İHD Başkanı Türkdoğan: Tutukluların tahliyesi için infaz yasasında değişikliğe gerek yok

Necmi ŞAHİN


TÜKENMEZ HABER - Eylül 2018’de MHP’nin Meclis’e sunduğu ‘ceza indirimi’ teklifiyle gündeme gelen ve iki yıldır zaman zaman tartışılan 'infaz yasası düzenlemesi' koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle yeniden gündemde.

İnfaz yasasında koşullu salıverilme süresi 2/3'ten 1/2'ye indirilecek. Denetimli serbestlik de 1 yıldan 3 yıla çıkartılacak. Uyuşturucu, cinsel ve mükerrer suç işleyenler yasadan faydalanabilecekken siyasi tutuklu ve hükümlülerin kapsam dışında bırakılması eleştiriliyor.

10 farklı kanunda değişiklik yapılması beklenen düzenlemeye dair tartışmalar ise 'kapsamı' nedeniyle tartışma konusu olmaya devam ediyor.

‘SALGIN ÇIKALI HAFTALAR OLDU AMA HALA TAHLİYELER YAPILMADI’

Hak örgütleri koşullu salıverilme süresinin ve denetimli serbestlik süresinin eşit olması gerektiğini söylüyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Covid-19 salgını sonrası Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) hapishanelerle ilgili 'Önlem alınması ve tutukluların tahliye edilmesi' çağrısını hatırlatarak “Biz de hükümete aynı çağrıda bulunuyoruz. Salgın çıkalı haftalar oldu ve hala hapishanelerde tahliye yok. Hapishanelerde risk grubunda bulunanların şu ana kadar tahliye edilmesi gerekirdi zaten. Hasta mahpuslar, 60 yaş üstü mahpuslar, çocukları ile birlikte beraber kalan kadınlar...” ifadelerini kullanıyor.

‘TUTUKLULAR İÇİN ÖZEL BİR YASAYA GEREK YOK’

Öztürk Türkdoğan’a göre salgın tehlikesi altındaki tutukluların tahliye edilmesi için özel bir yasa değişikliğine gerek yok:

“Meclise sunulan infaz kanunu değişikliği tutukluları ilgilendirmiyor. Hükümlülerle ilgili bir düzenleme. Tutukluların durumu ile ilgili iktidarı engelleyen hiçbir durum yok. Tahliyelerine mahkemeler karar veriyor. ‘Tutuklama’ bir tedbirdir. Ama salgın tehlikesi var. Dolayısıyla tutuklama şu an sağlık bakımından da bir cezalandırmaya dönüşmüş durumda. Mahkemeler yeni bir yasaya ihtiyaç duymadan tahliye edebilir. Ama mahkemeler tarafından alınmış hiçbir tedbir yok. Bu kabul edilebilir bir şey değil.”

‘BU İNSANLAR NEDEN HALA HAPİSTE’

Türkdoğan, cezaevlerinde bulunan siyasi tutukluları hatırlatarak “Tehlikeli bulunan ve tartışma konusu olan tutukluklar var. Ama tutuklu yargılanan siyasetçiler, gazeteciler, aktivistler de var. Bunların tehlikeli bir tarafı yok. Zaten hapiste bulunmaları bile keyfi. Bu durumda binlerce insan var. Bu insanlar neden hala hapiste? Bunları bırakmak için kanuna gerek yok” diyor.

‘SADECE İNFAZ YASASINDA DEĞİŞİKLİK YAPMAK SORUNLARI ÇÖZMEZ’

Aynı zamanda bir hukukçu olan Türkdoğan, sadece infaz yasasında yapılacak değişikliklerin sorunları çözmeyeceğini belirtiyor:

“Türkiye’de infaz kanunu konuşmadan önce, Terörle Mücadele Kanunu, Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanununu konuşmamız lazım. 4 temel kanun birbiri ile çok yakından bağlantılı. Bunları birlikte tartışarak ancak sağlıklı bir sonuca ulaşılabilir. Terörle Mücadele Kanunundaki ‘terör’ tanımı çok geniş olduğu için siyasiler terör suçu kapsamında yargılanıyor. Dolayısıyla çıkartılacak infaz yasasında da ‘Terör suçları hariç’ deniliyor. Bu ifadeyle siyasi mahpuslar kapsam dışında kalıyor. Onlara korkunç bir adaletsizlik yapılıyor.  Dolayısıyla Terörle Mücadele Kanununda düzeltilmesi gereken hususlar var. Bunların konuşulması lazım.”

‘TERÖRLE MÜCADELE KANUNU DEĞİŞTİRİLMELİ’

Türkdoğan, Terörle Mücadele Kanununa dikkat çekerek “Bu kanun sadece silahlı kişileri yargılayan bir kanun değil. Toplumsal, siyasal muhalefeti baskı altında tutmak için araç olarak kullanılan bir kanun. Bunun değiştirilmesi lazım. Bu kanunu irdelemeden infaz kanununa geçersek büyük bir eksiklik yapmış oluruz. Zira birçok maddesi infaz kanunu doğrudan ilgilendiriyor. Örneğin 5. maddesi verilen cezaları yarı oranında arttırıyor. 17. madde özel infaz hükümlerinin uygulanacağını söylüyor. Bunların konuşulması lazım” diyor.

‘İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI ‘SİLAHLI ÖRGÜT ÜYELİĞİ’NDEN YARGILANIYOR’

Türkdoğan Ceza Kanunundaki problemleri ise şu sözlerle anlatıyor:

“Türk Ceza Kanununun 314’üncü maddesinde ‘silahlı örgüt üyeliği’ var. Silahlı örgüt üyelerini cezalandıran madde sözde ama gazeteciler, siyasetçiler, insan hakları savunucuları yargılanıyor. Türkiye’de açılmış on binlerce dava var. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, gazeteciler, insan hakları savunucuları ‘silahlı örgüt üyeliği’nden yargılanıyor. Ama bu insanlar silahlı eylem mi yapmamış ki… Bu bir garabet, bu garabeti ayıklamadan infaz düzenlemesi nasıl olacak?”

Türkdoğan, infaz yasasında eşitsizlik olduğunu belirterek, “İnfaz Kanunun 1. ve 2. maddelerinde ayrımcılık yapılamayacağı yazıyor. Ancak infaz süreleri farklı. Dolayısıyla ayrımcılık bir sonraki maddelerde yapılmış” diyor.

‘CİNSEL SALDIRI, UYUŞTURUCU SUÇLULARINI TAHLİYE EDİP SİYASİ TUTUKLULARI TAHLİYE ETMEMEK KABUL EDİLEMEZ’

Cinsel saldırı ve uyuşturucu suçlularının tahliye edilip siyasi tutukluların tahliye edilmemesinin kabul edilebilir olmadığını belirterek, “İktidar, ‘terör’ suçu diyerek bütün siyasi mahpusları bu kapsamda değerlendirdiği için onları hapishanede bırakıp cinsel suçluları, uyuşturucu suçlularını serbest bırakacaksa bunu hiç kimseye anlatamaz. Bunu halka anlatamadığı gibi kendisine bile anlatamaz. Bütün toplumda siyasi düşüncesi ne olursa olsun herkesin kınadığı suç tipleri bunlar. Bunların koşullu salıverilme sürelerini uzatıp siyasi mahpusları ‘terör’ suçlusu diyerek içerde tutacaksınız. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok” yorumunda bulunuyor.

‘MHP’NİN İSTEKLERİ YERİNE EVRENSEL HUKUKA BAKILMALI’

İHD Genel Başkanı Türkdoğan, 'koşullu salıverilme' süresini ve 'denetimli serbestlik' süresinin eşitlenmesi halinde bu tartışmaların yaşanmayacağını belirtiyor:

“Koronavirüs tehdidi nedeniyle tedbir alınacaksa ki alınmalı; Bu ayrım yapılmadan tüm mahpuslar için yapılmalı. Ama koronavirüsü bahane edip infaz kanunda MHP’nin istekleri yerine getirilmek isteniyorsa, MHP’nin isteği toplumun isteği değildir. MHP’nin istekleri yerine evrensel hukuka bakılmalı. MHP, 220. madde kapsamında suç işleyenlerin tahliye edilmesini istiyor. Bunların başında da uyuşturucu, yaralama, tehdit suçları geliyor. Ekonomik suç işleyen suçlar geliyor, çek senet mafyası denilen. Bunların tahliyesine dönük yasa hazırlayacaksanız bunu topluma anlatamazsınız. Toplumun büyük çoğunluğu bunu kabul etmez.”

ETİKETLER

Editörün Seçimi