10 Ekim davası: İlhami Balı Menzil Tarikatına gitmiş

10 Ekim Ankara Katliamı'nın firari sanıklar yönünden yeniden açılan davası devam ediyor. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada IŞİD'li 16 firari sanığın yanı sıra IŞİD yöneticiliğinden hapis cezası alan Erman Ekici de ‘insanlığa karşı suç işlemekten’ yargılanıyor.

Evrensel’den Birkan Bulut’un haberine göre, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel de polisin engellemesine takıldı. Davaya girmesine izin verilmeyen Demirel'e Türkiye vatandaşı olmadığı ve Adalet Bakanlığının kendilerine bilgi vermediği gerekçe olarak gösterildi. İtirazlarına karşın çeşitli gerekçeler ileri sürülerek Demirel'in içeri girmesi engellendi.

‘BENİ ZORLA SURİYE’DE TUTUYORDU’

Duruşmada katliamın planlayıcısı olan İlhami Balı’nın eşi Hülya Balı SEGBİS ile dinlendi. İlhami Balı’nın aniden 2014 yılında IŞİD’e katıldığını söyleyen Hülya Balı, “Suriye’ye gitti ve benim de gelmemi istedi” dedi. “Eşinle Suriye’ye gitmedin mi” diye soran mahkeme heyetine Hülya Balı, “Aradı beni tehdit etti. Çocuklarını alırım dedi. Çocuklarımdan ayrı kalmamak için ben de gittim. Suriye’ye kaçak yolla gittim. Ben dönmek istiyordum ama beni bırakmıyordu. Zorla tutuyordu” yanıtını verdi.

10 Ekim davasını takip eden ‘Demokrasi İçin Hukukçular’ avukat grubu da davaya ilişkin gözlemlerini aktarıyor. Sosyal medyadan paylaşım yapan, Demokrasi İçin Hukukçular hesabına göre, ‘SEGBİS üzerinden ifade veren Hülya Balı’nın arkasında görüntüde olmayan bir şahısın “cevap verme” dediği duyuldu. ‘Hülya Balı’nın kayınbabasının duruşma salonunda olduğu’ ifade edildi.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre ise, Mahkeme heyetinin, “DEAŞ’ın oradaki evlerinde eğitim aldınız mı?” sorusuna, “Kadınlara böyle bir eğitim verilmiyordu orada” yanıtı veren Hülya Balı 10 Ekim katliamına ilişkin ise “Duymadım herhangi bir bilgim yok. Türkiye’ye geldikten sonra öğrendim. Hiçbir şekilde de duymadım” dedi.

Suriye’de bombalamalar yüzünden dayanamadığını söyleyen Hülya Balı 2018 yılında Türkiye’ye geldiğini söyledi ve “İlhami 10 gündür yoktu” ifadelerini kullandı. Türkiye’ye geliş sürecini anlatan Balı, “Kaçakçıya para verdim. Türkiye’den giderken yanımda para vardı. 2 bin dolar verdim. Ben eşimden kaçarak Türkiye’ye geldim” dedi.

‘EŞİMİN KOD ADI EBUBEKİR’Dİ’

Eşinin örgüt içerisindeki konumunun ne olduğunu bilmediğini söyleyen Hülya Balı, “Eşimin kod adı Ebubekir’di” dedi ve şunları söyledi; “Eşim örgütle ilgili bir şey anlatmazdı. Ben sürekli gelmek isterdim. Suriye’de telefon kullanmıyorduk, çekmiyordu. Türkiye’ye gelince eşimden hiç haber almadım. Deniz Büyükçelebi’nin (firari sanık) öldüğünü orada duymuştum. Türkiye’ye gelince Suriye’den kimseyle temas kurmadım.”

İLHAMİ BALI MENZİL TARİKATINA GİTMİŞ

Mağdur avukatlarından Tonguç Cankurt, tanık Hülya Balı’ya sorular yöneltti. Cankurt’a yanıt veren Balı, “Eşim Hayır ve Ensar Derneği’nde çalıştığını söylüyordu. Suriye’de beni aradı ben de gittim” dedi.

“Reyhanlı’da ev sohbetlerinde kimlerle sohbet ettiniz” sorusuna Balı, “Şu an aklıma hiçbir isim gelmiyor ama teşhis etmiştim. Bir kitap vardı onu okurduk çay falan içerdik. Erkekler siz oturun toplanın derdi. Ayda bir falan tesadüfen toplanmalar olurdu” yanıtını verdi. Eşi İlhami Balı’nın Adıyaman’a Menzil tarikatına gittiğini söyleyen Hülya Balı avukatların saydığı birçok ismi tanımadığını söyledi.

‘ASKERLERİ YAKAN HASAN AYDIN’

Hülya Balı, Suriye’de yakılarak öldürülüğü iddia edilen Türk askerlerlerine ilişkin de konuştu.  Bu işi organize den kişiyi bildiğini, kod adının Abu Ramazan gerçek adının ise Hasan Aydın olduğunu ifade eden Balı, “Ben de videoyu orada izledim. Suriye’de kaldığımız eve geldiğinde gördüm” dedi. Mağdur avukatlarından Murat Cemal Gündüz’ün, “Eşiniz hiç gözaltına alındı mı” sorusuna Balı, “2012 yılında 6 ay yattı. O zaman El Kaide idi. Adana’da yattı” dedi. “11 Mayıs 2013 Reyhanlı patlamasında eşin ne yapıyordu” sorusuna Hülya Balı, “Biz Reyhanlı’da oturuyorduk. İlhami evde hasta yatıyordu. Evimiz basılmadı polis ifademizi almadı” dedi.

Reyhanlı’da bulunan Hülya Balı’nın ifade verdiği sırada SEGBİS’de bir erkeğin “Cevap verme” dediği duyuldu. Duruşma salonunda kimsenin olmaması gerektiğini belirten mahkeme heyeti “Orada kim var” diye sordu. Reyhanlı’daki görevli ise “Kayınbabası var” dedi. Salondan tepkiler yükseldi ve mahkeme heyeti Balı’nın kayınbabasının SEGBİS salonundan çıkarılmasını istedi.

‘İLHAMİ VE HÜLYA BALI KAÇAKÇILIK YAPIYORDU’

IŞİD’in Türkiye ve Suriye sınır sorumlusu olmakla suçlanan firari sanık Deniz Büyükçelebi’nin eşi Şengül Büyükçelebi duruşmaya Nizip Ağır Ceza Mahkemesi’nden SEGBİS ile bağlandı.
Mahkeme heyetinin sorularını yanıtlayan Büyükçelebi şunları söyledi:

“2002’de Deniz Büyükçelebi’yle evlendim. Antep’teki Müslüman Gençler Derneği’ne gittim ama bana bir şey anlatılmadı. Kuran dersi anlatıldı. Bana bir şey anlatmazdı. IŞİD’e katıldığını Suriye’ye gittiğimizde öğrendim. Antep’te kaçakçılık yapıyordu. Nusret Yılmaz ile kaçakçılık yapıyordu. Yabancı oldukları için dillerini anlamıyordum, bizim evimizde bir kaç saat kalıyorlardı. Sonrada Suriye’ye gidiyorlardı. Suriye’ye Kilis tarafından geçtik. O zaman geçmek çok kolaydı. Kaçakçılar götürdü. Suriye tarafına 2014 yılında geçmiş olması lazım. Müslüman Gençler Derneği’ne Esra ders veriyordu. İlhami Balı ve eşi Hülya Balı da kaçakçılık yapıyordu.“

Eşi Deniz Büyükçelebi’nin 6 yıl önce öldüğünü söyleyen Şengül Büyükçelebi, “Enkaz altında kalarak öldü. Hepimiz aynı köyde aynı yerdeydik” dedi. IŞİD örgüt üyeliği davasından ceza almadığını söyleyen Şengül Büyükçelebi, eşinin soyadının düşmesi davasının ise devam ettiğini söyledi.

Mağdur avukatlarından Murat Cemal Gündüz, “Eşiniz fırıncılık yaparken, düzenli iş yaparken insan kaçakçılığı işine ne zaman başladı” diye sordu. Büyükçelebi ise “2013, 2014 yıllarında yaptı” dedi. Eşinin bu süreçte hiç gözaltına alınmadığını, evlerine operasyon yapılmadığını söyleten Büyükçelebi, “Sınırda hiç polis, güvenlik yoktu. Başka bir şehire geçer gibi biz sınırdan, zeytin ağaçlarının arasından Kilis tarafından Suriye’ye geçtik” diye konuştu.

BAŞINA ÖDÜL KONAN İNCİ TANIK OLARAK DİNLENDİ

Hakkında IŞİD üyeliği davası devam eden ve geçmişte etkin pişmanlıktan yararlanarak 139 kişiyi teşhis eden Ayşenur İnci, tanık sıfatıyla Adıyaman’dan SEGBİS ile bağlandı. İçişleri Bakanlığı’nın “Terörden Arananlar Listesi”nde mavi kategoride yer alan ve 1 milyon 500 bin lira ödül konulan İnci, 2018 yılında Habur Sınır Kapısı’nda teslim olmuş ve çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılmıştı.

Ersan Ocak ile imam nikahıyla evlendiğini söyleyen İnci, “Ona inanarak Suriye’ye gittim. Böyle bir örgüte katılmadım, varlığından haberim yoktu. Suriye’ye gittik 50 yıl geriye gitmiş gibiydik” dedi. Davanın tutuklu sanıklarından Erman Ekici’yi Suriye’de gördüğünü belirten İnci, Suriye’de birçok milletten insanın IŞİD’e katıldığını belirtti.

İmam nikahı kıydıkları Ersan Ocak’ın tanıştıkları dönemde “serseri” olarak adlandıran ve dinine bağlı olmadığını söyleyen Ayşenur İnci, sonrasında ise değiştiğini ifade etti. Dini eğitim almak için Suriye’ye gittiğine dönük mektubu erkek arkadaşının zorlamasıyla yazdığını öne süren İnci, “Suriye’de Kuran okumayı bilmiyordum. Komşumuz öğretti. Onun dışında herhangi biri eğitim almadık” diye konuştu.

Avukatların sorularını yanıtlayan İnci, “IŞİD bize kimlik verdi. Eşim ‘bunla hastaneye gidebileceğiz’ dedi. Arapça konuşabiliyorum ama okuyamıyorum. İlk kaçma girişimim oldu. DEAŞ’ın olduğu kontrol noktalarından sonra PKK’nınki başlıyor. Ben PKK’ya gelmeden kaçacaktım. IŞİD de gitmemizi istemiyor. İlk kontrol sırasında beni geri çevirdiler. Cezalandırmadılar da. Her yer bombalanıyordu, bizimle uğraşacak halleri yoktu” ifadelerini kullandı.

Savcının “Erman Ekici’yi teşhis edebilir misiniz” sorusu üzerine Ayşenur İnci Ekici’yi teşhis etti. Savcının, “Ankara’daki saldırıya ilişkin bir şey duydunuz mu” sorusuna ise İnci, “Hayır duymadık. Haberlerde Gar’da patlama olduğunu duydum. Başka da bilgim yok” yanıtını verdi.

Erman Ekici’nin “Ben sizin eşinize eğitim vermişim, öyle diyorsunuz. Bu kadınlar arasında dedikodu mu” sorusuna ise İnci, “Arabaya binerken gördüm sizi. Siz bir yere gidiyordunuz. Orada ne eğitimi verdiğinizi nereden bileyim” yanıtını verdi.

ÖDÜLLE ARANAN BİR DİĞER TANIK DİNLENDİ

İçişleri Bakanlığı‘nın “Terörden Arananlar Listesi”nde mavi kategoride 1,5 milyon TL ödül ve kırmızı bülten ile ‘IŞİD üyesi olmak’ suçundan aranan ve 22 Ocak 2018’de Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde teslim olup mahkemece serbest bırakılan Demet Taşar tanık sıfatıyla Adıyaman’dan SEGBİS ile bağlandı. Eşi Mehmet Taşar’ın zorlamasıyla Suriye’ye gittiğini ifade eden Demet Taşar, “Eşim ‘Arkadaşlarım gidiyor ben de gidiyorum. Akşam yola çıkacağız’ dedi. Beğenmezsek geri döneceğiz diye gittik. Arkadaşları Mahmut ve Ömer’i kıramıyordu, onlar ne derse onu yapıyordu. Gaziantep’ten büyük bir transit araçla tanımadığım bir sürü kişiyle bir süre gittik. Arapça konuşanlar ‘Yürüyün’ dedi. Bayanlar olarak önde yürüdük. Tren rayını geçince silahlı adamlar karşıladı. Yabancı bir sürü kişi vardı. Hepsi Allahu Ekber diyerek karşıladı bizi. İlk gece okul gibi bir yerde kaldıktan sonra Telabyat’a götürdüler” ifadelerini kullandı.

ETİKETLER

Editörün Seçimi