Gezi eylemlerinde gözünü kaybeden Kesanbilici: Gezi, insanlık onuruna yakışır bir isyandı

Nilay Göl


TÜKENMEZ HABER- Gezi Parkı'nda ağaçların kesilmesiyle başlayan eylemler tam 7 yıl önce bugün zirveye çıkmış ve eylemler tüm yurda yayılmıştı. Milyonlarca kişinin katıldığı Gezi Parkı eylemlerinde 8 genç hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı, bazıları ise plastik mermiler ya da gaz bombası kapsülleri nedeniyle gözlerini kaybetti. İstanbul'daki, Gezi eylemleri sırasında, 'Akrep' adı verilen polis aracından atılan plastik mermiyle gözünü kaybeden Volkan Kesanbilici, "Eylemlerin bu kadar çok büyümesi, katılımın bu kadar artması; herkesin cebinde iktidara karşı biriktirdiği itirazları ve isyanlardan da kaynaklandı, 'üç-beş ağaca' bunlar da eklendi" dedi.

'GEZİ, BİRÇOK BENZEMEZİ BİR ARAYA GETİRDİ'

Tükenmez Haber'e konuşan Kesanbilici, "Gezi eylemleri tabii ki sadece 'üç-beş ağaç' meselesi değildi ama bu da yeşili korumanın tamamen bahane olduğu anlamına gelmesin" dedi.

"İnsanlar; iktidarın betonlaşma, yeşile saldırma politikasına karşı direnirken gayet samimiydi" diyen Kesanbilici sözlerine şöyle devam etti:

"Eylemlerin bu kadar çok büyümesi, katılımın bu kadar artması, herkesin cebinde iktidara karşı biriktirdiği itirazları ve isyanlarından da kaynaklandı, 'üç-beş ağaca' bunlar da eklendi. Çünkü; iktidar, insanların yaşam biçimlerine ve özgürlüklerine müdahale ediyordu. Kimilerinin cebinde, 1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'nın yasaklanmış olması vardı. Benim Roboski'yle ilgili çok önemli bir isyanım vardı. 'İki ayyaş' denilmişti. Belli bir kesimin, bu konuda çok ciddi bir itirazı vardı. İktidarın, halka karşı fütursuzca söylemleri ve eylemleri insanlarda ciddi bir birikim yapmıştı. Dolayısyla bunun sonucunda da birçok itiraz, birçok farklı isyan; birçok benzemezi de bir araya getirdi.

'GEZİ BİTMEDİ, EVRİLDİ'

Parkta olduğu süre içerisinde insanlar çok ciddi dayanışma ve direniş örneği gösterdiler. O park sonsuza kadar işgal edilmeyecekti, bir yerinde artık mutlaka boşaltılacaktı, devlet oraya girecekti. Uzunca bir süre park elde tutuldu ama sonrasında parkın bırakılmasıyla da bu iş bitmedi. O eylemler, protestolar evrildi diyelim. O süreci herkes hatırlayacaktır. Uzunca bir süre insanlar; farkılı nedenlerle, farklı şeyleri protesto etmek için hep sokaktaydı. Üstelik bu sefer ülkenin her yanında sokaklara çıkıyorlardı. Süreç dolayısıyla bitmekten çok bana göre hep bir yerlere evrildi. Hatta bugüne kadar da öyle.

'GEZİ DEVAM EDEN BİR SÜREÇ'

Ben Gezi'yi devam eden bir süreç olarak görüyorum. Ben, Gezi dayanışmasını bazen sandık başında gördüm, benzemezlerin arasında... Bazen Gezi Parkı'nın dışında çevre eylemlerinde yine aynı Gezi dayanışmasını gördüm... Dolayısıyla bittiğini değil ama değişik biçimlere evrildiğini düşünüyorum. Sokakta aynı şekilde devam ediyor mu? Hayır. Çünkü; buradan kendine göre dersler çıkaran iktidar, sokak özgürlüğüne, insanların sokaktaki protesto özgürlüğüne çok ciddi biçimde saldırdı. Son zamanlarda onun için insanları sokaklarda göremiyoruz ama ben o dayanışmanın bir şekilde devam ettiğini düşünüyorum."

'SOSYAL MEDYA ÇOK CİDDİ BİR ROL OYNADI'

Gezi eylemlerinde sosyal medyanın çok ciddi bir rol oynadığını söyleyen Kesanbilici, "Gerek protestoların örgütlenmesinde, gerekese dediğimiz gibi o çok farklı kesimlerden bir araya geken insanların birbiriyle iletişim kurmasında sosyal medya çok ciddi bir rol oynadı" dedi.

'İKTİDAR, SADECE BİZLERİN GÖZÜNE SALDIRMADI'

"Gezi direnişinde 40'ın üzerinde insan gözünü kaybetti ama iktidar, sadece bizlerin gözüne saldırmadı. İktidar, aynı zamanda 'penguen belgeselleri' göstermek zorunda bırakarak, halkın haber alma hürriyetini engelleyerek aslında toplumun da gözüne saldırdı" diyen Kesanbilici, "Sosyal medya; insanların bilgi alması, birbiriyle haberleşmesi için mecburen önemli bir mecra oldu. Sosyal medyada herkes kaydettiği-gördüğü şeyleri paylaşabiliyor, gönüllü habercilik yapabiliyordu" ifadelerini kullandı.

'BU İDDİANAME, ÜLKE İÇİN YÜZ KARASI'

"Gezi Davası'nda alınan kararlar ile ilgili ne düşünüyorsunuz?" sorusunu yönelttiğimiz Kesanbilici, şu yanıtı verdi:

"Sonuçlanan son Gezi Davası, ilk Gezi Davası değil. Gezi direnişine katılan bireylere farklı illerde davalar açılmıştı ama bunun yanısıra bu iddianamenin aynısı daha önce Taksim Dayanışması'na açılan davanın iddianamesiydi. Hatta bu iddianame, daha sonradan cemaatçilikle suçlanan savcıların yazdığı bir iddianameydi. Onların deyimiyle, iktiadar da aynı tabiri kullanıyor; 'kıymetlendirerek' bir süre sonra aynı iddianameyi içine sadece birkaç isim ekleyerek yeniden önümüze getirdiler. Bu iddianame ve yürütülen bu dava, ülke için bir yüz karası. Suçlamalar gayriciddi. Gezi direnişçilerini, Gezi direnişinin kendisini mümkün değil yan yana getiremeyeceğiniz bir takım yapılarla ilişkilendiremye çalışan bir dava... İddiaların, suçlamaların büyük bir çoğunluğunun gerçek olmadığı ortaya çıktı.

'DİRENİŞİN DE BERAAT ETMESİNİ SAĞLAMAMIZ GEREKİYOR'

Bizim hiç kabul edemeyeceğimiz, en zorumuza giden, en kötüleri; Gezi direnişinin cemaatle bir araya getirilmeye çalışılması. Geriye dönüp bakıldığında da kayıtlar var. Gezi direnişçilerinin, cemaate ne kadar tepkili olduğu, bunu sloganlarıyla nasıl dile getirdiği görülecektir. Gezi direnişçilerini; emperyalizmle, kapitalizmle bir araya getirme çabası var. Oysa Gezi direnişinin itirazlarına bakarsak, bunların tamamının zaten kapitalizmin politikalarına karşşı birer isyan olduğunu görürüz. Bunlar kabul edemeyeceğimiz iddialar. Davanın sonucunda çıkan beraat kararı; elbette sevindirici ama bizleri rahatlatmaması gereken bir şey. Çünkü; kişiler beraat ettirilse de dava dosyasının sonucunda Gezi direnişinin mahkum edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Direnişin de beraat etmesini sağlamamız gerekiyor."

'İNSANLIK ONURUNA YAKIŞIR BİR İSYANDI'

Gezi direnişçilerinin; sadece bir parkı değil, aynı zamanda onurunu da kurtardığını düşündüğünü belirten Kesanbilici, "O güne kadar çok uzun süredir birçok haksızlığa, hak ihlaline ses çıkarmayan halk; o gün gerçekten şiddete, işkenceye, hak ihalllerine, çocukların katledilmesine, özgürleklerine müdahale edilmesine gerekli oranda ciddi bir isyan gösterdi. Bu açıdan insanlık onuruna yakışır bir isyandı" dedi.

'DAYANIŞMANIN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN BİR TANESİYDİ'

Gezi eylemlerinin birçok açıdan dönüm noktası olduğunu söyleyen Kesanbilici, şunları kaydetti:

"Birbiriyle iletiişim kurmayan, empati yapmayan ya da birçok şeyi sorgulamayan kesimlerin ve yapıların içinden bazı insanların, en azından empati yapamaya ve sorgulamaya başladığı bir dönemdi. Bunu şöyle somutlayabiliriz; devletin söylediklerini hiç sorgulamayan kesim, burunlarının dibindeki Gezi'den haber alamazken, Kürt illerinden ya da gözden ırak başka yerlerden gelen haber akışlarını sorgulayama baaşladı. Bu gibi açılardan Gezi direnişleri bir dönüm noktasıydı, bize önemli tecrübeler bıraktığını düşünüyorum. Geziyi tek kelimeyle 'dayanışma' olarak tanımlayabilirim. Dayanışmanın en güzel örneklerinden bir tanesiydi."

ETİKETLER

Editörün Seçimi