Adalarda faytonlar kaldırıldı: İBB'nin ahırlarda beklettiği atlara ne olacak?

İstanbul Büyükada’da bin 200’den fazla at aç ve dinlenmedin saatlerce çalışıyordu. Tepkilerin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi atları satın aldı.

Atlar İBB tarafından satın alınırken, Adalar’da fayton yerine elektrikli araçların kullanılmasına karar verildiği duyurulmuştu. Ancak her şey bitmiş görünmüyor. İBB’nin satın aldığı atların ahırlarda ve sınırlı bir alanda tutularak hareketsiz kalması endişeleri artırıyor.

Evresel’e konuşan Uzman Veteriner Hekim Ayşe Yetiş, atların kaldırılma sürecini anlattı.

‘ATLARIN NAYLON ÇADIRLARDA SICAKTAN ÖLMESİNDEN ENDİŞE EDİYORUZ’

Adalar’ın Atları Platformu yaptığı yazılı açıklamada, Burgaz ve Heybeli’den getirilen atlarla, İBB’nin satın aldığı 1200’ü aşkın atın Büyükada’daki İSPARK ahırlarına ve Aya Nikola mevkiinde kurulan naylon çadırlara yerleştirildiği belirtildi. Açıklamada, “2 Nisan itibarıyla Büyükada’daki ahırlarda/çadırlarda 1167 at yaşıyor. İBB’nin satın aldığı atlar içinde hayatını kaybedenler olduğu gibi, bu sürede dünyaya gelenler de var. 40 kadar tay da beton ahırlarda ve naylon çadırlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Özellikle tayların naylon çadırlarda sıcaktan ölmesinden endişe ediyoruz” denildi. “İBB’nin sahiplendiği atlar esas olarak kapalı alanlarda bağlı tutularak yaşıyor. Sınırlı sürelerle, çok kısıtlı bir alanda “havalandırmaya” çıkarılıyor. Yani faytonlardan özgürleştirilen atlar ahır ve çadırlarda hapis” denilen açıklama şöyle devam ediyor: “Atlara bakmakla görevlendirilen seyis sayısı da, atların hareket alanı da yeterli değil. Atların koşup hareket edebileceği padok alanlarının oluşturulması, aralık ayından itibaren 30 bini aşkın kişinin imzasıyla ısrarla talep edilmesine rağmen bugüne kadar karşılanmadı. Hapsedilmenin 115. gününde, 12 Nisan’da İBB İSPARK ahırının arkasında açılan padok alanına aynı anda en çok 50 at çıkabiliyor.”

‘1200 ATA NE OLACAK?’

1200’e yakın canın geleceğinin onlarla hiçbir ilgisi, ilişkisi olmayan kişilerin, aldıkları kararlarla oldubittiye getirilmesinin kabul edilemeyeceği vurgulanan açıklamada “Atların hayatlarını Adalar’da sürdürmelerine, bu yıla kadar olduğu gibi ormanda dolaşmalarına izin verilmesini, sağlıklı, güvenli, denetimli bir şekilde çalışma ve yaşama şartlarının önce Adalar’da sağlanmasını istiyoruz. Ahırların uygun koşullarda yenilenmesini, her üç adada atlarla faaliyette bulunacak kişilerin önünün tıkanmamasını istiyoruz. İBB, İstanbul Valiliği ve Tarım Bakanlığı, sahiplerinden ayırdıkları atların barınma, çalışma ve yaşam haklarını sağlamakla yükümlüdür” denildi.

İBB: ATLARI BAŞIBOŞ BIRAKMIŞ DEĞİLİZ

Konuyla ilgili bilgi almak için aradığımız İBB’de Ulaşımdan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve atların sahiplendirilmesi için kurulan komisyonun başkanı Orhan Demir ise, 50 seyisi işe aldıklarını, iki veteriner hekimin 7/24 atların başında olduğunu, atların iyi koşullarda bakıldığını söyleyerek, “Atlar düzgün bakılacak yerlere verecek. İnanmadığımız, güvenmediğimiz bir yere vermek istemiyoruz. Gizli, saklı kaçırmayacağız atları. Sahiplendirmeden herkesin haberi olacak. Atların durumunu görmek isteyen herkes görebilir. Atları başıboş bırakmış değiliz” dedi.

‘ATLAR GÜN BOYU BAĞLI TUTULAMAZ’

Uzman Veteriner Hekim Ayşe Yetiş, atların kedi, köpek, inek gibi bir hayvan olmadığını bu nedenle uzun süre kapalı bir alanda kalmanın atlar için ölüm demek olduğunu belirtti. Yetiş, “At asla gün boyu bağlı tutulamaz. Bir atın en az 2-3 dönüm padok alanına ihtiyacı var. Bir atın günlük olarak yürümeye ihtiyacı var. İBB 40-50 atı çıkarıyor, video çekiyor ‘Atlar mutlu’ diyor. Kimse de sormuyor, ‘Geri kalan atlar nerede’ diye. Zaten 1000 küsur atı sizin padoğa çıkarmanız için en az 300 çalışana ihtiyacınız var. Atları ahıra kapattılar. Kimse görmediği için, görmeyen gönül zulme katlanıyor.  Atlar faytondan kurtulup başka bir zulme uğradı.  Ehline denk gelmeyen her şey ziyan olur, inci de mercan da can da. Atların başına gelen tamamen budur” dedi.

“At ahıra kapatıldığında dolaşım sistemi tam olarak çalışamayacağı için kalpleri kapasitelerinin üzerinde bir strese girer ve bu durum atların kalp krizi geçirerek ölme riskini arttırır” diyen Yetiş, “Hareket, atların kemiklerinin de sağlamlaşmasını artırır. Uzun süre ahıra kapatılmış atların zayıflayan kemikleri doğaya salındıklarında veya tekrar herhangi bir işe başlatıldıklarında kolaylıkla kırılabilir hale gelir. Gebe atlar, gebe olmayan veya erkek atla aynı ahıra konamazlar. Hatta iki gebe at dahi zorla ve mecburen aynı ahıra bağlanamaz. Gebe tüm canlılar gibi, serbest olmaları, kendileri ve yavrularını güvende tuttuklarına inandıkları bir alanda olmaları şarttır. Kapalı bir alandaysa tek olmaları gerekir. Aksi halde açık alanda doğurması daha güvenlidir. Bu şekilde bu atların yarısı 6 aya kalmaz ölür. Atlar kapalı ve ben biliyorum atlar ölüyorlar, acı çekiyor.  Zaten bağlı oldukları için hamile olanlar doğuramıyor. Doğuranlar yavrusuna bakamıyor. Bu zulme ses çıkarılmamasına ben inanamıyorum. Kurtardığımızı söylediğimiz atlar ölüyor” diye tepki gösterdi.

‘ATLAR HAFTADA BİR ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞUYOR’

Her gün ahırlara giderek atların durumu ile ilgili bilgi aldığını söyleyen Büyükada’da yaşayan Zekiye Kürkçüoğlu ise, “Bugün itibariyle 5 ayı geçti. Atlar kapalı bir alana hapsedilmiş durumda. Her gün ahırlara kaçak yollarla giriyorum. Ben illa fayton olsun diyenlerden değilim ama bir karar alınırken sonuçlarının ne olacağını bilmek gerekir. Atların şu anki durumu gerçekten iyi değil. Atlar haftada bir özgürlüklerine kavuşuyorlar. Atların şu anda kasları gitmiş durumda. Çünkü her gün iki koğuş çıkabiliyor, cezaevi gibi.  En önemlisi at duyarlı bir hayvan. Gidiyorum, uzaktan beni görüyorlar temas istiyorlar” diye konuştu.

ETİKETLER

Editörün Seçimi