Şalom’un Yayın Yönetmeni: Bizi Türk görmediler, o yüzden böyle azınlık psikolojisinde kaldık

İvo Molinas / Fotoğraf: Fatih Öztürk - Independent Türkçe

Şalom Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas, Türkiye’de siyasilerden, medyaya toplumun birçok kesimini etkisi altına alan ‘antisemitizmi’ konusunda, Independent Türkçe’den Melike Çapan’a konuştu. Molinas’ın “Bizi Türk görmediler, o yüzden böyle azınlık psikolojisinde kaldık” ifadelerini kullandığı haber şöyle: 

Ölüm-kalım’ dedikleri bu olsa gerek. Kendi irademin direnişçisi olabilirdim ama herhangi bir yakınımın yaşamını tehlike altına atmaya hakkım yoktu. Kendi kahramanım olabilirdim, ama bırakın yakınımı, herhangi bir başkasını tehlikeye atarak, yiğitlik yapmak hakkına sahip olamazdım.

Böyle anlatmıştı güvercin tedirginliğini Hrant Dink, öldürülmeden önceki son yazısında.

Bu ülkede güvercin gibi hisseden yalnızca o değildi.

Mensubu olduğu Ermeni cemaati dahil bu ülkenin Rum’u, Yahudi’si hep güvercin kadar tedirgin ve ürkekti.

Geçen zamansa bu tedirginliği yok etmek yerine daha da büyüttü. 

Bu röportajda üzerine konuştuğumuz antisemitizm de bunun en somut örneklerinden biri.

Bugün Yahudi toplumunun okullarının, sinagoglarının, gazetesinin kapısı sıkı sıkıya kapalı.

Olası bir saldırı ihtimaline karşılık güvenlik önlemleri en üst düzeyde.

Bir kez daha ölmemek için bir toplum kendi ülkesinde demir kapıların ardında koruyor kendini.

Geçen günlerde açıklanan Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi Raporu bir önceki rapordan farklı değildi.

2019 yılı Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos aylarını kapsayan dört aylık dönemine ait raporda ilk üçün içinde yer alan Yahudi toplumu bu sefer dördüncü sırada yer aldı.

Türkiye Yahudilerinin haftalık gazetesi Şalom kendi cemaatine yönelik nefret söylemi raporunu bu haftaki manşetinde yer verdi.

Hakkında en fazla nefret söylemi üretilen gruplar arasında dördüncü sırada yer alan Yahudi toplumu rapora göre, İsrail-Filistin çatışmalarını ve Mescid-i Aksa’da yaşanan gerginlikleri konu alan haberlerde bir toplum olarak şiddetle özdeşleştirilip ve düşmanlaştırılırken, “İsrail devleti”, “İsrail” veya “İsrail Savunma Kuvvetleri” gibi kişi/kurumları ifade eden sözcüklerin kullanılması yerine Yahudi kimliğinin genelleme yapılarak kullanılmasıyla hedef gösterildi. 

Üretilen ‘komplo teorilerinin arkasındaki gizli güç’ olarak sunuldu ve ‘Türkiye’ye yönelik bir tehdit’ olarak gösterildi; basında olumsuz atıflarla yer bulan birçok kişi ve kurumla ilişkilendirildi; Yahudi kimliği bir hakaret ifadesi olarak kullanıldı.

Evet, Şalom gazetesi kendi cemaatine yönelik yapılan nefret söylemlerinin manşetinden yer verdi. Çünkü söylenecek söz kalmadı.

Türkiye’de siyasilerden, toplumun belirli bir kesimine kadar birçok kişi etkisini alan antisemitizmi Şalom Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İvo Molinas ile konuştuk. 

‘MADDİ VE MANEVİ ANLAMDA FARKLI KISKANÇLIKLAR OLABİLİYOR’

Antisemitizmin 2 bin senedir var olduğunu söyleyen Molinas, “İsa’nın çarmıha gerilmesiyle birlikte. İsa da Yahudiliği reforme etmek isteyen Yahudi bir hahamdı. Daha sonra Romalılar tarafından çarmıha gerilince havarileri yeni bir din başlattılar" dedi.

"Hristiyanların bir kısmı daha bir yüzyıl öncesine onun öldürülmesinden Yahudileri suçlu tutarlardı" diyen Molinas, "Dolayısıyla Batı’daki antisemitizmin kadim kökleri Hıristiyanlıktan gelmektedir. Daha sonra özellikle İsrail kurulduktan sonra holokostta olsun, Yahudilerin çeşitli ilkel koşularda katledilmesinin ardından belirli bir dönem hoşgörüyle bakıldı. İsrail devletin kurulması da holokostun bir diyetiydi Batılılar tarafından. Bunlar çok çekti bari bir ülkeleri olsun diye. O ülke kurulunca 1967’ye kadar her şey iyiydi. Fakat ‘67’de Filistinlilerle ilgili yeni savaşlar ve işgaller yeniden başlayınca dünyadaki antisemitizm tekrardan İsrail üzerinden hortlamış oldu” diye konuştu.

Molinas, Türkiye’de zenginlik üzerinden de Yahudilerin hedef haline getirilmesini, “Yahudilerin toplumsal hafızalarında şu var: Diasporada yaşadığınızdan hayatta kalabilmek için yükselmeniz gerekiyor, yani iyi bir eğitim almanız gerekiyor. İyi bir eğitim aldığınız zaman yükseliyorsunuz, toplumun sayılı bireylerinden olduğunuz zaman da size karşı antisemitizm yapmak daha zor oluyor. Kovulursanız ayrı ama ezilmeden yaşamak istiyorsanız Tevrat döneminden beri gelen bir gelenek var: okumak. Tevrat okuma geleneği daha sonra seküler okuma yani eğitim kalitesinin artmasına da neden olmuş. Dolayısıyla dünyadaki Yahudilerin çoğu yüksek eğitimli. Yüksek eğitim ne getirir? Başarı. Başarının kriteri nedir? Siyasette sanat dallarında yükselmek artı zengin olmak. Dolayısıyla Yahudilerin eğitimleriyle yükseldikleri bir toplumda maddi ve manevi anlamda farklı kıskançlıklara da neden olabiliyor" sözleriyle anlattı. 

“Bir İngiliz, Amerikan ya da Türk Yahudi’sinin İsrail’in tasarruflarıyla hiçbir alakası yok” diyen Molinas, “Benim İsrail hükümetine karşı bir dahlim olamaz. Buna rağmen hepimizi İsrailli çocukları olarak görüyorlar. Tabi sosyolojik nedenleri var. Toplumda yükselmiş bir Yahudi kimliği insanları rahatsız ediyor diasporada. Antisemitizmin köklerinde yatan bu” ifadelerini kullandı.

‘IRKÇILIK YAPTIKLARININ FARKINDA DEĞİLLER’

Türkiye’de sokakta, üniversitede, askerlikte bir antisemitizm söz konusu olmadığını dile getiren Molinas şunları kaydetti: 

“Bunu kesinlikle görmek lazım. Kimi yurtdışı spekülasyonlarına karşı bunu çok açık ve net söylüyorum ve ülkem adına savunuyorum. Ama asıl eleştirdiğim sosyal medyadaki ve basındaki antisemitizm. Bu haftaki manşetimizde de görüyorsunuz, 4 aylık Medyada Nefret Söylemi Raporu’nda dördüncü sıradayız. Normalde nefret söylemlerinde birinci sıradayız. Şu anda başka dış siyaset gelişmelerinden dolayı dörde düşmüş durumdayız.”

“Kadim soru bu antisemitizm neden var?” sorusunu soran İvo Molinas, “Sosyolojik nedenleri, siyasi nedenleri var. Cezai müeyyideler Türkiye’de hiç yok. Var da yok. Uygulanmıyor. En son Akit gazetesinde cumartesi günü yapılan yayın. Basın savcılığı diye bir şey var. Resen dava açabilir ama yapmıyor. Baktığınızda antisemist yayınlar yapan medyanın çoğu ulusal basın. Ulusal basının yüzde 95’i de hükümet yanlısı” yorumunda bulundu. 

Cumhuriyet kurulduğundan beri Yahudilerin mümkün olduğu kadar devletle kavga etmemeye bir sorun yaşamamaya karşı kendilerini kodladıklarını aktaran Molinas, şöyle konuştu:

“Dolayısıyla 'kapalı kalalım onların işlerine biz karışmayalım, ilgilenmeyelim ama bize de dokunmasınlar' gibi son derece arkaik bir kapalı toplum özelliğinde kalmışlar. Son 15-20 yılda özellikle Bensiyon Pinto sayesinde kapılar aralanmaya başlandı. Hükümetle, askeriyle… Onun da meyvelerini alıyoruz. İletişimimiz güçlü hala ama dediğim gibi o eski sistem devam ediyor. Biz hükümetle olan sorunlarımızı kamuoyunda tartışmıyoruz diğer azınlıkların yaptığı gibi. Birebir ilişkilerde cemaat düzleminde sorunlarımızı halletmeye çalışan bir yaklaşım sergiliyoruz.”

Görüşme boyunca ana akım medyanın antisemitik yayınlar yaptığına vurgu yapan Molinas, “Bir cumhurbaşkanımız var Tayyip Bey. Her defasında 'ben antisemitizm karşıyım, antisemitizm bir insanlık suçudur' diyor islamofobi gibi. Bunu söyleyen bir cumhurbaşkanının olduğu ülkede hükümet yanlısı medya organlarının buna rağmen antisemitik yayın yapmalarını anlamıyorum. Herhangi bir mahcubiyet de hissetmiyorlar bunu yapanlar” dedi.

Kimi kesimin ise bilinçli olarak antisemitik söylemlerde bulunmadığına dikkat çeken Molinas, “Irkçılık yaptıklarının farkında değiller. Öyle içselleştirilmiş önyargıları var ki etnik toplumlar için. Bazen yaptıklarının ırkçılık olduklarını söylediklerinde yüzde 50’si ‘ben ırkçı olamam benim Yahudi arkadaşlarım da var’a getiriyorlar. Burada saf bir iyi niyet görüyorum. Bazıları düzeltiyorlar kendilerini bazılarını da düzeltmiyorlar. Özellikle İslami kesimde gençliklerinden beri beyinlerine zerk edilen ötekileştirme olgularının dışarı çıkmış halleridir. Biz gazete ve sosyal medya yoluyla bunun doğru olmadığını anlattığımızda ‘yok ben ırkçı olamam’ deyip geri adım atıyor ama ben aynı noktaya geri geliyorum hükümet yanlısı basının buna rağmen aynı şekilde devam etmelerini ben anlamış değilim” diye konuştu.

‘YAPANIN YANINA KAR KALMASIN’

“Devlet cenahından son 1-2 yılda çok gözle görülür bir şekilde antisemitik bir tavır görmedik” diyen Molinas, “Bir ara Edirne Valisi yapmıştı. Konya’da özel bir sivil toplum kuruluşu ama 24 saat içerisinde geri çekti. Bu işte bir farkındalıksızlığı da gösteriyor. Irkçılık olduğunu, ötekileştirdiğini nefret söylemi olduğunun bilincinde olmayan bir kesimden de söz edebiliriz. 24 saat içinde o pankart kalkıyorsa ben bunu biraz bilgisizlik ve cahillikle açıklayabilirim” ifadesini kullandı. 

Nefret söylemlerine yönelik ceza müeyyideyelerin uygulanmasını talep eden Molinas şunları söyledi:

“Aslında antisemitizm cezai müeyyidelerle iyileştirilecek bir olgu da değil, ama en azından yapanın yanına da kar kalmasın.”

İsrail’deki her olayın sonucun Türkiye’deki Yahudilere bağlanmasına ilişkin olarak Molinas, “Irkçılar Yahudi’yi bir bütün olarak gördüğü için İngiltere’deki, Türkiye’deki Yahudi aynı. Türkiye’deki Yahudi mallarını boykot etme saçmalığına gidiyorlar ama bunu kaç kere anlattık. İsrail devletinin Yahudileri bizim sadece dinsel anlamda belki akraba olmamızla ilgili bir gönül bağımız var. Onun dışında ben yıllardır Netanyahu’nun hükümetini eleştiriyorum. Bir İzhak Rabin gelmesi lazım diyorum İsrail’e barışın peşinde koşacak ama yok” diye konuştu. 

Okullar, sinagoglar, gazete… Kapısı sıkı sıkıya kapalı. Olası bir saldırı ihtimaline karşılık güvenlik önlemleri en üst düzeyde.  

Molinas, “Bu korku ve tedirginlikle nasıl, nereye kadar yaşarsınız?” sorusuna şöyle cevap verdi: 

“Doğru bir soru. Başka bir ülkeye de gidebilirim ama gitmek istemiyorum. Burası benim ülkem, ben burayı seviyorum. Bu korkuyu aşmanın yolu yok. Devlete diyorum cezai müeyyide uygula. Okullarda holokost eğitimi verelim.

Holokost eğitimi diye bir şey var ama yapamıyoruz daha. En azından soykırımı öğretsinler. 6 milyon kişinin 1,5 milyonu çocuk olmak üzere Hitler tarafından öldürülmüş bir toplumdan bahsediyoruz. Bunun bari eğitimini verelim bırak İsrail konusunda daha objektif şekilde haberler verelim unuttuk onu.

Son 15 yıldır İsrail konusunda son derece manipülatif ve dezenformatif haberler var. İsrail ne zaman Gazze’yi bombalasa haber yapılıyor, ama Gazze’ye neden saldırıldığı yazılmıyor. Gazze’den insanların üzerine atılan dandik füze de olabilir, olmaya da bilir. Arada bir insanlar ölüyor, 24 saat boyunca insanlar sığınaklarda kalıyor.

En azından Gazze’den Hamas’tan İslami cihattan bu saldırının başlatıldığı bunun üzerine İsrail’in orantısız bir şekilde onları vurduğunu yazsınlar. Sadece İsrail Gazze’yi bombaladı yazıyorlar. Dolayısıyla böyle bir dezenformasyonun olduğu ülkede Yahudi düşmanı olmaz mısınız?”

“6 milyon Yahudi öldürülürken Avrupa’da bir Allah’ın kulu ne Amerika ne Vatikan bırakın Avrupa’yı zaten yoktu. Allah dahil herkes yüzünü çevirdi Yahudilere. Kimse ilgilenmedi” diyen Molinas, “Amerika 1942’de Auschwitz ölüm kampını yukarıdan fotoğraflamış. O gün müdahale etselerdi belki yanlış bir strateji olacaktı. Çünkü önce Rusya’ya gitmesini o soğukta kırılmasını ve sonra Amerika’nın saldırması doğru bir stratejiydi. Ancak 1942-45 arasında en az 4 milyon Yahudi öldü. Demek ki insanın canının hiçbir önemi yok devlet açısından. Dolayısıyla Yahudiler dedi ki bu devleti kurduğunda bana kimse yardım etmedi, sadece ben kendimim yardım edecek. En ufak bir saldırıda yüz katı karşılık vererek yaşamımı sağlamak zorundayım diye düşünüyor. 2 bin yıl sonra kurduk bu devleti kendimi kimseye ezdirmem diyor. Böyle bir devlet psikolojisi var. Ben buna hayatta kalma refleksi diyorum. Bunun durması lazım artık. Orantısız güç kullanarak dünyada yalnızlaşıyorsun bazen” diye konuştu. 

İvo Molinas, Türkiye’de azınlık olmayı şu sözlerle anlattı: 

“Azınlıklara hiçbir zaman eşit davranmadılar. Osmanlı’da vergisini verdiği zaman rahat yaşardı. Cumhuriyet döneminde bir tek Atatürk ‘Ne mutlu Türküm diyene” dedi. Eşit gördü ayrımcılık yapmamaya çalıştı. Atatürk’ün ölümünden sonra devletin eski refleksleri yerine geldi. Trakya olayları budur. O da Atatürk zamanında olmuştur ancak 48 sonra söylendiği için müdahale edememiş. O da bir bilinmez. Varlık Vergisi mesela. Sen Müslümansın ben Yahudi'yim. Aynı mal varlığımız var. Sana vergiyi 1 verdiler bana bin verdiler. Niye ben yabancı unsurum çünkü. Para bendeydi, bunun paralarını alıp Müslümana vermeliyiz dediler. Sermaye transferi yaptılar. Bizi Türk görmediler, o yüzden böyle azınlık psikolojisinde kaldık.”

 
Türkiye’de azınlık olmak yani sayıca az olmak ve dil, din, ırk ayrımı üzerinden ötekileştirmenin ne demek olduğunu yine Hrant Dink’den okuyalım:

"...Tıpkı bir güvercin gibiyim... Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım. Başım onunki kadar hareketli... Ve anında dönecek denli de süratli. İşte size bedel."


 

ETİKETLER

Editörün Seçimi