Büyükada Davası öncesi açıklama: Türkiye’de insan hakları savunuculuğu suç olmaktan çıkarılmalıdır

Fotoğraf: Uluslararası Af Örgütü - Fırat Doğan

İstanbul'daki Çağlayan Adliyesi’nde görülen Büyükada Davası’nın 11. duruşması öncesinde ortak açıklama yapan Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Yurttaşlık Derneği, Kadın Koalisyonu, 2 yıl boyunca beş kez savcının değiştiğini, savcılığın sunduğu tüm delillerin çürütülmesine rağmen sanıkların yine de cezalandırılmasının talep edildiği belirtildi.

'BİRAZDAN İZLEYECEĞİMİZ DAVA GİBİ KAVALA DAVASINDA DA MAĞDUR EDİLDİLER'

Yapılan ortak açıklamada Osman Kavala hakkındaki gözaltı kararına da değinilirek “Bu davada da tıpkı birazdan izleyeceğimiz dava gibi akla ve hukuka uymayan, gerçeklerden uzak, insanların gündelik hayatları ve ilişkileri bir suç eylemi olarak gösterilerek insanlar suçlu gösterilerek mağdur edildiler ve büyük bir hukuk mücadelesi yaşandı. Neyse ki, son zamanlarda yaşanmakta olan karamsarlığa rağmen, geç de olsa adalet yerini buldu diyemiyoruz” ifadelerine yer verildi.

'TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARI SAVUNUCULUĞU SUÇ OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR'

Dava sürecine ilişkin ise şu değerlendirmede bulunuldu:

Yaklaşık üç yıl önce 11 insan hakları savunucusuna karşı açılan ve Büyükada Davası olarak bilinen davanın 27 Kasım 2019 tarihinde yapılan 10. Duruşmasında Savcılık mütalaasını vermişti. Biraz sonra arkamızdaki Çağlayan Adliyesi’nde 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11. duruşması başlayacak. Aslında hiç açılmaması gereken Büyükada davası, avukatların ve sanık konumuna düşürülen insan hakları savunucularının iki yılı aşkın bir süre boyunca asılsız iddiaları çürüten delilleri dava dosyasına taşımakla geçti.

Bu süre içersinde beş kez savcı değişti. Savcılığın bu süreç içerisinde dava dosyasına iddianamede yer alan suçlamalar bakımından lehte ve aleyhte herhangi bir kanıt eklemediğine şahit olduk.  Böyle bir çabanın gösterilmemesinin yanı sıra, savcılığın 27 Kasım 2019 tarihinde yapılan duruşmada sunduğu mütalaa ile dosyada yer alan ve iddianamede öne sürülen iddiaları çürüten delillerin de hiçbir biçimde değerlendirilmediğini gördük. 

'SAVCILARIN ASIL GÖREVLERİ HAKİKATİN ORTAYA ÇIKMASINA KATKI SAĞLAMAKTIR'

Bir ceza davasında savcılık makamının rolü adaletin gerçekleşmesi ve bunun için maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu nedenle savcılık makamının görevi, ne pahasına olursa olsun sanıkların cezalandırılmasını sağlamak değildir. Ceza davasında savcı tarafından sanıklar aleyhine sunulan tüm deliller çürütülmesine ve suçun oluşmadığına dair sanıklar lehine deliller ile kanıtlanmış olmasına rağmen, yine de sanıkların cezalandırılması talep edilmiştir. Oysa savcıların asıl görevleri, hakikatin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktır.

 “Savcılar için Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa İlkeleri”nde tanımlandığı üzere bir ceza davasında savcılık makamının temel görevi “sanığın lehine ya da aleyhine olup olmadığına bakmaksızın sanığı etkileyen durumlar da dahil olmak üzere davanın tüm koşularını göz önünde bulundurmaktır”.

Bir davanın açılması için gerekli olan delil düzeyi ve yeterliliği ile, bir sanığın mahkûm edilmesi için gerekli delil düzeyi ve yeterliliği aynı değildir. Büyükada davasının iddianamesinde delil olarak ortaya konulan her şeyin kovuşturma sürecinde çürütülmüş olmasına rağmen Savcılık makamının bunları yok varsayan bir mütalaa hazırlaması hukuku görmezden gelmektir. Eğer davada ileri sürülen deliller değerlendirilmeyecek ise, iddianamede yer alan suçlamalar o zaman kovuşturma süreçlerine niye ihtiyaç duyulmaktadır?

Hukuk insanlarının keyfi davranışlardan kaçınarak meslek etiğine uygun davranma yükümlülüğü, bu tür davalarda varlığını daha da ağır hissettirmektedir.

Mahkemeyi, mütalaanın açık ve fahiş hatalarını dikkate alarak bu davada yargılanmakta olan tüm insan hakları savunucularını beraat ettirme yönünde karar vermeye davet ediyoruz.

Türkiye’de insan hakları savunuculuğu suç olmaktan çıkarılmalıdır.

ETİKETLER

Editörün Seçimi