AKP’li vekillerden Meclis’ten geçirdikleri yasayı veto eden Erdoğan’a teşekkür

AKP ve MHP tarafından Meclis’ten geçirilen “Termik santrallerin filtresiz 2.5 yıl daha çalışmasına olanak sağlayan” yasa tasarısı AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto edildi. AKP’li vekiller, kendi verdikleri teklifin Erdoğan tarafından veto edilmesi karşısında Erdoğan’a teşekkür etti.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Erdoğan’ın yasayı veto ettiğini duyurmuştu. Çelik, partisinin MYK toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, “Termik santrallere birkaç sene daha süre tanınmasını içeren yasa teklifi Cumhurbaşkanımız tarafından veto edilmiştir” ifadesini kullanmıştı.

AK Partili vekiller, partilerinin genel başkanı Erdoğan’ın söz konusu teklifi veto etmesini minnettarlıkla karşıladı. AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, bu isimlerden birisi oldu. Ünal’ın paylaşımı şöyle:

Bir diğer Kahramanmaraş vekili Ahmet Özdemir de Erdoğan'a teşekkür etti.

Kahramanmaraş vekillerinden Mehmet Cihat Sezal da teşekkür eden isimler arasında:

TBMM'nin internet sitesinden edinilen bilgiye göre Ünal söz konusu oylamaya katılmazken Sezal ve Özdemir 'kabul' oyu vermişti.

MHP DE TEŞEKKÜR ETTİ

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da Erdoğan’a teşekkür eden isimler arasında yerini aldı:

Erdoğan'ın vetosuna destek verenler arasında muhalefet cephesinden isimler de yer aldı.  CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç şu açıklamayı yaptı:

“Afşin Elbistan Termik santralinin filtresiz çalıştırılmasına ilişkin yasa Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından veto edildi. Doğru bir karar alındı. Afşin ve Elbistan olarak feryadımızın doğru olduğu görüldü. 1 Ocak’tan itibaren santral filtresiz çalıştırılmayacak.”

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu da şu açıklamayı yaptı:

“Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın kanun değişikliğini onaylamadığı, veto ettiği duyuruldu. Bu kuşkusuz oldukça önemli ve olumlu bir karardır. Sayın Cumhurbaşkanımıza bu olumlu kararından dolayı teşekkür ediyorum. Ülkemizin havasının, suyunun, toprağının bu santraller tarafından daha fazla kirletilmemesi için umut vericidir. Sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının, akademisyenlerin ve basının sorunu sahiplenmesine siyaset alanı kulak vermiştir. Bu gibi, toplumum tamamını, doğayı etkileyen konularda ortak aklın yaratılması sağlıklı çevrede yaşama hakkının tesisi için olmazsa olmazdır. Asla umutsuz olmamak, sorunları bilimsel temelle dile getirmek ve daima diyalog kanallarını açık tutarak siyasetçileri bilgilendirmek bu olumlu sonuca ulaşmamızda büyük katkı sağlamıştır. Emeği geçen tüm sivil toplum kuruluşlarını, kişi ve kurumları, basın mensuplarını kutluyorum. Bu noktadan sonra yapılması gereken açıktır. Çevresel yatırımlarını yapmayan, çevre mevzuatına uygun çalışmayan tesislerin faaliyeti durdurulmalıdır.”

Türkiye’nin çeşitli illerine dağılmış durumdaki yaklaşık 15 termik santralin baca filtrelerinin takılmasını 2.5 yıl daha erteleyen kanun teklifi AK Parti ve MHP’lilerin oylarıyla kabul edilmişti.

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NDAN AÇIKLAMA

Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Erdoğan'ın, kanunu, bir kez daha görüşülmesi için Anayasa'nın 89 ve 104'üncü maddeleri uyarınca bugün TBMM'ye geri gönderdiği ifade edildi. 

Açıklamada özetle şöyle denildi:

“İnsan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin başta gelen anayasal ödevi ve herkesin insani görevidir. Nitekim Anayasa'nın 56'ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hususu da hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi gerekli mevzuatın yürürlüğe konması ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir.

Vatandaşlar ise bu mevzuatın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sorumludur. Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir. Günümüz şartlarında çevre kirliliğine yol açmadan, özellikle hava, su ve toprak kalitesini bozmadan da enerji üretiminin gerçekleştirilmesi mümkündür. Hal böyle iken evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi uyum için yeterli olmasına rağmen incelenen kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılması devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacaktır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı hem vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir.”

ETİKETLER

Editörün Seçimi