Dört maddede Meksikalı kadın direnişi | Bir kişi daha öldürülmesin

TÜKENMEZ HABER - Meksika’da kadınlar ayakta, Meksika’da kadınlar direnişte… Meksikalı kadınlar sayıları azalmayan ve yılda 4 bine yaklaşan kadın cinayetlerinin durdurulmasını talep ediyor. Meksika'da bir kadının öldürülmesinin ardından kadın cinayetleri konusunda yeterli hassasiyetin gösterilmediğini söyleyen kadınlar, başkanlık sarayı ve gazete binalarının önünde eylem düzenliyor.

CİNAYETLER REKOR KIRDI

Meksika'da 2019'da işlenen cinayetlerin sayısı son 20 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Resmi verilere göre, 130 milyon nüfuslu ülkede geçen yıl toplam 34 bin 582 kişi öldürüldü. Cinayetlerin büyük çoğunluğu uyuşturucu kartelleri tarafından işlendi.

Başbakan Andres Manuel López Obrador, ‘cinayetleri önleyememekle’ suçlanıyor. Obrador'un seçim kampanyasındaki baş vaatlerinden biri, ülkedeki şiddet olaylarını azaltmaktı. Obrador’un ‘tüm mesaisini uyuşturucu kartelleriyle mücadeleye ayırdığı, kadın cinayetlerini görmezden geldiği de yapılan eleştiriler’ arasında.

Dünyaya seslerini duyurmaya çalışan Meksikalı kadınların direnişlerini dört maddede derledik.

1. EYLEMLER NASIL BAŞLADI?

Meksika’da 25 yaşındaki Ingrid Escamilla’nın parçalanmış bedeninin görüntüleri gazetelerde yayınlandı. Kadın cinayetlerinin rekor sayıda arttığı ülkede, bu görüntülerin yayınlanması kadınları isyan ettirdi. 13 Şubat’ta başlayan eylemler 14 Şubat’ta ve geçtiğimiz hafta devam etti.  Kadınlar, Devlet Başkanlığı Sarayı'na kan kırmızı boyalarla "kadın katili devlet" yazdı. Fotoğrafları yayımlayan La Prensa gazetesinin binasına yürüyen kadınlar, gazeteyi protesto etti.

2. KADINLAR NE İSTİYOR?

Resmi verilere göre Meksika’da geçtiğimiz yıl kadın cinayetlerinde rekor kırıldı. Günde ortalama 10 kadının, cinayetlere kurban gittiği Meksika’da yılda 4 bin kadın öldürüldü. Eyleme katılan kadınların birçoğunun birinci dereceden yakını ise kadın cinayetine kurban gitmiş durumda. The Guardian’a konuşan Lilia Florencio Guerrero da annesini cinayet sonucu kaybetmiş. Guerrero, 'Başbakan Andrés Manuel López Obrador’un bir an önce harekete geçmesi gerektiğini' söyledi.

Kadınların en büyük öfkelerinin merkezinde ise medya yer aldı. Ingrid Escamilla’nın fotoğrafını yayımlayan gazetelerin önünde ‘suç ortağı medya’ yazan kadınlar Escamilla’nın gülerken fotoğrafını asarak ‘senin böyle hatırlıyoruz’ dedi.

3. HÜKÜMET NE DEDİ?

Sosyal Demokrat López Obrador hükümeti ise ilk kez bu denli büyük kadın eylemleriyle yüz yüze geldi. ‘Kadınların güvenliğini sağlayacağını’ belirten Obrador, “Başımı kuma gömmüyorum. Kadınların güvenliği için elimden geleni yapacağım” dedi. Meksika hükümeti, ‘kadın cinayetlerini önleme konusunda adım atmamakla’ eleştiriliyor.

4. GAZETELER NE TEPKİ VERDİ?

Cinayet fotoğrafını yayımlayan La Prensa, eleştiriler karşısında fotoğrafı yayımlama kararını savundu. Ancak editöryel ilkelerini yasal gerekliliklerin ötesine taşıma konusunda tartışmalara açık olduğunu bildirdi.  Ana sayfasını Escamilla'nın cesedinin görüntülerine ayıran ve öfkenin hedefinde olan Pasala gazetesi ise “Aşk Tanrısı'nın suçu" manşetiyle tepki topladı. Pasala, eleştirilere yanıt vermedi. 

Derleyen: Özlem Temena


Meksika Marksist Leninist Komünist Partisi: Kadına yönelik şiddet erkek kapitalist sisteme dayanıyor

Meksika Marksist Leninist Komünist Partisi (PCMML) eylemlerin ardından açıklama yaptı. PCMML’nin internet sitesinde bu konuyla ilgili yayınlanan “Kadına yönelik şiddetin sergilenmesi” başlıklı yazıda ülkede şiddetin “normalleştirilmesi” sürecinin devlet eliyle başlatıldığına dikkat çekiliyor.

Evrensel’in çevirdiği açıklamada şu ifadeler yer alıyor;

Kadına yönelik şiddet birçok kadının, ailelerinin ve tüm toplumun yaşamında iz bırakan bir fenomen durumunda. Son zamanlarda tüm dünyada, özellikle de şiddetin ve hak ihlallerinin yüksek olduğu Meksika gibi ülkelerde giderek artıyor.

Ülkede şiddet “uyuşturucuyla mücadele” denilen ve eski devlet başkanı Felipe Calderon tarafından 2006 yılında başlatılan süreçle yayıldı. Bu fenomen şiddeti günlük hale getirdi, halk bu şiddete; ceset görmeye, sokaklarda sallandırılan ve vahşice öldürülenleri görmeye alıştırıldı. Şüphesiz, Juarez kentinde kadın bedeni üzerinde ifadesini bulan şiddet 90’lı yıllarda başlamıştı.

Son olarak Ingrid Escamilla eşi tarafından evinde vahşice öldürüldü. 25 yaşında ve Puebla eyaletindendi. Puebla Benemérita Özerk Üniversitesinde (BUAP) Turizm Şirketleri Yönetimi bölümünden mezundu. Sarsıcı olan sadece genç kadının öldürülmesi değil, eşi tarafından öldürülme biçimi ve şiddete maruz bırakılmış bedenini gösteren dikkatsizce filtrelenmiş fotoğraflardı.

“Günümüz Meksika’sında şiddetin sergilenmesi” başlıklı bir makalede Mariana Berlanga Gayón şöyle belirtiyor: “Kadın cinayetinin fotoğrafları vatandaşlarının güvenliğini garanti etmeyi bırakmış ve onun yerine, küresel kapitalist ekonominin yeniden düzenlenmesi ve yapılandırılması bağlamında örgütlü suçla uzlaşmış bir devlette cezasızlığın yeniden üretimini gerçekleştirirken aynı zamanda dehşetin doğallaştırılmasına da katkıda bulundu.”

Şiddetin görüntüler (imajlar) yoluyla yeniden üretilmesi, normalleşmesine katkıda bulunur, çünkü onu (etkisini) en aza indirir ve kendisini günlük bir fenomen olarak göstererek nüfusun (şiddetin) durması talep etmesini önler. Ayrıca, şiddetin sergilenmesi topluma tartışılamaz bir gerçeklik olarak sunuluyor, çünkü insanlar ezici bir gerçeklik karşısında çaresiz hissettiklerinde buna adapte olurlar.

Diğer taraftan kadına yönelik şiddet de, nüfusun büyük çoğunluğunun sömürülmesine ve ezilmesine dayanan eşitsiz bir sisteme, erkek egemen kapitalizme dayanmaktadır. Bu sistemin yapısal düzeydeki düzenlenmesinin, bugün karşı karşıya bulunduğumuz şiddet oranları üzerinde doğrudan sonuçları bulunmaktadır.

ETİKETLER

Editörün Seçimi