Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda devam eden 2020 yılı bütçe görüşmelerinde söz aldı.

Kamu ihalelerindeki 21B maddesini eleştiren Ersoy,“Bu maddenin uygulandığı ihaleleri alt alta yazdığımızda neden hep aynı isimlere, yani Cengiz, Kolin, Limak Kalyon benzeri isimlere rastlıyoruz? Bunlar bir tesadüf mü” diye sordu

Ersoy, ülkenin ciddi bir finansal krizin içinde olduğunu belirterek, “Ödemeler dengesi ve döviz krizi olarak başlayan ekonomik kriz sonucunda şirketlerin dış borçlarını ödeyemiyor, bankaların ise 46 milyarlık batık kredisi var. Geçtiğimiz yılın ilk altı ayında ise 78,6 milyar liraya ulaşan bütçe açığı, artan vergi oranları, silinen vergi borçları, daha fazla borçlanma için istenilen yetki ve Merkez Bankası’nda yaşananlar da ülkenin çok ciddi bir finansal krizin içinde olduğunun göstergesi” ifadelerini kullandı.

 ‘KAMU İHALELERİNDE NEDEN HEP AYNI İSİMLERE RASTLIYORUZ’

Kürsü’de Çiğdem Toker’in ‘Kamu İhalelerinde Olağan İşler’ kitabını gösteren Ersoy şunları şöyledi:

“Ekonomide önemli kara delikler yaratan kurumlar üzerine söz aldım ve bu kurumlar üzerine konuşacağım: Kamu İhale Kurumu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı. Çiğdem Toker Yıllardır takip ettiği kamu ihalelerini anlattığı bir kitap çıkardı. Bu kitabı burada herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. İktidar vekillerimiz de okusun ama yasaklamaya kalkmasın. Toker’in sorduğu ve hepimizin de sorması gereken bir soru var: Kamu ihalelerinde neden sürekli 21B maddesi uygulanıyor. Ve bu maddenin uygulandığı ihaleleri alt alta yazdığımızda neden hep aynı isimlere, yani Cengiz, Kolin, Limak Kalyon benzeri isimlere rastlıyoruz? Bunlar bir tesadüf mü? Peki 21B Maddesi uygulanınca ne oluyor? Zaten proje maliyetlerini yükseltmiş az sayıdaki şirket davet ediliyor ve kamu ihale yüksek sözleşme bedelleriyle sonuçlanmış ihaleler ortaya çıkıyor. Örneğin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı el değiştirince daha önceki belediyenin 1 milyara mal ettiği ihaleyi yeni dönem açık usulle yapınca 188 milyona mal etti. Durum bu kadar açık. Ve hazır söz belediyelerden açılmışken İBB de el değiştirince 124 yöneticinin İSKİ’ye kiralanan 874 araç ve diğer araçların ipliğinin Yenikapı’da nasıl pazara çıktığını hepiniz gördünüz. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde atadığınız kayyumun 2 milyon 127 bin liraya kendisine saray gibi bir oda yaptırdığını ve sevgili başkanımızın o belediyeye adım attığında o görüntüleri kameralar eşliğinde gösterdiği için şu an cezaevinde olduğunu hatırlatmak istiyorum.” 

‘ÇİFTÇİNİN BORCU 48 KAT ARTTI, 570 BİN ESNAF KEPENK KAPATTI’

Son 16 yılda çiftçinin borcunun 48 kat arttığını, son beş yılda 570 bin esnafın kepenk kapattığını ve sadece 2019 yılında yaklaşık 16 bin şirketin iflas ettiğini hatırlatan Ersoy, “Ülkemizde şu an 6 milyon 890 bin işsiz var. Bunun 1 milyon 916 bini kadın ve 3 milyon 516 bini ise gençlerden oluşturuyor. İşsizlik rakamları ortadayken iktidarın, şirketlerin vergi borcunu silip, KDV ve ÖTV gibi vergilerde artış yaparak ve yeni vergiler getirerek bu yükü halkın sırtına yüklemektedir” ifadelerini kullandı.

‘ÇÖZÜM YOK, ÇÜNKÜ BU HALKIN BÜTÇESİ DEĞİL’

Oya Ersoy, “Ekonomik krizin çözümü yok çünkü bu halkın bütçesi, değil halktan yana değil. Çözüm yok, çünkü şirketlerin kurtuluşu halkın kurtuluşu demek değil. Çözüm yok; çünkü yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla kurduğunuz bir düzen var ve bu düzen batmış durumda. Ama siz hala kendinizi kurtarma peşindesiniz” dedi.

DİSK’İN ASGARİ ÜCRET AÇIKLAMASINI HATIRLATTI

Ersoy, “Asgari ücret görüşmelerinin devam ettiği bugünlerde patronların bu görüşmeler esnasında işçileri işten çıkarma ve kayıt dışına almakla tehdit ettiğini söyleyerek bakan da patronlardan yanadır” sözleriyle DİSK’in “Asgari ücret en az 3200 TL olmalı” açıklamasını hatırlattı.

Oya Ersoy, ücrete dayalı büyümenin mümkün olduğunu ve iktidarın bütçeyi işçiye, emekçiye ve emekliye göre ayarlaması durumunda Katar’dan para almak zorunda kalmayacağını söyledi.

‘İSRAF DEĞİL, YOLSUZLUK’

İktidarın uygulamalarının ‘israf’ olarak nitelenemeyeceğini söyleyen Ersoy sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bu manzaraya biz israf demiyoruz. İsraf şahsidir. Türk Dil Kurumuna göre israf, gereksiz yere para emek ve zaman harcamak ve savurganlıktır. Oysa itibar sağlıyoruz diye gösteriş ve şatafat yapmak, bin 150 odalı saray, yazlığı, kışlığı uçanı, yüzeni… Lüks zırhlı araç filoları gibi asla israfın içine sokamayacağımız büyük bir yolsuzluk var ortada. Uluslararası Şeffaflık Örgütü yolsuzluğu ‘Emanet edilmiş gücün özel çıkarlar için kötüye kullanılması’ olarak tanımlıyor. Ve ekliyor. ‘Tek başına kalkışılacak bir eylem değil, bir ilişki bir süreç ve sermaye sınıfıyla bağlantılıdır.’ Yine Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre, 2013 yılından bu yana düzeli olarak Türkiye geriliyor. 2018 yılında Türkiye 35 OECD ülkesi arasında 34. oldu.  Bu gerilemeyle ilgili Uluslararası Şeffaflık Örgütü şunu diyor: ‘Kamu özel işbirliği projelerinde ve özelleştirme süreçlerinde kamu çıkarlarına aykırı ihale süreçleri ve uygulamaları öne çıkan sorunlar arasında görülmektedir. Demokrasinin vazgeçilmez kurumları gitgide zayıflamaktadır.’ Sonuç olarak iktidar kamu ihalelerinde 21B’yi sık ve yaygın uygulayarak kendisine emanet edilen gücü özel çıkarları için kötüye kullanmıştır ve kullanmaya devam etmektedir.”

‘ASGARİ ÜCRETTEN VE TEMEL HİZMETLERDEN VERGİLERİ KALDIRIN’

Asgari ücretteki verginin kaldırılması gerektiğinin altını çizen Ersoy, “Halkın en temel yaşamsal ihtiyaçlarından; yani elektrik, su, doğalgazdan alınan vergilerin kaldırılması sonucu ekonomi batmayacaktır. Şirketlerden silinen vergi borçlarının çok altında bir parayla ekonomik krizin yükünden halkı kurtarmak için sadece küçük bir adım atmış olursunuz” dedi.

‘ÖZELLEŞTİRİLEN OKULLARIN TEK DERDİ KAR ELDE ETMEK’

Doğa Koleji’nde velilerin ve öğretmenlerin yaşadığı krize de değinen Ersoy, yaşanan krizin özelleştirme politikalarının sonucu olduğunu ve bugün parasını alamayan öğretmenlerin haklı olarak iş bıraktığını ifade etti.

Okul sahibinin keyfi bir şekilde velilerden para topladığını, bu paraları inşaat sektöründe kullandığını söyleyen Ersoy, benzer şirketlerin halkın eğitim hakkı ile ilgilenmediğini ve tek dertlerinin kâr elde etmek olduğunu söyledi. Ersoy sözlerine şöyle devam etti:

“Peki, bu kriz devam ederken Milli Eğitim Bakanı ne yapıyor? Bakan özel okul sahiplerini toplamış ve ‘Bu kara deliği kapatmazsak hepimiz yanarız’ diyor ve özel okul sahiplerinden Doğa Koleji’nin satın alınmasını istiyor.”

‘TEK ÇÖZÜM HALKIN OLANI HALKA İADE ETMEK’

Oya Ersoy, AKP iktidarının yağma, talan, sömürü politikalarının getirdiği yıkımdan ülkeyi kurtarmanın tek yolunun “Halkın olanı halka iade etmek” olduğunu ifade etti. Ersoy ayrıca “Kamu-özel işbirliği adı altında memleketi, halkı, bu ülkenin çocuklarının geleceği üzerindeki ipotekleri, kapitülasyonları da kaldırın” dedi.

Ülkede eşitsizliklerin devlet eliyle yukarıdan aşağıya örgütlendiğine dikkat çeken Ersoy, kimsenin birbirleriyle sözle dahi olsa eşit olmadığını ifade etti.

‘İYİ Kİ HALKIN ÇIKARINDAN BAŞKA ÇIKARI OLMAYANLAR VAR’

Kamu Özel İşbirliği ihalelerini eleştiren Oya Ersoy, yapılan sözleşmelerin şeffaf olmadığını belirterek şunları söyledi:

“2019’da sözleşme değeri 145 milyar. Yatırım değeri 67 milyar doları bulan projeler için firmalarla yapılan sözleşmeler neden şeffaf ve kamuya açık değil. İktidar vekillerine sormak istiyorum, kamu kaynakları ne sizlerin, ne talimat verdiğiniz bürokratların babasının malı değil. Bunlar halkın ortak malıdır, ortak varlığıdır. Yaptığınız ihaleler herkese açık şeffaf olmak zorundadır. Gerçi genel başkanınız artık kamu kaynaklarını sermayeye nasıl peşkeş çektiğinizi açık açık söylüyor. ‘Bunlara önem verdiğimiz için tahsis ettik, şahsım bunlara muhalefet etmiş olsaydı Tekel’in bu kadar kıymetli arazini ne için bunlara tahsis edeyim’ diyor. İstanbul Kartal’da Dragos tepesi yakınındaki eski Tekel arazisinden bahsediyor. Ve yıllarca biz bu araziyi savunmak için Cevizli Tekel Dayanışması’yla mücadele ettik. Bu arazi 2001 yılında özelleştirme kapsamına alınınca Özelleştirme İdaresine geçti ve ardından Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından bir özel üniversiteye devredildi. Genel Başkanınızın bu konuda açıkladığı isimleri siz zaten biliyorsunuz. Bir de açıklamadığı bir isim var: Dönemin Çevre Şehircilik Bakanı İdris Güllüce. Bu kararın altında imzası var. O dönem yıllarca mücadele içerisinde olan kent savunucularını dinlemediniz. Mahkeme kararlarını beklemediniz. Halkbank’tan verdiğiniz kredilerle arazide kampüs yaptırdınız. Ben son olarak şunu söylüyorum iyi ki bu ülkede mücadele edenler var. İyi ki solcular var. İyi ki halkın çıkarından başka çıkarı olmayanlar var. İyi ki kamuya ait olan bir alanın bir özel üniversiteye bedelsiz devredilemeyeceğini söyleyenler var.  Hala da mücadele edenler var.”

‘ÜLKEDE BASIN, ÜNİVERSİTE, BİLİM ÖZGÜR DEĞİL’

Oya Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu ülkede basın özgür değil, üniversite, bilim özgür değil, sendika, grev, toplusözleşme özgür değil, seçimler özgür değil, örgütlenmek özgür değil, insan hakları hiç özgür değil ve bu ülkede gelecek nesiller için, kadınların, eşitliği ve özgürlüğü için, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı için, ülkemizi cihatçı katillere teslim etmemek için laik yaşamsaldır. Yani yıkımdan kurtulmanın yolu eşitliktir, özgürlüktür, barıştır, laikliktir. Sarayın ve şirketlerin değil, halkın egemenliğini kurmaktır. Yani kısacası ya sosyalizm ya barbarlık.”

Tükenmez Haber, Sendika.org

ETİKETLER


Editörün Seçimi