Tartışma | HIV pozitif birey hastalığını partnerine açıklamak zorunda mı?

Özlem TEMENA


TÜKENMEZ HABER - 1 Aralık’ta Dünya AIDS Günü kapsamında HIV ile yaşayan bireyler için farkındalık oluşturuluyor ve bu geçmişte yaşamını yitirenler anılıyor.

Ayrımcılığa maruz bırakılan HIV pozitif bireyler kendilerini toplumdan gizlemek zorunda kalıyor. Türkiye'de tanı koyulan HIV pozitif birey sayısı resmi rakamlara göre 22 bin 345. Tanı koyulmamış 50.00’ne yakın HIV poiztif birey bulunuyor ve bu rakam giderek artıyor.

1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği Twitter hesabından “HIV statüsü bilgisi bireylerin kendisine ait özel bir bilgidir. Başkaları tarafından sorulamaz, sorgulanamaz ve paylaşılamaz. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak, partnerin enfeksiyon statüsünden bağımsız olarak kişilerin bireysel sorumluluğudur. #DünyaAIDSGünü” paylaşımında bulundu.

Paylaşım sosyal medyada büyük tartışma yarattı. Kimi kullanıcılar ‘HIV statümü paylaşmak zorunda değilim’ yorumunda bulunurken, kimi kullanıcılar da eleştirerek, ‘virüsün yayılmasına’ neden olacağını söyledi. 

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği ve Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin 1 Aralık Dünya AIDS Günü için sosyal medyada paylaştığı “HIV Statümü Paylaşmak Zorunda Değilim” postuna gelen tepkilerin ardından derneklerden açıklama geldi. Açıklamada; 'HIV statümü paylaşmak zorunda değilim’ paylaşımına gelen yorumlarda sıklıkla karşı karşıya kaldığımız “HIV pozitif bireylerin bilerek ve isteyerek, gizleme ya da zorlama yoluyla karşısındaki insanlara HIV bulaştıracağı” ve benzeri varsayımlar; HIV pozitif bireylerin toplumda maruz bırakıldığı ötekileştirmeye, suçlanmaya ve hedef gösterilmeye birer örnektir. Bu örnekler HIV statüsünün paylaşılmasının önündeki engelleri de gözler önüne sermektedir. Açılan bu tartışma alanı ile HIV pozitif bireylere yönelik önyargı ve ayrımcılığın da gözden geçirilmesini umut ediyoruz” denildi.

Tartışmaları sürerken, Türkiye'de HIV pozitif bireylere yönelik ayrımcılıkla ve önyargılarla mücadele eden Pozitif-İz Derneği, Pozitif Yaşam Derneği ve Pozitif Dayanışma’ya sorduk. Dernekler HIV Pozitif bireylerin ilaç tedavisine başlamasıyla bulaşma ihtimalinin olmadığını belirtiyor. Derneklerin ortaklaştıkları bir diğer nokta ise ayrımcı söylemlerden dolayı, HIV tanısı konmayan kişi sayısının giderek artması. Bu rakamın 50 bin civarında olduğunu düşünürsek, HIV Pozitif taşıdığını bilmeden korumasız ilişkiye girilmesi de HIV’in yayılma riski de artıyor.

Avukat Fırat Söyle’ye göre HIV taşıyan kişinin virüsü kasti olarak bulaştırıp bulaştırmadığına bakılması gerek. İzmir Barosu’ndan Sena Yazıbağlı ise tartışmaların HIV’e ilişkin bilgisizlikten kaynaklandığını söyledi.

‘TEDAVİ GÖREN BİREYLERDE BULAŞMA RİSKİ YOK’

Pozitif Yaşam Derneği’nden Can Berk Harmancı, 6 aylık tedavinin ardından HIV virüsünün bulaşmayacağının bilimsel olarak kanıtlandığını söylüyor. Bulaşma riski olmayan ve önlemini alan bireylerde söyleme meşruiyetinin ortadan kalktığını belirten Harmancı, sosyal medyada başlayan tartışmaya ilişkin “Sosyal medyada HIV statümü paylaşmak zorunda değilim paylaşımı üzerinden çıkan tartışma ve ortaya atılan argümanlar enfeksiyona karşı bilgisizliğimizi en net şekilde ortaya koymuştur. Bugün Türkiye’de 24.200 HIV tanısı almış kişi vardır ve bunların yüzde 94’ü tedaviye erişim sağlamaktadır yani bulaştırıcılıkları yoktur. Ancak en az 50 bin kişinin daha virüsle yaşadığı fakat bundan haberdar olmadıklarını hesaplayabiliyoruz” hatırlatması yapıyor.

Harmancı’ya göre HIV statüsünden bağımsız olarak, cinsel ilişkilerde bireyler kendini korumalı ve kondom kullanımı yaygınlaşmalı.

Can Berk Harmancı HIV enfeksiyonuna ilişkin şu bilgileri de paylaşıyor;

 ‘6 AYLIK TEDAVİ SONRASINDA VİRÜS PARTNERE BULAŞMAZ’

"1990'lı yıllarda antiretroviral tedavinin gelişmesiyle birlikte HIV DSÖ tarafından ölümcül hastalıklar arasından çıkartılmış ve kronik hastalıklar listesine alınmıştır. Bugün tedavi altındaki HIV ile yaşayan biri olağan yaşam süresini sağlıklı yaşamakta, günde bir veya iki tablet ilaç kullanmakta, günlük hayatı etkileyen yan etkiler görmemekte, güçlü bir bağışıklık sistemiyle hayatın içinde olağan yaşamına diğer insanlar gibi devam etmektedir. Daha da önemlisi tedavi virüsün geçişini engellemektedir. 6 aylık başarılı bir tedavi dönemi sonrası belirlenemeyen viral yük seviyesine gelen kişilerin virüsü cinsel partnerlerine bulaştırmadıkları bilimsel olarak ispatlanmış ve dünyaca ünlü tedavi rehberlerinde yerini almıştır.

‘CİNSEL İLİŞKİDE KORUNMA HER KOŞULDA SAĞLANMALI’

Sosyal medyada HIV statümü paylaşmak zorunda değilim paylaşımı üzerinden çıkan tartışma ve ortaya atılan argümanlar enfeksiyona karşı bilgisizliğimizi en net şekilde ortaya koymuştur. Bu paylaşım topluma korunmanın her koşulda sağlanması gerektiğini alt metin olarak vermektedir. Bugün Türkiye’de 24.200 HIV tanısı almış kişi vardır ve bunların yüzde 94’ü tedaviye erişim sağlamaktadır yani bulaştırıcılıkları yoktur. Ancak en az 50 bin kişinin daha virüsle yaşadığı fakat bundan haberdar olmadıklarını hesaplayabiliyoruz. Bu 50 bin kişi virüs vücutlarında olmasına rağmen gayet sağlıklı bireyler ve tanı tedaviye ulaşmamaları halinde en az 8 12 yıl daha sağlıklarında bir değişiklik olmadan ancak virüsü bulaştırarak yaşamaya devam edeceklerdir. İşte kendimizi korumamız gereken nokta burasıdır. Tedavi altında olan bireylerin tanılarını açıklama üzerinden değil henüz tanısını bilmeyen ve gayet sağlıklı görünen partnerlerle kurulan korunmasız ilişkiler yayılım ve bulaş riski taşımaktadır. Tabloya daha yukarıdan baktığımızda kişileri ve toplumu güvenli tutabilmek için partnerinizin HIV statüsünden bağımsız olarak kendinizi korumalısınız ve bunu kondomla yapmalısınız."

HIV İLE YAŞAYAN BİRİSİ HIV’İ YÜK OLARAK TAŞIMIYOR

HIV ile ilgili doğru ve güncel bilgileri paylaşan ve HIV ile yaşayan kişilere akran danışmanlığı veren bir örgütlenme olan Pozitif Dayanışma da alanda yeni çalışmalarına başlayan bir sivil toplum girişimi. Pozitif Dayanışma öncelikle medyada yer alan, ‘HIV taşıyıcısı, HIV’li, AIDS'li’ gibi ifadeleri eleştiriyor;

Bu tür kullanımlar HIV hakkında çok az bilginin olduğu 80’lerdeki karanlık dönemlerden kalma ve medyanın maalesef hala sıklıkla kullandığı ifadeler. Bu tarz ifadeler uzun yıllarca HIV ile yaşayan bireyleri damgalama ve ayrımcılık amacıyla kullanıldı. Ayrıca doğru ifadeler de değiller. HIV ile yaşayanlar HIV'i bir yük gibi taşımıyorlar ya da İzmirli, Bursalı vb gibi bir 'nerelisin?' sorusunun cevabı da değil HIV ile yaşamak.”

‘KİŞİLİK HAKKININ İHLALİDİR’

‘HIV ile yaşayan bir kişi birliktelik yaşayacağı’ kişiye açıklama yapmak zorunda olmadığını belirten Pozitif Dayanışma; “Kişilerin HIV statüleri özel bir sağlık bilgisidir ve Sağlık Bakanlığı tarafından bile isimle değil özel bir kodlama ile kayıtlar tutulur. Kişilerin HIV statülerini rızaları olmadan paylaşmak, bunun hakkında konuşmak özel hayatın gizliliğinin ihlalidir ve Türk Ceza Kanunlarına göre suçtur.” diyor.

‘HIV ile yaşayan bireyin cinsellik yaşayacağı kişiye statüsünü açıklamaması durumunda karşı taraf için bu bir mağduriyet yaratmaz mı?’ sorusunu yönelttiğimiz Pozitif Dayanışmaya göre, “Kişiler HIV ile yaşadığını test sonucu ile öğrendikten sonra çok kısa bir süre sonra antiretroviral tedaviye başlanır. Bu tedavi ile kısa zamanda HIV ile yaşayan bireylerin viral yükü yani kanındaki virüs sayısı testler ile tespit edilemez düzeye düşer. Buna ‘Belirlenemeyen’ durumu deniyor. Uluslararası bilimsel çalışmalarda (Partner-I, II vb) çok sayıda HIV pozitif ve negatif çift ile yapılan araştırmalar gösterdi ki düzenli tedavi alan HIV pozitiflerden, negatif partnerlerine kondom kullanımı olmaksızın HIV aktarımı mümkün olmuyor.” cevabını veriyor.

‘B EVRESİNDE BULAŞ RİSKİ YAŞANMAZ’

‘Belirlenemeyen durum’ evresinde bulaş durumunun yaşandığı bir vaka olmadığını belirten Pozitif Dayanışma, “Kayda geçen tek bir vaka bile yok. Bu nedenle de uluslararası bir aktivizm hareketi başladı. İngilizce'de U=U (Undetectable=Untransmittable) Türkçe'de ise B=B (Belirlenemeyen=Bulaşmayan) sloganıyla yola çıkan bu aktivizm hareketi HIV ile yaşayan bireylere bulaş üzerinden kurulan damgalama ve ayrımcılığı sonlandırmayı hedefliyor. B=B derken ancak yine de herkese kondom kullanmayı yani güvenli cinselliği mutlaka tavsiye ettiğimizi belirtmek gerek.” diyor.

‘HER ZAMAN HERKES CİNSEL İLİŞKİDE KORUNMALI’

Pozitif Yaşam Derneği de tedavi altına alınmayan HIV’le yaşadığını bilmeyen bireylerin sayısının çokluğuna işaret ediyor. “Türkiye'de yapılan projeksiyonlar ile en az 75.000 kişinin HIV ile yaşadığı düşünülüyor. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre bunun sadece 25.000 kadarı tanı almış ve dolayısıyla tedavi görüyor durumda. HIV ile yaşadığını test yaptırmadığı için bilmeyen ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamadığı için sağlık hizmeti almayan ya da doktora gitmeyen kişiler antiretroviral tedavi de almadıkları için cinsel ilişki yoluyla HIV aktarımına devam etmekteler. Yeni tanıların artmasının sebebi de bu. Bu nedenle cinsel partnerlerinizin de güncel HIV statüsünü bilmeyebileceğini varsayarak her zaman herkese korunmayı öneriyoruz.

İkinci neden ise B=B'de HIV bulaşı kondomsuz ilişki ile söz konusu olmasa da diğer cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar için kondom hala en iyi korunma yöntemi. Yani özetle her zaman kondom kullanmak hala iyi bir korunma yöntemi.”

Cinsel ilişkide korunmanın şahsi bir sorumluluk olduğunu belirten Pozitif Dayanışma, “Kişilerin özel hayatını paylaşmamaya, güvenli bir cinsellikte kondom kullanımında ısrarcı olmaya ve aksi halde cinsel ilişkiyi sonlandırmaya hakkı vardır. Kimse partnerini istemediği bir şey yapmaya zorlayamaz aksi halde cinsel şiddet söz konusu olacaktır.” diyor.

‘KONDOM KULLANIMI DURUMUNU BİLMEYEN PARTNERLER AÇISINDAN DA ÖNEM TAŞIR’

Pozitif-iz Derneği’nden Çiğdem Şimşek ise kondom kullanımının önemine vurgu yapıyor.

‘HIV taşıyan pozitif kişi birliktelik yaşayacağı’ kişiye açıklama yapmak zorunda mı?’ sorusuna Çiğdem Şimşek iki aşamada yanıt veriyor;

“Bir kişi HIV pozitif olduğunu biliyor veya bilmiyor olabilir. Konuyu her iki şekilde ele almak gerekirse,

 1) Tedavi altındaki HIV pozitif birerlerin 6 aydır viral yükü (yani kandaki HIV miktarı) ölçülemeyecek seviyedeyse “Belirlenemeyen = Bulaşmayan” kriteri dahilinde korunmasız cinsel ilişkiyle bulaştırıcılığı yoktur. B=B (Belirlenemeyen Eşittir Bulaşmayan) Ne Demek? Bir bulaş ihtimalinden söz edilebilir mi?

 2) Kişi HIV ile enfekte olduğunu bilmiyor veya pencere döneminde test yaptırdı ve elinde negatif sonuç var. Bir bulaş ihtimalinde kusurdan söz edilebilir mi?

Her iki durumda da çiftlerde kondom kullanımını önemle tavsiye diyoruz. Çünkü kişi B=B seviyesindeyse dahi, kendini başka cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan ve düşük bir ihtimal dahi olsa HIV’in dirençli bir tipinden kendini koruyabilir. Öte yandan kondom kullanımı hem durumunu bilmeyen pozitifler hem de partnerleri için de korunma sağlamış olur.

HER İKİ TARAFI DA KORUMAK AMACIYLA STATÜLER ÜZERİNE SORU SORULABİLİR

Bilerek ve isteyerek birine HIV bulaştırmanın TCK’ya göre suç olduğunu belirten Çiğdem Şimşek, “Cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak veya güvenli cinsel davranışlarda bulunmak sadece enfeksiyon sahibi kişinin değil, her iki partnerin sorumluluğundadır. Eş veya partnerler cinsel ilişki öncesinde, herhangi bir enfeksiyonu olup olmadığı, güvenli cinsel davranışlar ve olası riskler hakkında karşılıklı konuşabilirler. Bir zorlama olmadan, baskı kurmadan, her iki tarafı da korumak amacıyla statüler üzerine soru sorulabilir. Ancak sorular her iki tarafı güvende tutacak niyette ve çözüm odaklı üslupta olması önemlidir. Soruların zeminine ötekileştirici, damgalayıcı ve sonucunda deşifre edici davranışlar varsa bu ciddi boyutta da hak ihlali olarak tanımlanabilir”  bilgisini paylaşıyor.

HIV POZİTİF OLDUĞUNUN FARKINDA DEĞİLSE SUÇ KAPSAMINA GİRMEZ’

Avukat Fırat Söyle, kişinin kasıtlı olarak HIV bulaştırmasının kanıtlanması halinde TCK’ya göre, “Kasten yaralama ya da taksirli yaralama suçundan ceza alınacağını” söylüyor. Avukat Söyle’ye göre suçun kasti olarak yapıldığı da kanıtlanmalı; “Kişinin HIV virüsünü taşıdığını bilmediği ve bunu kanıtladığı dönemlerde suç kapsamına girmez. Ancak kişi bilerek durumu gizliyorsa ‘kasten yaralama ya da taksirli yaralama’ suçundan ceza alır. Bu sadece HIV için değil genel sağlık durumuna ilişkin de geçerlidir. Ancak bu durumda suçun kasti olarak yapıldığı kanıtlanmalıdır. Kişi HIV pozitiftir ve farkında değildir bu suç kapsamına girmez. HIV taşıyan kişinin bunu kendisi söylemesi gerekir ancak önlemi her iki tarafta almalıdır. Ayrıca HIV taşıyan birey de kendi sorumluluğunu almadığı zaman farklı virüsler kapabilir ve sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden kondom kullanımının yaygınlaşması gerekiyor. Örneğin genelevler için geçeli olan hıfzıssıhha kanununa göre toplum sağlığını tehdit edecek bir durum geçerliyse fuhuş yasaklanır. Kişiler cinsel ilişkiye girdikleri dönemde adli sicil kaydı almaları gerekmez ancak bireyler de kendi önlemlerini ve sorumlulukları almak zorundadır.”

‘TEPKİLER BİLGİSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR’

Avukat Sena Yazbağlı, "Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin açıklamasını herkes tarafından sert bulundu. Çünkü insanlar kendilerini güvende hissetmediler. Ancak açıklamalara baktığımızda konuya ilişkin çok bilgisiz olduğumuzu görüyoruz. HIV artık 1980’deki gibi değil, tedavi edilebilir. Yani HIV artık yaşam süresini kısaltmıyor, sabit tutulduğu takdirde kişi yaşantısını sürdürüyor” diyor

EĞER KASIT VARSA SUÇ İŞLENMİŞTİR’

TCK’ya göre değerlendirildiğinde ‘kasıtlı mı yoksa bilerek mi?’ yapıldı sorusunun önem taşıdığını söyleyen Sena Yazbağlı, “Eğer kasıt varsa suç işlendiği anlamına geliyor. Ancak bu durumda kişinin virüsü taşıdığını bilip bilmediğini de kanıtlamak zor. Aynı zamanda kişinin bu söylemeye zorlanmaması da gerekiyor. Güven ilişkisi kapsamında bireylerin birbirine açıklamaları gerekiyor. Bu durum sadece HIV için değil diğer tüm cinsel yolla buluşan hastalıklar için de geçerli”

ETİKETLER

Editörün Seçimi