Hasta tutukluların prosedür çilesi: Revire çıkmaları 3 haftayı, hastaneye gitmeleri 3 ayı bulabiliyor

Necmi ŞAHİN


TÜKENMEZ HABER - Türkiye’de hasta tutukluların sayısına ilişkin net resmi rakamlar bulunmasa da İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) son verilerine göre, cezaevlerinde 457’si ağır en az bin 333 hasta tutuklu veya hükümlü bulunuyor.

Ancak İHD’nin verileri, çoğunlukla kendilerine ulaşan 'sol siyasi tutuklu ve hükümlüler'le sınırlı olduğu için gerçek sayının çok daha faz olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de cezaevlerinde yaklaşık 286 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bunların 15 bine yakını ise siyasi tutuklular.

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan HDP'nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, 26 Kasım'da cezaevinde nefes almakta güçlük yaşadığı için bilinç kaybı yaşamasına rağmen hastaneye sevk edilmemesi ve durumun sosyal medyada gündem olmasının ardından, rahatsızlanmasından 6 gün sonra hastaneye sevk edilmesi hasta tutuklulara ilişkin tartışmayı yeniden gündeme getirdi. 

Türkiye’de cezaevlerinde sağlık sorunları yaşayan kişiler tedavi olmak için hangi prosedürleri aşmak zorunda? En çok karşılaştıkları ihlaller neler?

Bu soruların yanıtlarını bulmaya çalıştık.

HASTANIN TEDAVİ OLMAK İÇİN AŞMASI GEREKEN PROSEDÜRLER

Tükenmez Haber’e konuşan, ‘Türkiye’de Hasta Mahpus Olmak’ kitabının yazarı Berivan Korkut, cezaevinde sağlık sorunları yaşayan birinin tedavi olmak için aşması gereken prosedürü şöyle anlatıyor:

“Hasta mahpus revire çıkmak için cezaevi yönetimine dilekçe yazar, dilekçesi kabul edilirse revire çıkartılır, revirdeki doktor sevk kararı vermesi halinde jandarmaya başvuruda bulunur ve jandarma uygun olduğunda mahpusu hastaneye götürülür.”

‘REVİRE ÇIKMA SÜRESİ 3 HAFTAYI BULABİLİYOR’

Hasta tutuklu ve hükümlülerin bu prosedürden şikayetçi olduğunu belirten Korkut, “Yoğunluk ve dilekçelerin hemen işleme sokulmaması yüzünden revire çıkmalarda çok ciddi gecikmeler yaşanıyor. Mahpusların revire çıkma süresi 3 haftayı bulabiliyor” diyor.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nde (CİSST) hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili çalışma yürüten Korkut, Türkiye’de uygulamadan kaldırılan “üçlü protokol” sistemi nedeniyle, cezaevlerindeki sağlık hizmetine erişim konusunda sorunların daha da arttığı görüşünde:

“Türkiye’de üçlü protokolden sonra cezaevi doktoru - hastane doktoru kavramı ortadan kalktı. Eskiden hastanelere tam zamanlı cezaevi doktoru atanırdı. Bu uygulama artık yok. Üçlü protokol kalktıktan sonra cezaevinin kapasitesine göre değişmek üzere 5 yarım gün, 3 tam gün, ya da 2 tam gün şeklinde aile hekimleri revirlerde hizmet veriyor. Sorun burada başlıyor. Aile hekimi iki gün geldiğinde, dilekçenin yazılması, cezaevi kapasitesine göre dilekçenin sıraya konması ve sıranın size gelmesi gibi sorunlar olduğu için çok ciddi gecikmeler yaşanıyor.”

‘ÇOK FAZLA DOKTOR DEĞİŞTİĞİ İÇİN HASTANIN DURUMU TAKİP EDİLEMİYOR’

Berivan Korkut, doktorların iş yükünün fazla olması nedeniyle hastaları hızlıca muayene edip gönderdiklerini dolayısıyla hastalarla çok fazla ilgilenemediklerini söylüyor. Korkut, cezaevlerinde aile hekimlerinin çalışmasıyla ilgili olarak da şunu söylüyor:

“Aile hekimi uygulaması olduğu için çok fazla doktor değişiyor. Dolayısıyla bir hastanın durumu bir doktor tarafından takip edilemiyor.”

HASTA NEDEN HASTANEYE GEÇ SEVK EDİLİYOR?

“En çok aldığımız şikayetlerden biri, hastaların revire çıktığında doktorun hastaneye sevk etmemesi” diyen Kokut sevklerin gecikmesinin nedenini ise şöyle açıklıyor:

"Normal koşullarda doktor hastaneye sevk ettiğinde bu jandarma tarafından yapılır. Jandarma eksikliği veya ring aracının eksikliği gibi durumlardan gecikmeler yaşanır. Jandarma ring araçlarıyla mahpusları aynı zamanda mahkemelere de götürüyor. Ve öncelik mahkemelere götürülen tutuklulara veriliyor. Bu yüzden de gecikme oluyor. Sevk edildikten sonra 3 aya kadar hastaneye sevk edilmediklerini söyleyen mahpuslar var. Hastaneye ringle götürülmeleri de başlı başına başka bir sorun.”

ACİL DURUMLARDA UYGULANAN PROSEDÜR

Hastaların sadece acil durumlarda ambulansla hastaneye götürüldüğünü söyleyen Korkut, acil durumlarda doktorların cezaevindeki revirde bulunmaması durumunda yaşanan sorunları şöyle anlatıyor:

“Acil durumlarda mahpus acil durum butonuna basar ve mahpusa hemen müdahale edilir. Buradaki temel sorun eğer akşam vakitlerindeyse ve hastanede doktor yoksa sağlık personeli olmayan insanlar mahpusun durumunun aciliyeti hakkında karar vermek durumunda kalır. Oradaki görevli hastanın durumunun acil olduğuna karar verirse hastanede bulunan üst merciye haber verir ve hastanedeki ambulans aranır. Ambulans gelir sizi alır ve gider. Bu gerçekten uzun bir prosedür.”

GÜVENLİK GEREKÇESİYLE SAĞLIK ERİŞİM HAKKI İHLAL EDİLİYOR

İHD Hapishane Komisyonu’ndan Mehmet Acettin ise ağır hastalığı bulunan tutuklu ve hükümlülerin zamanında tedaviye erişemediğini belirterek şunları söyledi:

“Kanser hastası engelliler, şizofreni gibi hastalıkları olan mahpuslar var. Ağır hastalar zamanında tedaviye erişemiyor. En temel sorun burada. Zamanında tedavi edilmediği için hastalık ilerlemiş oluyor. Tedavi imkanları cezaevinde mümkün olmuyor. Sevk edilmesi gerekiyor. Hastaların ambulans yerine ringlerle götürülüyor oluşu da başka bir problem. Durumu acil olan hastalar, kalp rahatsızlığı gibi hastalığı bulunanlar direkt hastaneye götürülmeli. Ancak güvenlik gibi gerekçelerle sağlık erişim hakkı ihlal ediliyor.”

ETİKETLER

Editörün Seçimi