Türkiye’de intihar vakalarının artmasına uzmanlar ne diyor?

Türkiye’de son dönemde art arda intihar vakaları yaşanıyor. Türkiye’deki intihar oranları, Avrupa ve dünya ortalamasının altında kalsa da son dönem haberlerdeki artış dikkat çekiyor. Uzmanlar ise bu artan intihar vakalarının hem ekonomik hem de sosyolojik bir altyapısı olduğuna inanıyor.

TÜİK: 2018’DE 3 BİN 161 KİŞİ İNTİHAR ETTİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2019 yılına ilişkin intihar verilerini henüz açıklamadığından ülkedeki intihar oranlarının artıp artmadığına ilişkin net bir bilgi bulunmuyor.

Ancak intihar vakalarının daha görünür olduğu ve basında bu tip haberlere daha sık rastladığımız da bir gerçek.

TÜİK'in açıkladığı son verilere göre 2018’de 3 bin 161 kişi yaşamını yitirdi.

Bu da her gün ortalama 9 kişinin yaşamına son verdiği anlamına geliyor.

HASTALIKLAR VE GEÇİM SIKINTISI ÖN PLANDA

432 ölümle en fazla intihar vakası İstanbul'da yaşanırken, bu kenti Ankara, İzmir, Bursa ve Konya takip ediyor.

İntihar kaynaklı ölümlerde erkek sayısının (2 bin 391) kadınların (770) yaklaşık 3 katı olduğu görülüyor.

İntihar nedenleri arasında psikolojik rahatsızlıklar başta olmak üzere hastalıklar, geçim zorluğu, aile geçimsizliği gibi nedenler yer alıyor.

Kayıtlara “mobbing intiharı” olarak geçmese de iş yerinde gördüğü baskı nedeniyle canına kıyanlar da bulunuyor.

Independent Türkçe’den Lale Elmacıoğlu’nun yaptığı haberde uzmanlar intihar vakalarını değerlendirdi. Hastalıklar, ekonomik sıkıntılar ve gelecek kaygısı intihar nedenlerinde başı çekerken, erkeklerin intihara daha meyilli olduğu belirtildi.

“KİŞİLER FAKİRLİKTEN DEĞİL, MEVCUT DURUMLARINI KAYBETTİKLERİNDE İNTİHAR EDİYOR”

İntihar vakalarının salt “fakirlik” ile ilişkilendirilemeyeceği görüşündeki Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Erdoğan, kişilerin genel anlamda mevcut sosyal statülerini, güçlerini kaybettiklerinde intihara yönelme risklerinin arttığını şu sözlerle belirtti:

"Kişiler fakirlikten değil, mevcut ekonomik imkânlarını kaybettiklerinde ya da aşırı kazanım elde ettiklerinde intihar ediyor. Fakir zaten yaşadığı hayat standartlarını bir ölçüde kabul edip, hayatını bu şekilde sürdürebiliyor. Burada asıl sorun, mevcut durumda aşırı büyük pozitif veya negatif değişim yaşayan grupta görüyoruz. Alışık olmadığı toplumsal yaşam standartlarına uyum sağlayamayan bireyler, zorlanıyor ve intihar etme riskleri artıyor. İntihar vakaları sadece ekonomi ile de açıklanamaz. Ekonomisi güçlü olan Japonya’da intihar oranları yüksek. Avrupa’da da öyle. Zenginler arasında intihar daha yaygın. İnsan bulunduğu toplumsal ortamın bir parçası olarak görmeyince, ya da toplumdan dışlanınca da intihar ediyor.

“ERKEKLER İNTİHARA DAHA YATKIN”

İstinye Üniversite Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Sibel Bolluk da intihar oranlarının erkeklerde daha yüksek olduğunu görüşünde.

İntihar vakalarının genellikle genç erişkinlerde, özellikle de erkeklerde, başta depresyon olmak üzere duygu durum bozukluğu, alkol madde kullanım bozukluğu, ağır kişilik bozuklukları ve şizofreni gibi psikotik bozukluklarda görüldüğünü belirten Bolluk, "İntihar davranışı psikiyatrik, sosyolojik ve ekonomik pek çok durumdan kaynaklanabilen bir halk sağlığı sorunudur" ifadelerini kullandı. 

“GİDEREK ARTAN BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR”

Kendilerini yetersiz, eksik, çaresiz, değersiz, umutsuz veya karamsar hisseden bireylerin uykularının, yaşam biçiminin, beslenme alışkanlıklarının ve sosyal çevreleriyle ilişkilerinin bozulduğunu belirten Nişantaşı Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Uzm. Klinik Psikolog Elif Güneri Yöyen , risk altındaki kişilerin bir psikiyatr ya da psikologdan yardım almasının şart olduğunu söyledi.

Ekonomik yetersizliğin, kişisel veya ailevi ihtiyaçları karşılamaya yetmediğinde, sosyal hayatta diğer kişilere ulaşıp onlarla olumlu ilişkiler sürdürülemediğinde, bireylerin “Yaşamanın anlamı yok, ölsem daha iyi" ya da “Ne yaparsam yapayım bu anlamsızlıktan, bu boşluktan, bu çıkmazdan kurtulamam” görüşüne kapılarak intihara sürüklendikleri belirtti.

iSLAM DİNİNE GÖRE GÜNAH

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi ve Süleymaniye Vakfı Din ve Fıtrat Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır, Nisa suresinde yer alan “‘Kendinizi öldürmeyin” ayetini hatırlatarak, İslam dininde intiharın yasaklandığını vurguladı.

Bakara suresinden örnek veren Bayındır, ihtiyaç sahiplerine gerekli desteğin sağlanmasının şart olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

Allah’ın ekonomik faaliyetler ile ilgili verdiği emir ve koyduğu yasaklara uymadığımız takdirde, çöküntü içine düşeceğimiz ve artık yaşamanın mümkün olmayacağı bir düzene doğru bozulacağımız anlaşılmaktadır. Dolandırıcılığın, gaspın, hırsızlığın, rüşvetin, yolsuzluğun, zorbalığın ve sahteciliğin olduğu yerde yaşanmaz. Piyasa koşulları bu hale geldiği takdirde en temel ihtiyaçlardan başlayarak çöküş oluşacaktır. Ne kadar kötü duruma düşülebileceği bu ve ilgili diğer ayetlerin hükmünden ne kadar uzaklaşıldığı ile doğru orantılıdır.

“SİYASET KESİMİ BUNLAR YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYORSA DA RAKAMLAR GÖSTERİYOR”

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Alkin ise intihar vakalarının Türkiye’de şiddetin yaygınlaşmasıyla birlikte ele alınması gerektiği görüşünde.

Ekonomist Alkin, gelir dalgalanmaları, ebeveynlerin gerekli standartları sağlayamaması gibi ekonomik gerekçelerin intihar sebepleri arasında gösterilebileceğini belirtse de, son yıllarda “adalete olan inancın yara almasının” da etkili olduğunu savundu. 

Prof. Dr. Emre Alkin, şunları söyledi: 

Adalet sistemi doğru çalışmıyor! Kişi, okulda, iş yerinde, adliyede, mahallede ya da hukuk karşısında adalet istediğinde karşılığını bulamıyor ve mutsuz oluyor. Kişilerin adalet duyguları zedeleniyor ve kendilerini çaresiz hissediyorlar. Ekonomik kırılma bunun son noktası. zenginler de intihar ediyor. Büyük bir ümitsizlik söz konusu. 70 sente muhtaçken Türkiye daha mutluydu?  Neden? Çünkü çaresizlik yoktu, umut vardı. Varlıkta anlaşamadık ama yoklukta mutluyduk. OECD ülkeleri arasında çocuk yaşta sefaletin en çok yaşandığı ülke Türkiye! Bu durum, anne-babaların çaresizliği demek! Ebeveynlerin çaresizliği konusunda hamasi yorumların yapılmasını doğru bulmuyorum. Siyaset kesimi bunlar yokmuş gibi davranıyorsa da rakamlar gösteriyor. Anne ve babalar, gerekli standardı sağlayamıyor. Devletin ailelere yaptığı sosyal yardımın milli gelire oranı açısından da sonuncuyuz.

“GENÇLER EĞİTİMLE BİR YERE GELECEĞİNE İNANMIYOR”

Liyakate olan inancın azaldığı ve eşitsizliklerin arttığı yorumunu yapan Prof. Dr. Alkin, "İç siyasetteki sertleşme, toplumdaki adalet beklentisinin minimuma inmesi, eşitliğin olmaması, eğitim ve liyakatla bir şeylere ulaşmaya olan inancın yitirilmeye başlanması da olumsuz etki ediyor. Gençler eğitimle bir yere geleceklerine inanmıyorlar. Çalışabilir seviyede, güçte, liyakata sahip birisinin iş bulamaması da adaletsizliktir" diye konuştu.

 

ETİKETLER

Editörün Seçimi