli şey,

dünyanın en güzel sesinden

en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

ben artık şarkı dinlemek değil,

şarkı söylemek istiyorum...”

‘MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI’

Nazım Hikmet’ten dizeler okuyan bir başka CHP’li siyasetçi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu.

Ekrem İmamoğlu

25 Ekim’de katıldığı ‘Merhaba Güzel Vatanım’ filminin galasında ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ şiirini seslendirdi İmamoğlu:

“Denizde balık kokusuyla

döşemelerde tahtakurularıyla gelir

                      Haydarpaşa garında bahar.

Sepetler ve heybeler

                      merdivenlerden inip

                      merdivenleri çıkıp

                      merdivenleri tutuyorlar.

Polisin yanında bir çocuk

                      -tahminen beş yaşında-

                                iniyor merdivenleri.

Nüfusta kaydı yok

fakat ismi Kemal.”

Geçtiğimiz günlerde Okçular Vakfı'nın eski genel müdürüne ait şirketin Haydarpaşa Garı ile ilgili ihaleyi almasına gönderme yapan İmamoğlu, şiirin Haydarpaşa ile ilgili bölümlerini seslendirdiğinde salondan alkış sesleri yükseldi.

KAFTANCIOĞLU, ÜNLÜ ŞAİRİN DİZELERİNİ MAHKEME SALONU ÇIKIŞINDA OKUDU

Nazım şiirleri okuyan bir başka CHP’li ise İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu. Bir başka deyişle Nazım okuyup başına en çok bela alan CHP'li siyasetçi belki de. Çünkü o Nazım'a ne mitingde ne film galasında ne de Twitter'da sarıldı. Kaftancıoğlu, ünlü şairin dizelerini yargılandığı davada, mahkeme salonu çıkışında okudu.

Canan Kaftancıoğlu

5 ayrı suçtan yargılanıyordu, 6 Eylül'de 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mahkeme heyeti, Kaftancıoğlu'nun bir önceki duruşma sonrası seslendirdiği Nazım Hikmet şiirini pişman olmadığının delili saydı.

Şüphesiz Nazım Hikmet de, Peyami Safa’ya yazdığı hicvin yıllar sonra adliyenin önünde bir CHP’li tarafından okunup delil haline dönüşeceğini bilemezdi.

“Sen bu kavgada

bir nokta bile değil,

bir küçük, eğri virgül,

bir zavallı vesilesin!..

Ben kızabilir miyim sana?

Sen de bilirsin ki, benim adetim değildir

bir posta tatarına

bir emir kuluna sövmek,

efendisine kızıp

uşağını dövmek!”

Kaftancıoğlu bu şiiri okuduğu için geri adım atmadı, aksine tüm sakıncaya rağmen bir Nazım şiiri daha okudu yine bir mahkeme çıkışı. 

TABULAR İNSANI NAZIM

Nazım, Türkiye’de hem siyasetçilerin sarıldığı bir figür hem siyaseten hala tehlikeli bulunabiliyor.

Aklından geçirip kâğıda bıraktıkları, hukukun gözünde yıllar sonra bile “ceza artırıcı” unsur olabiliyor.

Nazım Hikmet

Aslında çok değil, 18 yıl önce yani 2001’in ağustos ayında Nazım Hikmet ilköğretim Türkçe ders kitaplarına girdiğinde yıllardır süre gelen tabulardan birinin yıkıldığı düşünülüyordu.

Öyle ya, bir zamanların Türkiyesi'nde Nazım'ın kitaplarını basanlar, mesela yayıncı Mehmet Ali Ermiş, yargılanmayı beklerken mahkeme koridorunda ölmüş, kitap daha sonra beraat etmişti.

O yüzden bir dönem bu denli üstü çizilen bir insanın ders kitaplarında şiirlerine yer verilmesi meseleydi.

Çocuklar artık Nazım Hikmet şiirleriyle artık küçük yaşlarda tanışacaktı.

Suat Batur ve Cafer Yıldırım ile Ahmet Gümüş’ün hazırladıkları iki ayrı ders kitabında Hikmet’in “Davet” ve “Kuvayi Milliye Destanı” şiirlerine yer verilmişti.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bugün kullanımda olan 6. Sınıf ders kitabında da Nazım Hikmet hala var.

Nazım şiirleri okudukları için soruşturma açılması gibi.

Birçok siyasinin okuduğu 'Davet' şiirinin Kasım 2016’daki bir futbol maçında pankarta döküldüğünde de 'sakıncalı' sayılması gibi.

Amedspor maçına “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim” mısralarıyla çıkan Fethiyespor’a PFDK tarafından 5 bin lira ceza verilmesi de yıkıldığı söylenen tabulara rağmen Nazım'ın hala 'sıkıntı' yarattığını kanıtı bir bakıma.

Aynı ‘Davet’ şiiri askeriyede okunduğunda ise soruşturma konusu olabiliyor.

3 Eylül’de Kars 14. Mekanize Piyade Tugayı’nda görevli asker Selçuk Balcı’nın şiirin şarkı versiyonunu seslendirmesi sonrası Kara Kuvvetleri Komutanı Ümit Dündar’ın soruşturma emri verdiği hala hafızalarda.

İKİ ŞAİR İKİ GÖRÜŞ: SAĞ CENAHTA ESEN NAZIM

Sadece şiiri ile değil siyasi görüşleriyle, mahpus günleriyle, devletin hem kendisi hem yakınlarını ‘derin’ takibiyle, Türkiye’den kaçışıyla, memlekete dönemeyişiyle, acısıyla, mutluluğuyla, özlemiyle, aşklarıyla, hatalarıyla ve şüphesiz inişleri çıkışlarıyla dile gelen bir yaşamdı Nazım Hikmet'inki.

Bugüne dek Hikmet için vatan şairi diyen de oldu vatan haini de…

Nazım Hikmet

Zaten Nazım Hikmet de 1962’nin Temmuz’unda kendisine böyle hitap edenler için “Vatanı kasalar ve çek defterleriyle tanımlıyorsanız ben vatan hainiyim” diye yazmıştı.

Türk şiirine getirdiği yenilikçi soluk ile bir bakıma insanları bölen Hikmet, siyasi yönelimi nedeniyle de hem muhalif hem çok sayıda taraftar topladı.

Zıtlıklar insanı Hikmet, soylu bir aileden gelmesine rağmen ezilenlerin yanında olma iddiasıyla yaşıyor, TKP içinde yer alıp partiye muhalefet edebiliyor, Sovyetler’e ayağını bastığında “Gözlerimin ışığını Stalin’e borçluyum” diyebiliyor, bir yandan ise yıllar sonrasında Stalin’in kendisini güneşle kıyasladığı şiirlerini hazmedemediğini söyleyebiliyordu.

Sosyalist olmasına rağmen Kuvayi Milliye’ye desteği sebebiyle Bolu’da öğretmen yapıldığı da oldu, ömrünün 11 yılını Bursa Cezaevi’nde geçirdiği de.

Tüm bu şecereye rağmen onun yaşadığı hayattan çıkan ölümsüz eserleri günümüz siyasetçileri tarafından okunuyor.

Şair Ataol Behramoğlu, sağ cenahın Nazım şiirlerine neden sarıldığı sorusuna 1960'lı yılları işaret ederek yanıt veriyor:

“Nazım Hikmet, yakın zamana kadar sağın ağır saldırılarına uğradı. 1950'li yıllardan beri, çocukluğumdan bu yana Nazım'ı takip ederim. Mevcut siyasetçiler tarafından Nazım Hikmet, bir düşman gibi, bir vatan haini gibi tanıtıldı bu ülkenin insanlarına. Bir hedefti Nazım. Ama 1960'lı yıllarda şiirleri çevrilmeye başlayınca hiç de öyle olmadığı görüldü. Kuvvayi Milliyet Destanı, Memleketimden İnsan Manzaraları ve hakkında yazılan kitaplar yayımlanmaya başladıkça Nazım Hikmet'in kimliği, düşünceleri, kişiliği, toplumca görüldükçe bütün bu saldırıların temelsiz bir yalan olduğu ortaya çıktı. Giderek düşmanlık atmosferi kırılmaya başladı. İlk kez şiirlerini Türkeş okudu. Zaman zaman sağ siyasetçiler Nazım'ı okudu. İktidardaki Cumhurbaşkanı da okudu. Ama şöyle okudu. Şiirdeki 'Bu cehennem bu cennet bizim' mısrasından cehennemi çıkartarak okudu.”

Ataol Behramoğlu

Behramoğlu'na göre sağ siyasetin yaptığı hem Nazım'a atıfta bulunarak kendini affettirmek hem de bir bakıma oportünizm:

“Nazım Hikmet'e atıfta bulunarak kendilerini affettirmek istiyorlar. Toplumda hoş görülmek için de bu yapıldı. Gerçek yurtseverlerin sempatisini kazanmak için Nazım'ı kullanmaya başladılar. Sovyetler Birliği'ndeki değişmeler, yani o sistemin çözülüşü de bunda rol oynadı. Dünyada komünizm konusunun eski niteliğini kaybetmiş olması, farklı bir şekile bürünmesi de etkili olmuştur. Sonuçta iki yüzlülük ve oportünizm olduğunu söylemek lazım.”

Ahmet Telli

Şair Ahmet Telli'ye göre ise ne olursa olsun Nazım'ın sağ siyasete entegre edilmesi kabul edilebilir bir durum değil, çünkü bu tutum ve tavır sahicilikten çok uzak:

“Bu bilinen bir şey. Önce karşısındaydı egemen güçler. Onu düşman ilan eder sonra da onu kendine entegre etmeye çalışır. Bu Kemal Tahir için de söz konusudur, Nazım Hikmet için de söz konusudur. Orhan Veli için de söz konusudur. Ama bunu ne kadar hazmedebilir şüpheli. Bizim Dev-Genç marşını AKP'nin grup toplantısında okunuşundan bunu anlayabiliriz. Kendilerine entegre etmeye çalışmalarının ardında yatan neden, asla bir Nazım Hikmet'lerinin olmaması, olamayak oluşudur. Onu tırtıklayıp yararlanmaya çalışırlar. Ama hiç onlara entegre olmaz çünkü özünde muhalif duyuş ve ses vardır Nazım Hikmet gibi sanatçıların. Kendi siyasetlerine entegre etmeye çalıştıklarında eklektik durur, onlarla bütünleşmez, onların adlarıyla bir Nazım şiiri koysanız bile yapıştırma durur, sahici durmaz, eğreti kalır. “

Yıllar sonra vatandaşlığa kabul edildi Nazım Hikmet Ran.

Naaşı hala Anadolu’da taş maş istemeyen bir mezarlıkta değil, Rusya’nın başkenti Moskova’daki Novodeviçi’de.

Kozmopolit bir Osmanlı ailesinden gelip yaşamını komünizmle buluşturmuş bir şair o.

Yıllar önce yazdığı dizeler sadece toplumsal hayatın değil siyaset sahnesinin içine de çöreklenivermiş durumda, hala...

Devlet için uzun yıllar sakıncalı görülmüş şair ölümünden 56 yıl sonra hala hem kişiliği hem şiiri hem politik bakışı hem de siyaset sahnesine yansımasıyla tartışılıyor.

Yani yine yeni yeniden bir Nazım tartışmasıdır yürüyüp gidiyor.

Ve akla bu kez de Nazım'ın 'Yürümek' şiiri geliyor:

“Yürümek;

yürümeyenleri

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,

havaları boydan boya yarıp ikiye

bir mavzer gözü gibi

karanlığın gözüne bakarak

                              yürümek!..

Yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,

arkadan çelme attıklarını

                            bilerek

                            yürümek..

Yürümek;

yürekten

gülerekten

          yürümek...”

 

 

 

 

 

 

ETİKETLER

Editörün Seçimi