Time'ın Greta Thunberg'i “Yılın Kişisi“ diye adlandırması iklim krizini durdurmayacak

Ölen gezegenin ıstırabıyla harekete geçeceğimize bu tarz ödüller bizi uyuşturup işlerin hızla daha iyiye gittiğini düşünmeye sevk ediyor, halbuki gerçek öyle değil
İklim aktivizmi için ödül istemediğini defalarca belirtmesine rağmen Greta'ya bir ödül daha vermemiz, toplumumuzun bir kadının rızasını ne kadar önemsediğiyle ilgili çok şey anlatıyor.

Bundan daha iki ay önce Thunberg, İskandinav Kurulu'nun verdiği çevre ödülünü "iklim hareketinin daha fazla ödüle ihtiyacı yok" diyerek geri çevirmişti. Şüphesiz bugün Time'ın "Yılın Kişisi" ödülüne aday gösterildiğini öğrenince heyecan duyacak.

Thunberg dergi tarafından "iyisiyle kötüsüyle yılın olaylarını en çok etkileyen kişi" diye tanımlanarak Adolf Hitler, Joseph Stalin ve Donald Trump'ın arasında yerini aldı. Diğer bir deyişle ödülün pek bir anlamı yok; kimlerin önem taşıdığını göstermekten ziyade Time dergisinin hala önemli olduğunu hatırlatıyor. Bununla birlikte adaylık, liberal medyanın iklim krizine dair görüşleriyle ilgili çok şey gösteriyor.

Thunberg manşetlerin dikkatini belirgin biçimde nahoş kaderimize çekebilmek için, önemli meselelerden ziyade önemli kişiliklerce şekillendirilen maymun iştahlı haber gündemimizden (örneğin meseleyi "öfkeli bir ergen ve ani bir isyan patlaması" diye nitelediler) yararlandı.

Thunberg’in öngöremediği şeyse medyaya dair hamlelerinin onu manşetlere çıkaran bir kabusa dönüşeceğiydi: Kahraman kız "bölüm sonu canavarı" olarak yabancı erkana, arka fonda death metal eşliğinde ne yapacaklarını söylüyor.

Dünya liderlerini "dünya yanıyor" diye uyarmasından tutun, Brezilya Başkanı Jair Bolsonaro'nun kendisine "velet" demesine kadar... Thunberg'in kelimeler üzerindeki hüneri mesajını kuvvetlendirmedi, onu bir "meme"e dönüştürdü.

Time gibi yayınların Thunberg'i aktivistten "kanaat önderine" dönüştürmesi, onun kişiliğine odaklanan bir hamleydi ve siyasetini değersizleştirmede büyük yol kat etti. Mesela, bahse varım, birçok kişi Thunberg'in geçen haftayı Birleşmiş Milletler iklim konferansında geçirdiğini bilmezken, otizmli olduğunu biliyordur. Daha da tehlikelisi, (yükselen denizlerin milyonları yutması, kontrol edilemez orman yangınlarının ekosistemleri küle çevirmesi ve bunların ardından "dile getirilemez acıların" yaşanması gibi) kötü haberleri, "moralimizi bozmuyoruz çünkü belalı bir gencin gezegeni kurtarmak için bir planı var" temalı haberlere çevirdi. Ölen gezegenimizin ıstırabıyla harekete geçeceğinize genç bir iklim savaşçısının davranışlarıyla efsunlanarak alkış tutun.

Ne kadar da acı bir ironi. Time'a göre 18 yaşındaki Thunberg küresel ısınmayı ilk duyduğunda "Bu gerçek olamaz çünkü olsaydı siyasetçiler bununla ilgilenirdi" diye düşünmüş. Bu tam da Time'ın da şevkle katkıda bulunduğu "Büyük Adamlar" tarih teorisinin teşvik ettiği düşünme şekli. Güçlü kişilerin her şeyi kontrol altında tuttuğunu söyleyen düşünme şekli... Ama yönetenler bizi yarı yolda bırakıyor. Eğer sadece dinlersek Thunberg'in bize anlatmaya çalıştığı şey tam da bu.

Thunberg geçen hafta BM konferansında konuşurken onu dinliyordum. Sesi yorgun geliyordu. Yarattığı "ilhamdan" ve bunun teşvik ettiği ataletten bezmişti. Time editörlerinin Thunberg'i aday gösterme nedenleri arasında saydığı okul grevleri, "hiçbir kazanım elde etmedi" çünkü sera gazı salınımlarında hedefledikleri azalmayı sağlayamadı. Samimi eleştirileri bir kenara bırakırsak, Thunberg Madrid'de toplanmış neredeyse 200 temsilciye artık "somut eylem zamanının" geldiğini söyledi (Şili Ekim'de olağanüstü hal ilan etmeseydi, toplantı Santiago'da gerçekleşecekti. Konferansın organizatörlerinden biri, kaosu iklim krizinin tetiklediğini iddia ediyor).

Sandıklara giderken Thunberg'in sözlerine kulak verirsek iyi ederiz. Perşembe günkü (12 Aralık) seçimler sadece ülkemizin değil, gezegenimizin de rotasını belirleyecek. Eğer Muhafazakarların son sürat ilerlediği iklim felaketini engelleyecek bir hükümete oy vermezsek Greta Thunberg gösterişli bir derginin kapak yüzü olmaktan pek de fazlasını yapamayacak.

Çeviren: İrem Oral

ETİKETLER

Editörün Seçimi