Ankara Baro Başkanı: Feyzioğlu eskiden buna 'FETÖ projesi' diyordu, şimdi duruşu değişti

Necmi ŞAHİN


TÜKENMEZ HABER- Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın LGBTİ bireyler ve nikahsız yaşayanlara yönelik sözlerine Ankara Barosu’nun tepki göstermesinin ardından baroların yapısı ve seçim sisteminin değiştirilmesi bir kez daha gündeme geldi.

Ankara Barosu Başkanı Erdinç Sağkan, konunun sadece son tartışma ile ilgili olmadığını 2011, 2014’te nispi temsil tartışmalarının yapıldığını ve 2018 yılında 50 üzerindeki baronun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Adli Açılış Töreni’ne katılmaması üzerine de bu tartışmanın gündeme getirildiğini söyledi.

'FARKLI SES ÇIKMASIN, HERKES AYNI ŞEYİ SÖYLESİN İSTİYORLAR'

Tükenmez Haber'e konuşan Sağkan, baroların yapısının seçim sistemiyle ilgili tartışmaların sürekli olarak baroların hukuksuzluklara karşı bir duruş sergilediği zamana denk geldiğini ifade ederek, “Mesele sadece temsili demokrasi ise neden sürekli bu konu baroların bir duruş veya karşı çıkış göstermesi sonrası gündeme getiriliyor? Türkiye’de tek seslilik istiyorlar. Farklı hiçbir sese tahammül göstermiyorlar. Herkes aynı şeyi söylesin, kimse hukuksuzlukları insan hakları ihlallerini dile getirmesin istiyorlar. Bu çalışma da bunun ürünü” dedi.

'NEFRET SÖYLEMİNE KARŞI ÇIKMAK BAROLARIN GÖREVİ'

Ankara Barosu Başkanı Sağkan, Diyanet işleri Başkanı Erbaş’ın sözleriyle ilgili yaptıkları açıklamanın manipüle edildiğini belirterek, “Sanki dini değerlere ilişkin bir ibare varmış gibi Ankara Barosu linç ettirilmeye çalışıldı. Açıklamanın içinde dini değerlerle ilgili en ufak bir beyan yok. Ayetlerle ilgili değil, Sayın Diyanet İşleri Başkanı’nın yorumuna, tepki gösterildi. Çünkü nefret söylemi barındırıyordu. Barolar bir nefret söylemine karşı durmayacaklarsa o zaman asıl görevlerini yerine getirmemiş olurlar. Ankara Barosu yasadan kaynaklı görevini yerine getirdi. Fakat burada Demokles'in kılıcı gibi üzerimize sallandırdıkları baroların seçim sisteminin değiştirilmesine bir zemin hazırlama olduğu ortaya çıktı” dedi.

‘BİR SOPA OLARAK KULLANILIYOR’

Sağkan, iktidarın amacının 'baroları susturmak' olduğunu ‘tek seslilik’ istediğini söyledi:

“2011 ve 2014 yıllarında FETÖ’nün yargıyı artık kuşattığı dönemlerde ortaya çıkan bir fikirdir. Bu anlamda bir FETÖ projesidir. Çünkü yargının bağımsız kalan tek saç ayağı olan savunmanın da o bağımsızlığını yitirmesi isteniyordu. Aynı projenin bugün ısıtılıp önümüze getirildiğini görüyoruz. Bir sopa olarak kullanılıyor. Buradaki amaç baroları değiştirmek dönüştürmek ve susturmak. Türkiye’de tek seslilik istiyorlar. Farklı hiçbir sese tahammül göstermiyorlar. Herkes aynı şeyi söylesin, kimse hukuksuzlukları insan hakları ihlallerini dile getirmesin istiyorlar. Bu çalışma da bunun ürünü. Bu çalışmaların tamamen karşısındayız. Baroların seçim sistemi Türkiye’deki en demokratik seçim sistemlerinden biri."

'TBB BAŞKANI 10 YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN AKSİNDE OY KULLANDI' 

53 baro ile birlikte Türkiye Barolar Birliği'nin (TBB) de çoklu baro sistemi, nispi temsil ve delegasyon yapısının değiştirilmesine karşı çıktığı bilgisini veren Sağkan, "Fakat TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, 10 Yönetim Kurulu Üyesi’nin aksine ‘nispi temsil ve delegasyon sisteminin değiştirilmesi’ noktasında karşı oy kullandı. Feyzioğlu, ‘çoklu baro’ sistemine ise karşı çıktı" dedi.

‘FEYZİOĞLU, 2011’DE KARŞI ÇIKIYORDU, FETÖ PROJESİ DİYORDU’

Ankara Barosu Başkanı Sağkan, Metin Feyzioğlu’nun bu tutumuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“TBB Başkanı kendi yönetim kurulu üyeleriyle farklı düşünebilir demokratik bir yapıda kimsenin buna itirazı yok. Burada konuşulması gereken husus Sayın Feyzioğlu, 2010’da Ankara Barosu Başkanı’yken 2011 yılında nispi temsil konuşulduğunda bunun kesinlikle kabul edilemez olduğuna ilişkin yazılı bir açıklama yapmıştı. 2018 yılında yine bu konu açıldığında bunun kesinlikle kabul edilemez olduğunu, bunun FETÖ projesi olduğunu açıkça ilan etmiştir. Şimdi aradan 2 sene geçtikten sonra TBB Başkanı bu konudaki görüşünü değiştirdi. Bunun yorumunu da yurttaşların yapması gerekir bizim değil.”

‘FEYZİOĞLU, UZUN ZAMANDIR DURUŞUNU DEĞİŞTİRDİ’

Sağkan, Feyzioğlu’nun uzun zamandır hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve insan hakları mücadelesinde duruşunu değiştirdiğini belirterek, “Bu duruş değişikliğine ilişkin örneklerden biri de bu konuda görüyoruz. 2 sene önce söylediğinin tam aksine görüş beyan ediyor. Oysa buradaki tartışma konusunun temsili demokrasi olmadığını hepimiz biliyoruz. Sayın Feyzioğlu da biliyor. Buradaki konu baroların değiştirilmesi ve susturulması projesidir. Bunun içerisinde temsili demokrasiye ilişkin hiçbir tartışma yoktur. İki sene önce bunu görüp buna çok sert şekilde tepki gösteren Sayın Başkanının bugün konu sanki bir temsili demokrasi tartışmasıymış gibi 'bunları tartışmalıyız' noktasındaki açıklamalarının takdirini yurttaşlara bırakmak lazım” ifadelerini kullandı.

‘KAYYUMLAR, DEMOKRASİ ÇİZGİSİNDEN ÇIKTIĞIMIZI ORTAYA KOYUYOR’

Belediyelere kayyum atanmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ankara Baro Başkanı Erdinç Sağkan şunları söyledi:

“Türkiye’de bağımsız bir yargıya inanç olsaydı tabii ki hem belediyeler kanununa göre hem de TCK’ya göre ilgili yasal düzenlemeler uyarınca suç işleyen belediye başkanlarının görevde kalmasına ilişkin bir tavrın içinde olmamız beklenemez.

Ancak Türkiye’de hakimlerin bağımsız karar verebileceklerine olan inancın azaldığı, savcıların talimatla hareket ettiklerine ilişkin çok kuvvetli bir inancın yerleştiği ve Cumhuriyet Savcısı sıfatından uzaklaşıldığını gördüğümüz bu süreçte bu tür kararların şüphe ile değerlendirilmesi kadar doğal bir durum yok. Kaldı ki seçilmiş bir belediye başkanının görevden alınmasına ilişkin işlemin tüm kamuoyunda şeffaf bir şekilde ortaya konulması ve güvenilir bir yargı sisteminin olması haline mümkün olabilir.

Ama bakıyorsunuz seçilmeden önce devam eden soruşturmalar gerekçe gösterilerek ve yeni hiçbir gelişme olmadığı halde seçilmiş bir belediye başkanının görevden alınması ve yerine kayyum atanması bir hukuk devleti ilkesinde kabul edilemez olduğu gibi, Türkiye’de demokrasi çizgisinden çıktığımızı çok açık şekilde ortaya koyan uygulamalar olarak görüyorum.”

ETİKETLER

Editörün Seçimi