Sancar: HDP olarak alternatif bilim kurulu oluşturacağız

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, gündemdeki gelişmelere ilişkin Ankara’da bulunan evinde partisinin sosyal medya hesabından canlı olarak açıklamalarda bulundu. Partisinin bugün Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı düzenlediğini belirten Sancar, “Hükûmet halkın sağlığını koruyacak, halkın güvenceli bir şekilde evde kalmasını sağlayacak tedbirleri almadı. Süreci şeffaf yürütmedi” ifadelerini kullandı.

'ACİL İHTİYAÇ TOPLUMU KORUMAK'

Sancar, salgına karşı "Ulusal Kriz Koordinasyon Merkezi" oluşturulması gerektiği çağrısında bulunarak, “Alternatif Bilim Kurulu oluşturmak, insanlarımızın katılacağı bir Bilim Kurulu oluşturmak için gerekli kararları MYK toplantımızda görüştük. Girişimlerimiz bugün başlayacak. Topluma güvenli bilgiyi aktaracak bir odak oluşturacağız. Toplumun her şeyden önce güvenceli hayata ihtiyacı var. Halkın güvenliğini esas alan bir merkez kurulmalı. Acil ihtiyaç toplumu korumaktır. Bütün kamu kaynakları bu alana aktarılmalı. Meclis’te bu konuda kanunlar çıkarmak için hemen gündemini değiştirmeli ve çalışmalarını sürdürmelidir” dedi.

'İNSANLAR İKTİDARIN ÇAĞRILARININ KENDİLERİNİ KORUMAYA YÖNELİK OLDUĞUNA İNANMADI'

Sancar, “Kanal İstanbul gibi bir projeyi yapmaya kalktı. Bütün bunlar büyük sorumsuzluk örneğidir. Toplumu kendi kaderini terk etme anlayışı söz konusu. Evde kalma çağrılarının çok daha ciddi bir etkisi ve anlamı olduğunu biliyoruz. Bölgede ve özellikle Kürt illerinde sokağa çıkma konusunda çağrıların yeterince karşılık görmediğini biliyoruz. Bu durumun sorumluluğunu bölgede yaşayan insanlara yıkmak, en hafif deyimiyle, vicdansızlık olur. Bunun çeşitli nedenleri var. Bölgede sokağa çıkma çağrılarına riayet edilmemesi son birkaç güne kadar temelinde iktidara duyulan güvensizlik var. İktidarın bu konuda daha önce yaptıklarının farklı olmadığı yönündeki köklü inanç burada da karşımıza çıkıyor. İnsanlar iktidarın çağrılarının kendilerini korumaya yönelik olduğuna inanmadılar.” diye konuştu.

ANADİLDE BİLGİLENDİRME HAKKI

Sancar, “Bunun yanında bir de anadilinde bilgilendirme hakkının kullanılmasının yarattığı sıkıntı var. İnsanlara kendi dilinde anlattığınızda bu söylenenleri çok daha rahat hayata geçirebilirler. İktidar yerel yönetimlerimize de el koyuyor bu süreçte de sekiz belediyemize de kayyum atandı. Kayyumun ilk yaptığı ilk işlerden biri belediyenin web sitesindeki Kürtçe bölümünü kapatmak oldu. Sonradan web sitesinde bakım olduğu söylendi. İnsanların anadilinde bilgilendirme hakkı bu en çok bu gibi durumlarda yapıcı hale geliyor.” ifadesini kullandı.

'EVDE KAL ÇAĞRISI YAPIYORSUNUZ DA EVDE KALAMAYANLAR NE OLACAK?'

Sancar, “Sağlık ve hayat hakkını ilgilendiren büyük felaketler anadilin ne kadar önemli olduğunu gördük. O nedenle bizler Kürtçe kampanyalar başlattık, halkımızın sağlığını korumak için çalışmalar yaptık. Sadece Kürtçe değil, bölgede konuşulan Süryanice, Arapça, Ermenice gibi dillerde de çağrı yaptık. Bu süre içinde hükûmetin çağrılarına yeterince kulak asmayan insanlarımıza kendilerinin anadilinde samimiyetle hitap edildiğini de memnuniyetle gözlemledik. İnsanlarımız şimdi çoğunlukla bu çağrıya uyuyor. İnsanlara ‘Evde Kal’ çağrısı yapıyorsunuz da evde kalamayanların durumu ne olacak?” ifadesini kullandı.

'HER YERDE DAYANIŞMA AĞLARI KURULSUN'

Sancar devamında  “Yeterli geliri yoksa gıdalarını nasıl temin edecekler, sağlıklarını koruyacaklar? Bu sorular çok haklı sorular. Buradaki asıl sorumluluk hükümete düşüyor. Burada kullanılan kaynaklar ve bütçe bütün malıdır, bütün toplumdan elde edilmiştir. Topluma harcanması zorunludur. Anayasa’da da sosyal devlet ilkesi yer alıyor. Biz hatırlatmaya devam ediyoruz. Hükümet sorumluluklarını yerinden getirmiyor diye elimizden gelen çalışmaları yapmamamız söz konusu değil. Evde kalma imkanı olan insanlarımıza buradan tekrar seslenmek istiyorum. İl ve ilçelerde dayanışma ağları kurmak için başından beri çalışmalar yürütüyoruz. Pek çok yerde ağları oluşturduk. Evde kalan insanlarımızın beslenme ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için elimizden geleni yapıyoruz. Sadece bizim çalışmalarımızın da yeterli olmadığının farkındayız, dayanışma ağları ülke geneline yayılmalı. Her yerde dayanışma ağları kurulsun.” ifadesini kullandı.

KRİZ MERKEZİ

Ortak bir Ulusal Kriz Koordinasyon Merkezi oluşturulması gerektiğini belirten Sancar şu şekilde konuştu:

"Her şeyden önce güveni tesis etmek lazım. Bunun için de şeffaflık lazım. Çeşitli kuruluşlar kriz yönetimine davet edilmeli. Türk Tabipleri Birliği kriz yönetime dahil edilmedi hükûmet tarafından. Bu tür krizlerle yerelden başlayarak baş edilebilir. TTB bu işleri en iyi şekilde yerine getirebilir bu görevi. Aynı şekilde SES de bu işlevi yerine getirebilir. Hükümet her alanda olduğu gibi bu alanda da tekçi. Yereldeki imkanları ortadan kaldırıyor. Belediyeleri engellemenin yollarını arıyor. Bu politikalar toplum sağlığını tehlikeye atıyor. Bu anlayış topluma karşı suç niteliği taşıyor. Biz şimdi bütün alanı hükümete bırakmaya niyetli değiliz. MYK toplantımızda konuştuğumuz, alternatif ulusal kriz merkezi oluşturulması gerekiyor. Halkı, hükümetin toplumu hiçe saydığı politikalarına teslim edemeyiz. Ortak bir Ulusal Kriz Koordinasyon Merkezi oluşturulmalıdır. Pek çok kuruluşla temasa geçtik. Fakat artık bunları belli bir noktaya vardırmalıyız."

'İNANDIĞIMIZ SÜRECE UMUT VARDIR'

İnfaz hukukunda eşitsizlik zaten çok derin, bu eşitsizliği daha da derinleştirecek düzenleme toplumun adalet duygusunu daha da yaralayacaktır. Adalet duygusundaki açılan yaraların tamiri o kadar kolaya olmuyor. Hep birlikte başaracağımızan şüphe etmeyelim. İnandığımız ve emek harcadığımız sürece umut vardır ve büyüyecektir. Bu toplum ve bütün insanlık bu virüsü alt edecektir. Bu düzeni de insanlığın değiştirme gücü vardır.

ETİKETLER

Editörün Seçimi