Türkiye'den Filistin'e savaşmaya giden devrimciler 'Büyük Kudüs Mitingi' için ne dedi?

DENİZCAN AKAR


TÜKENMEZ HABER - Geçtiğimiz günlerde Yenikapı'da gerçekleştirilen 'Büyük Kudüs Mitingi'be Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Hüda Par Genel Başkanı İshak Sağlam, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Berna Sukas da katıldı.

'DEVRİMCİ GENÇLERİ VE ERBAKAN'I ANIYORUM'

Muhalefeti bir araya getiren mitingde dikkat çeken konuşmalardan birini de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaptı. Kılıçdaroğlu, Filistin ve Lübnan’da, 1970’li yıllarda bölgeye destek amacıyla giden gençlerin mezarlarının bulunduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: 

“1970’li yıllarda, Türkiye’nin ahlakını ve vicdanını temsil eden bizim gençlerimiz, Filistin davasının neferleri oldular. Aynı tarihlerde, Milli Görüşçüler de Kudüs mitingleri yapıyorlardı. Bu noktada, İsrail’e karşı Filistinlilerle birlikte ölüme yürümekten korkmayan Türkiye’nin yurtsever, devrimci gençlerini ve ilk Kudüs mitingini 1969 yılında Konya’da düzenleyen Milli Görüş’ün kurucu lideri merhum Necmettin Erbakan’ı, saygı ve rahmetle anıyorum"

Kılıçdaroğlu'nun Filistin'de yaşamını yitiren devrimcilerle Erbakan'ı birlikte anması dikkat çekiciydi. Bu konu hakkında o dönem İsrail Hapishanesi’nde yedi yıl geçiren devrimcilerden Faik Bulut ve Filistin’de silahlı eğitim gören Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucularından Mustafa Yalçıner Tükenmez Haber’e konuştu.

1972 yılında Lübnan'daki Filistin Kurtuluş Örgütü'ne desteğe giden devrimcilerden biri olan Bulut, İsrail saldırıları sonucu yaralı yakalanıp, İsrail hapishanelerinde yedi yıl geçirmişti. Bulut, "Kılıçdaroğlu’nun tarihsel bilinç ile ikisini eşitlemesi doğru değil ama hakşinaslık olarak selamlamış, geçmiş günün hesabına bakmıyorum" dedi. Yalçıner ise “Sayın Kılıçdaroğlu ‘reel politika’ yapıyor, ama bu yapılan politikanın doğruluğu anlamına gelmiyor” diye konuştu.

‘TABANLARI ANTİ-KOMÜNİST TEMELDE BAKIYORDU’

Kılıçdaroğlu’nun uzun zamandır sağ bir politikanın izinden gittiğini, sağcıların da Filistin’e ‘din kardeşliği’ temelinde baktığını söyleyen Bulut şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu, sağcılıkta bir hikmet arıyor. Umudu, desteği, siyaseten gücü sağ yelpazede buluyor. Solda pusulasını kaybetmiş insanlar, eski solcular da olabilir. Gidip kerameti İslamcıların, sağcıların çöplüğünde aramaları çok anlamlı gelmiyor. Ama her hâlükârda anması bile değerli. Türkiye’den geçmişte 3 bin-4 bin kadar insan gitti. Onları zikretmesi doğrudur ama Refah Partisi, Milli Nizam Partisi vs… Bu gelenek Filistin’e sempatiyle bakar ama din kardeşliği temelinde bakar. Yalnız unutmayalım ki o zaman Milli Nizam’ın, Refah Partisi geleneğinin yönetimi değil ama tabanı ciddi biçimde Filistin hareketini komünist olarak gören, komünizmi yayma merkezi olarak gören ve dolayısıyla anti-komünist temelde bakıyordu. Bunlar bazı mahalli unsurlar. İslamcıların, Saadet Partisi’nin hepsine mâletmek doğru değil. Bildiğim kadarıyla bir Adana’dan biri, bir de Milli Selamet Partisi’nin tabanından biri Filistin’e gitmeye niyetlenmiş fakat sonradan vazgeçmiş, hastalanmış mı nedir? Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun tarihsel bilinç ile ikisini eşitlemesi doğru değil ama hakşinaslık olarak selamlamış, geçmiş günün hesabına bakmıyorum. Ama Kılıçdaroğlu’nun umudu sağda araması bana anlamlı gelmiyor. Sağda umut yok. Solda umut var mı derseniz, bir tıkanmışlık var ama umudun, kurtuluşun tümünü burada aramak bana anlamlı gelmiyor

‘CHP NEDEN İNİSİYATİF KOYMUYOR?’

Mitinge ilişkin genel bir değerlendirme de yapan Bulut, “Her halükarda kimin nereye gittiğini bir kenara bırakarak, ortada mazlum bir halka yönelik siyonist işgal var. En son haklarını, mallarını, mülklerini, arazilerini, topraklarını ellerinden almak istiyorlar. Bu insani bir tepki yani. Anlaşılabilir. Bunu sadece Saadet mi hazırlamalıydı? CHP, Kılıçdaroğlu neden inisiyatif koymuyorlar?” ifadelerinde bulundu.

‘KUDÜS DUVARI TÜRKİYE’DEN SATILAN ÇİMENTOYLA YAPILDI’

MHP’nin kınamalarının samimi olmadığını, siyaseten söylenmiş sözler olduğunu ifade eden Bulut, ‘İktidar da şu an Filistin’i savunma pozisyonunda ama sonuçta unutmayalım ki ticaret devam ediyor. Kudüs Duvarı, Batı Şeria diye ayıran duvarlar Türkiye’den satılan çimentoyla yapıldı. Bu şirketlerin iktidara ne kadar yakın olduğu da malum. Burada samimiyetsizlik de söz konusu’ diye konuştu.

'UZLAŞTIRARARK BİRLEŞTİRMEK OLANAKLI DEĞİLDİR'

Yalçıner ise Kılıçdaroğlu'nun Filistin'e giden devrimcilerle Türkiye'deki Kudüs mitinglerine ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle eleştirdi:

“Türdeş olmadıkları gibi, bugünkü gibi bazı özel koşullarda politik bakımdan ihmal edilebilir ya da tarafsızlaştırılmalarıyla yetinilebilir olsalar bile karşıtlık halinde olanları uzlaştırarak birleştirmek olanaklı değildir. Bu, işçilerle patronlarının birliği açısından olduğu kadar 1960 ve 70’lerde Filistin halkının kurtuluşu davası uğruna savaşan devrimci gençlerle İslam adına Kudüs Mitingleri yapanlar açısından da geçerlidir. MTTB ve 'Komünizmle Mücadele Derneği' adlarıyla örgütlenip İslam’ı siyasallaştıranlar, aynı tarihlerde örneğin Amerikan 6. Filo’sunu protesto yürüyüşü yapan işçilerle gençlere Taksim’de saldırıp üçünü öldürmüşlerdir ki, 'olay', tarihe Kanlı Pazar olarak geçmiştir.

‘AKP KARŞITI GÜÇLERİ BİRLEŞTİRME ÇABASI DA OLABİLİR’

Büyük Kudüs Mitingi’nin AKP karşıtlarını birleştirmek için bir taktik de olabileceğini söyleyen Yalçıner, "Tek adam tek parti rejimine karşı mücadelenin öne çıktığı günümüzde AKP karşıtı güçleri birleştirmeye çalışma taktiği anlaşılabilir. Politik mücadelede taktiğin ideolojik farklılıklar üzerinden kurulmaması gerektiği de doğrudur. Ancak bu, güçler arasındaki farklılıkları silme çabasını haklı kılmayacağı gibi, yalnızca AKP karşıtlığını eksen edinmeyi de doğru yapmaz. AKP tekelci gericiliğin günümüzdeki koçbaşı olarak karşıya alınmalıdır. Bu, onunla tekellerin ve gericiliğin savunulmayacağı bir platformda mücadele edilmesi ve emperyalistleri ve tekelleri güçlendirmeyecek taktik, birlik ve ittifaklara önayak olunmasını gerektirir. Öte yandan, AKP gericiliğine karşı birlik ve ittifak oluşturmaya çalışmak, şüphesiz ki birleşilmeye çalışılanlara benzemek, onların ideolojisini benimsemek ve onların yaklaşımlarıyla tutumlarına ayak uydurmayı ne gerektirir ne de doğrular" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasındaki İslami referanslara da değinen Yalçıner, “Kılıçdaroğlu’nun dinsel sürtüşmelere karşı çıkması doğruyken, “biz Müslümanlar…” türü söylemi benimsemesi ve dinsel menkıbelere başvurarak konuşmasının savunulamayacağı tartışmasızdır” dedi.

‘HAYATTA KALIP KALMAMA MÜCADELESİ VERECEKLER’

‘Yüzyılın Anlaşması’ adı verilen plana ilişkin de değerlendirmede bulunan Faik Bulut, bu anlaşmanın iyi ve kötü olarak iki anlama gelebileceğinin altını çizerek şunları söyledi:

“Kötü haber, Filistin’i, işbirlikçi Arap ülkeleriyle, devletleriyle yöneticileriyle birlikte mahvetmeye doğru gidiyorlar.  İsrail’in tam egemenliğini kurmak yönünde ciddi bir adım. Filistinliler artık ölüm kalımla karşıyalar. Hayatta kalıp kalmama mücadelesi verecekler bundan sonra. Kötü haber bu. Kısacası Trump ve Netanyahu iki müzmin dolandırıcı, bu sefer dünyayı ve Filistinlileri dolandırmaya kalktılar. Bir boşluğu yakaladılar. O boşluk da Arap dünyasının paramparça olması.

‘BELKİ YENİ BİR İNTİFADA GERÇEKLEŞTİRECEKLER, ÖLECEKLERSE DE ONURLARIYLA ÖLECEKLER’

 ‘Asrın Anlaşması’ adı verilen belgeye ilişkin ‘papazın dağıttığı aforoz belgelerine benziyor. Çünkü ekonomik cennete götürmeyi vadediyor’ diyen Bulut, ‘İyi haber’ olarak adlandırdığı kısma da açıklık getirerek, Filistinlilerin ilk defa, Hamas, El Fetih, Filistin yönetimi, sağ, sol, İslamcı demeden ilk defa güçlerini birleştirdiğini söyledi. ‘Belki yeni bir intifada gerçekleştirecekler’ diyen Bulut, ‘hem silahlı hem silahsız, silahlısı şu anda tartışılıyor. Belki bastırılacak, öleceklerse de onurlarıyla direnip ölecekler."

ETİKETLER

Editörün Seçimi