Orhan Kemal’in oğlu: Babamın adı bir kültür merkezine bile verilmedi, yok sayıldı

Fotoğraf/kolaj: Tükenmez haber

Necmi ŞAHİN


TÜKENMEZ HABER - Mehmet Raşit Öğütçü veya kullandığı adıyla Orhan Kemal... Edebiyatımızın usta isimlerinden Orhan Kemal’in 1954-1966 yılları arasında yaşadı ev yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Çok sayıda unutulmaz eser kaleme alan Orhan Kemal, ‘Müfettişler Müfettişi’, ‘Evlerden Biri’, ‘Sokakların Çocuğu’ ve ‘Suçlu’ romanlarını bu evde yazdı.

Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü, 20 yıl önce açtığı Orhan Kemal Müzesi’yle usta yazarı geleceğe taşımak için çabalıyor.

Tükenmez Haber’e konuşan Öğütçü, yıkılmaya yüz tutan evi yıllar önce satın almak istediklerinde, ev sahibinin satmak istemediğini 2 yıl önce ev sahibinin satmak istediğini ancak maddi imkansızlık nedeniyle bu kez de kendisinin evi alamadığını söylüyor.

Işık Öğütçü, genel olarak Orhan Kemal’in eserlerine gösterilen ilgiden, gençlerin Orhan Kemal’i keşfetmesinden mutlu olsa da, İstanbul’da 50 yıldır tek bir kültür merkezine bile Orhan Kemal’in adının verilmemesi, resmi kurumlar tarafından adeta yok sayılması karşısında da bir hayli üzgün…

2019’da Fatih Belediyesi’nin evin üstüne koyduğu tabelanın bir anda yok olduğunu söyleyen Öğütçü, tabelanın yeniden yerine konulması için belediyeyle yaptığı görüşmelerden bile sonuç alamadığını söylüyor.

Orhan Kemal’in evinin şahsi bir mesele olmadığını, bu yüzden ‘her şeyi aileden beklemenin yanlış olduğunu’ söyleyen Öğütçü, “Ya biz olmasaydık ne olacaktı? Orhan Kemal gibi Türkiye’nin yüz akı bir yazar yok mu sayılacaktı” diye soruyor.

Evin müze yapılmak için uygun olmadığını ve bunun yerine çocuk kütüphanesi yapılabileceğini söyleyen Işık Öğütçü ile Orhan Kemal’in 12 yıl boyunca yaşadığı ev hakkında konuştuk:

‘MADDİ İMKANSIZLIK NEDENİYLE EVİ SATIN ALAMADIM’

- Evin yıkılmak üzere olduğuna dair haberler çıktı. Buna dair daha önce bir girişiminiz oldu mu? Evi satın almak gibi…

20 yıl önce Cihangir’de Orhan Kemal Müzesi’ni açtık. Ben o süreçte Unkapanı’ndaki evin sahipleriyle temasa geçtim evi satın almak istedim ancak o dönem satmaya yanaşmadılar. Aradan yaklaşık 18 yıl geçti yanılmıyorsam 2 yıl önce evi satmak istediklerini söylediler. Ancak geçen zaman içerisinde kültür sanata ağırlık vererek mevcut işimi tasfiye ettim. Orhan Kemal’in geleceğe taşınması için çalışmalar yürüttüm. Evi satmak istediklerini söylediklerinde maddi imkanım kalmamıştı. Şu anda ev sahibi tarafından birilerine kiralanmış şekilde yaşamını sürdürüyor ev.

‘50 YILDIR TEK BİR KÜLTÜR MERKEZİNE BİLE ORHAN KEMAL’İN ADI VERİLMEDİ’

- Maddi nedenlerden dolayı almamışsınız. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan veya İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı’ndan bir yardım talebinde bulundunuz mu?

Bu yıl Orhan Kemal’in 50’inci ölüm yıl dönümü. 50 yıldır çok Kültür Bakanı değişti. İBB veya Fatih belediyeleri de öyle, birçok yönetim geldi geçti. Zaman zaman bunlara söyledik, haberleştirdik. Böyle bir talebi aslında kendilerinin hayata geçirmesi gerekiyordu. Ben resmi bir dilekçe yazmadım ama birçok kez medyadan bu durumu anlattım. Bunları bir dilekçe olarak kabul edip beni aramaları lazımdı, ama aramadılar.

Unkapanı’ndaki evden dolayı Orhan Kemal gündeme geldi ama 50 yıldır İstanbul’da tek bir kültür merkezine bile Orhan Kemal’in adı verilmedi. Bir de böyle bir gerçek var. Önce buyursunlar bir kültür merkezine adını versinler. O şekilde Orhan Kemal’i yaşatsınlar.

‘BİRÇOK SANATÇININ 3 AYRI KÜLTÜR MERKEZİNE ADI VERİLİYORKEN ORHAN KEMAL İÇİN BU DÜŞÜNÜLMÜYOR’

- Sadece ev özelinde değil genel olarak resmi kurumlardan veya kültür sanat kurumlarından Orhan Kemal’e karşı bir kayıtsızlık var, doğru mu?

Evet, ben bu durumu birçok kez söyledim. Geçen yıl 49. ölüm yıl dönümünde de söyledim. Babamın adının geçtiği bir kültür kurumu bile yok. Birçok sanatçının 3 tane kültür merkezine adı veriliyor ama Orhan Kemal için böyle bir şey hiç düşünülmüyor. İşin bu boyutunu da ayrıca düşünmek gerekiyor. Bu durum tabii ki çok üzücü.

‘ANLI ŞANLI BİR TAKIM KİŞİLER ŞU AŞAMADA ORHAN KEMAL’İN YANINDA DEĞİL’

- Peki, bu ideolojik bir tutum mu sizce? Sonuçta Orhan Kemal edebiyatımızın en çok tanınan isimlerinden biri, bilinmeyen bir isimden bahsetmiyoruz.

Zannetmiyorum ama sebebini de bilmiyorum. Artık akıllarına mı gelmiyor… Belki de kulis yok, ben müzesini açtım onu geleceğe taşımak için uğraşıyorum. Anlı şanlı bir takım kişiler herhalde şu aşamada Orhan Kemal’in yanında değil. Onlar da söylemiyorlar ki belki de beklentileri olan bir takım yerler için bu çağrıyı yapıyorlar. Onlar gerçekleşiyor, Orhan Kemal’i daha sonraya bırakıyorlar demek ki. Nedenini, ne içini düşünmek bile istemiyorum. 50 yıldır ortada bir gerçek var ve ben üzülüyorum.

‘EVİN ÜSTÜNDEKİ TABELA BİR ANDA YOK OLDU’

2000 yılında müzeyi açtığımızda Beyazıt’taki İl Halk Kütüphanesine dönemin Kültür Bakanı Mustafa İstemihan Talay tarafından babamın adı verildi. İstanbul’da sadece bir kütüphanede adı var, bir de Unkapanı’nda oturduğumuz sokağın adı var. O da evi boyarlarken tabelayı da boyadılar ve Fatih belediyesi gelip de oraya yeni bir tabela koymadı. Neden yapmıyorlar, neden ilgilenmiyorlar? Bu da başka üzücü bir şey.

2019’da Fatih Belediyesi’nin binanın üstüne koyduğu bir tabela vardı, ne hikmetse bir anda yok oldu. Daha sonra çok uğraştım, belediyenin özel kalemi ve meclis üyeleriyle görüştüm ama bir türlü sonuç alamadım ve o tabelayı oraya koyduramadım. Her seferinde benim telefon açıp hatırlatmam mı lazım?

‘EV BİR ÇOCUK KÜTÜPHANESİ YAPILABİLİR’

- En başa dönersek, sizin ifadenizle ‘Orhan Kemal’e karşı kayıtsız kalan’ resmi kurumlardan bağımsız bir kampanya yürütülerek evin restorasyonu için bir şeyler yapılabilir mi?

O ev müze yapılmak için çok küçük, ben bir şekilde yaşatılmasını istiyorum ama müze olarak değil de bir çocuk kütüphanesi yapılabilir. O çevrede çok çocuk var. Eski İstanbul semti olduğu için çocuklar sokaklarda oynayabiliyor veya koşturabiliyor. O çocuklar oluşturulacak kütüphaneye gelip kitap okuyabilir. Kitapları evlerine götürebilir. Böylece orası Orhan Kemal’in yaşadığı bir ev olarak kalır, hem de bir çocuk kütüphanesi olur. Müze için dolaşacak bir alan lazım, ne yazık ki orada öyle bir alan yok. O evin yaşatılması lazım.

‘BU ŞAHSİ BİR ŞEY DEĞİL, HER ŞEYİ AİLEDEN BEKLEMEK YANLIŞ’

- Peki o evin yaşatılması için ne yapılmalı?

Buna aileden de öte basının veya STK’ların destek olması, ilgilenmesi gerekiyor. Bu şahsi bir şey değil, Orhan Kemal’in geleceğe taşınmasıyla ilgili bir durum. Her şeyi aileden beklemek de yanlış. Ya biz olmasaydık ne olacaktı? Orhan Kemal gibi Türkiye’nin yüz akı bir yazar yok mu sayılacaktı? Gerçi 50 yıldır yok sayılıyor. Ben bu durumu ters çevirmeye çalışıyorum. Bu konuda bayağı da mesafe aldık. Orhan Kemal’i artık gençlik de keşfetti. Fuarlara katıldığımda da o ilgiyi görüyorum. Ama dediğim gibi bizim dışımızda da birilerinin bu konuyla ilgilenmesi lazım. İlgilenen birileri olursa ben ev sahipleriyle de görüştürürüm. Anlaşma için çaba sarf ederim.

‘O EVDE BENİM DE ÇOK ANIM VAR’

- O evde siz de yaşadınız. Sizin için özel bir anlamı da olmalı…

Babam 1950’de 3 çocuğu ile Adana’dan İstanbul’a geldiğinde Tepebaşına gelmiş, sonra Fener’e geçmiş, daha sonra Unkapanı’na geçmiş. Unkapanı’ndan sonra Fatih’e taşınmış. 1957’den beri ben de bu izleri takip ediyorum. Unkapanı’ndaki o evde benim de çok anım var. İlkokul 2. sınıfa kadar orada oturdum. Dediğim gibi sonra Fatih’e taşındık, oradan da Basınköy’e ama bunlar için de Orhan Kemal’in oturduğu müstakil ev olarak bu ev var ve bu ev bilinir. Bu korunabilir. Bunu korumak kültürümüz için de müthiş bir hizmet olur.

KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ'NE ÇAĞRI

Orada Kadir Has Üniversitesi de var. Biliyorsunuz orası Cibali Tütün Fabrikası’ydı. Kadir Has Üniversitesi’nin çevredeki bazı binaları aldığını biliyorum.  Burası da alınabilir. Kadir Has Üniversitesi bünyesinde bir şey de yapılabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi