Hrant Dink vurulduğu yerde anıldı: Utanmak için geç değil

Fotoğraf: Denizcan Akar

TÜKENMEZ HABER - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, katledilişinin 13. yılında vurulduğu yerde anıldı. Anmaya katılanlar, Agos gazetesinin önüne geldi. Yüzlerce kişi, Hrant için adalet istedi, “On üçüncü yıl utanmak için geç değil. Biz bitti demeden bu dava bitmez. Adalet istiyoruz. Buradayız Ahparig” sloganları atıldı.

Dink'i anmasına gelenler, Agos gazetesinin önünde saat 12.00'den itibaren bekleme başladı. Dink'in vurulduğu yer karanfillerle süslendi, üzerinde "Onüçüncü yıl utanmak için geç değil. Biz bitti demeden bu dava bitmez", "Vazgeçmiyoruz Ahparig", "Adalet istiyoruz" yazılı dövizler ve Dink’in fotoğrafları asıldı.

Anma öncesinde kısa bir açıklama yapan Hrant Dink'i arkadaşı Bülent Aydın, 2015 yılında Diyarbakır Sur'da öldürülen Tahir Elçi ve geçtiğimiz yaz geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Cüneyt Cebenoyan'ı andı, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'ya selam gönderdi.

Anmada 1994'te öldürülen Yusuf ekinci'nin oğlu Serhat Ekinci kısa bir konuşma yaptı. Ekinci, Türkiye'de hukukun üstünlüğü sağlanmadığı sürece adaletin gelmeyeceğini söyledi. Ekinci'nin konuşmasının ardından Hrant'ın Arkadaşları grubundan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 13. yılın basın açıklamasını yaptı.

'O HAYALLERDEN HİÇ VAZGEÇMEDİK, ADIM ADIM İLERLEDİK'

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı konuştu. Fincancı şunları söyledi:

“Sevgili dostlar, Ahparig Hrant’ın o kocaman güzelim ailesi, ‘bir çocuktan katil yaratan karanlık” diyebilen yüreğiyle sevgili Rakel Dink, sevgili Hrant’ın hak mücadelesini geleceğe taşıyan güzelim çocukları, arkadaşları, arkadaşlarımız, Kötülüğe karşı duyulan nefret yüzünü çirkinleştirir insanın/Haksızlığa karşı bağırmak sesini kabalaştırır’ demiş ya Brecht, bu geçen 13 koca yılda faili meşhurlarını bizlerden köşe bucak kaçıran o devlet erkine karşı bağırmak, haksızlıklara karşı bağırmak kabalaşmadan sayılır mı? Hak mücadelesinin kendisi, dayanışmasıyla ezilenlerin inceliği değil de, nedir? Yüzbinlerin İstanbul’dan sel gibi akıp ‘Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz’ diye yükselen sesinde kabalık olabilir mi? Hrant için, adalet için 13 yıldır mücadele eden arkadaşları nicedir hakikati bu topraklardan sürgün etmiş erke rağmen hakikatin değerini hatırlatıyor hepimize. Hakikat arayışı bitmiyor, bitmedi hiç. Cumartesi annelerini meydanlardan sürseler de, hakikati haykıranları hapsetseler de, insanlığa karşı suçlarla sindirmek için üzerimize gelseler de, hakikati haykırmaktan vazgeçmemişti ya Hrant, vazgeçmeyeceğiz öyleyse hiçbirimiz. Kötülüğe karşı nefret değil bizimkisi. Bitimsiz bir mücadele. Kötülüğün sıradanlığına kapılmasın insan, hakları için mücadele etsin, boyun eğmesin erke.

Bundan tam 13 yıl önce 18 Ocak gecesi o dönem Türkiye İnsan Hakları Vakfı başkanı olan canım abim Yavuz Önen ile akşam yemeğinde buluşmuşlardı. Hayallerimiz vardı. Bizler bir yandan enstitü hayalimizin ucundan, hak ihlallerinin etkili soruşturması, belgelenmesi için eğitici eğitimi yaparken, onlar da Travma ve İnsan Hakları Enstitüsü hayallerimizi paylaşmışlardı yemekte heyecanla. Sonra 19 Ocak 2007, saat 3’ü 5 geçe zaman durdu hepimiz için. Şaşkındık, birlikte kurulan hayallerin sıcaklığı hala yüreğimizde… O hayallerden hiç vazgeçmedik, adım adım ilerledik o günden bugüne.

'BU TOPRAKLARIN YARASI HİÇ KAPANMADI'

Çünkü bu toprakların yarası hiç kapanmadı. Kapanması bir yana, her gün yeniden kanırtan bir devlet erki ile yaşamak zorunda kalıyoruz. Daha birkaç gün önce kayıplara karıştı Keldani bir çift, Süryani Mor Yakup Manastırı rahibi Aho’yu gözaltına aldılar. Kılıçtan geçirmek, çöllere sürmek yetmedi, her gün yeniden yaşasın o güvercin tedirginliğini Türkiyeli Ermeniler diye elinden geleni ardına koymadı devlet erki. Yaşadıkları mahallelerin adı Bozkurt, caddesi Ergenekon, okulları Talat Paşa nam, soykırım Osmanlının ama iade-i itibar Türkiye Cumhuriyetinin oldu. Birlikte yaşamayı, çok dilli, çok kültürlü olmayı başaramadığımız gibi yarattığımız kuraklıktan da utanmaz olduk. Sıra Kürtlere geldiğinde havan mermileri ile delik deşik ettikleri evlerin duvarlarına yazılama yaptı devletin memuru.

Biz yüzleşmedikçe, onarmadıkça yaralarımızı, her yeni güne yeni ötekilerle yaralarımız büyür, yenileri açılır oldu. Sözümüz var Hrant’a, yaralarımızı bilip de onarmak boynumuzun borcu. Yarın yüzleştiğimizde, küçük Eichmann’lar yalnızca emre itaat ettiklerinden dem vurup sıradanlaştırmaya çalıştığında kötülüğü,  utanmak için geç değil, evet ama kötülüğü tanımalı ve sahiplerini bir bir ortaya koymalıyız. Hrant için, adalet için!

Sevgili Yıldırım Türker Bahçe’sinin köşesinden derlediği yazılarından ilkinde “Hayatı savunmak adına durmadan kötülüğü tartmak zamanla insanın ruhunu köreltebilir. Uzun süre karanlıkta kaldıktan sonra gözleri kamaşan adamın körleşmesi gibi.”, diyor ama, o karanlıkta kötülüğü seçebilmek Saramago’nun körler ülkesinde gören göz olmayı gerektiriyor. Görmek, göstermek hakikati…

Buradayız, vazgeçmiyoruz Ahparig.”

Hrant Dink'in vurulup düştüğü kaldırıma karanfiller bırakıldı.

MEZAR BAŞINDA ANMA

Agos Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink için mezarı başında da anma yapıldı. Zeytinburnu Balıklı Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine Dink’in eşi Rakel, oğlu Arat, kızları Sera ve Delal Dink, dostları, sevenleri, Agos gazetesi çalışanları ve çok sayıda kişi katıldı.

 

 

ETİKETLER

Editörün Seçimi