Mizgin TABU


TÜKENMEZ HABER - Süfrajetler, İngiltere ve Amerika’da kadınların oy hakkı için mücadele etmiş bir kadın hareketiydi.

Süfrajetler’in ‘seçme ve seçilme’ hakkı için başlattıkları direniş hiç kolay olmadı…

Gözaltına alındılar, işkenceye uğradılar, öldürüldüler, açlık grevine girdiler, ölüm orucundayken zorla beslendiler…

Ancak mücadeleleri sonuç verdi; kadınlar İngiltere’de ise 2 Temmuz 1928’de seçme ve seçilme haklarını elde etti…

ALMANYA’DA 1919, SUUDİ ARABİSTAN’DA 2015

Diğer ülkelerde kadınların mücadelesi çok daha zorlu ve uzun oldu. 30 Kasım 1918'de çıkarılan yasayla seçme hakkı elde eden Alman kadınlar, 19 Ocak 1919'daki seçimlerde ilk kez oy kullandı. İsviçre'de ise kadınların seçimlere katılma hakkı 1971 yılında tanındı. Kadınlar seçme/seçilme hakkına Fransa'da 1944, İtalya'da 1945, Yunanistan'da 1952, Belçika'da 1960 ve İsviçre'de 1971 yılında kavuştu. Eşitlik için direksiyon başında eyleme başlayan Suudi Arabistanlı kadınlar ise ilk kez 2015 yılında sandık başına gitti. Ancak sadece yerel seçimlerde belediye meclisi üyeleri için oy  kullanabildiler.

İngiltere'de kadınlar tam yüz yıl önce seçimlere katılma hakkını kazandı. Ancak bu kazanım radikal bir mücadelenin ardından geldi.

TÜRKİYELİ KADINLAR 1934 YILINDA SANDIĞA GİTTİ

Türkiye’de ise kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını 3 Nisan 1930’da, Belediye Kanunu'nun kabul edilmesiyle tanındı. Milletvekili seçme ve seçilme hakkını ise 5 Aralık 1934 yılında elde etti. Bu hakkın kazanılmasının hemen ardından yapılan seçimlerde 18 kadın milletvekili Meclis’e girmeyi başardı.

5 Aralık, anayasa değişikliğiyle kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkı, Türkiye’de kadın hakları günü olarak kutlanıyor.

Kadın hakları alanında çalışmalarıyla bilinen Prof. Fatmagül Berktay’a 5 Aralık 1934’ün tarihsel planını sorduk.

Berktay, “1934-1935 yıllarında, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin gerisinde de çok önemli bir mücadele var. Hem dünyadaki kadın hareketinin birikimi söz konusu hem de Osmanlı dönemi ve erken Cumhuriyet dönemi kadınlarının mücadelesi söz konusu” cevabını veriyor. 

Günümüzde kadın mücadelesine de değinen Berktay “Ah ne güzel biz oy hakkını çok erken elde ettik diye böbürlenmek yerine, bugün neredeyiz? Ne yapmamız gerekiyor? Ona bakmamız lazım” diyor…

 ‘KADINLARA SEÇME SEÇİLME İLK KEZ TÜRKİYE’DE VERİLMEDİ’

Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkını Fransa ve İsviçre’den önce elde ettiğini fakat dünyada ilk olmadığını ifade eden Berktay şöyle devam ediyor; “19.yüz yılın sonunda Avusturalya’da Yeni Zelanda’da kadınlar seçme seçilme hakkı kazanmış durumdaydı. Batı’da ve Amerika’da da süfrajetlerin oy hakkı için mücadeleleri ve direnişleri var. Amerika ve İngiltere’de oy hakkının kazanılması, İngiltere’de Birinci Dünya Savaşı sonrasına denk gelir. Çünkü o zamana kadar kadınlar çocuklarla birlikte ergen konumdalar. Yani kadınlar yetişkin birey olarak görülmezler. Nitekim İngiltere Parlamentosu’nda kadınların oy hakkını savunan erkek parlamenterler, ‘işte bakın, kadınlar savaşta rüştlerini ispat ettiler. Olgunlaştılar onlara güvenebiliriz. Oy hakkına sahip olabilirler’ gibi açıklamalar yapmıştı. Bu mücadele her kıtada zor oldu. Ancak bu mücadele Türkiye’ye özgü değil. Türkiye’de Mustafa Kemal’in de hakkını vermek gerekir.”

‘HİÇBİR ŞEY KADINLARA TEPSİ İÇİNDE LÜTUF EDİLMEDİ’

Tarihsel olarak Osmanlı içerisinde kadınlara eğitim hakkı konusunda 19 YY’ın sonlarına doğru bir iyileşme başladığını belirten Berktay şöyle anlatıyor;

“İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde kadınlar önemli dernekler kuruyor. Dergiler, gazeteler çıkarıyor. Kadınlar hakları için önemli toplantılar düzenliyor. Kadınların hak sahibi olması sadece kadınlar açısından değil, ilerlemeci erkekler içinde çok önemli bir konu. Ancak esas atılım Cumhuriyetle birlikte oluyor. Şunu da unutmamak gerekli, ‘hiçbir şey kadınlara tepsi içinde lütuf olarak verilmedi.’ Şunu da unutmayalım, kazanılan haklar çok kolay kaybedilebilir.”

‘OY HAKKI YETMEZ EŞİ MİCADELE KOŞULLARI SAĞLANMALI’

2018 Haziran seçimlerinde Meclis'te 103 sandalye kadın vekillere verildi. AKP'nin 295 milletvekilinden 52'si, CHP'nin 146 milletvekilinden 18'i, HDP'nin 67 milletvekilinden 25'i, MHP'nin 49 milletvekilinden 5'i, İYİ Parti'nin 43 milletvekilinden 3'ü kadın. 33 kentin ise kadın milletvekili yok. 1 Kasım 2015 seçimlerinde 550 milletvekilinden 81'i kadındı, bu da oran olarak yüzde 14,7'e denk geliyordu.

Berktay’a göre kadınların siyasete atılması için ‘eşit mücadele koşulları’ sağlanmalı. Eşitliğin her alanda sağlanmasını gerektiğinin altını çizen Berktay’a göre, ‘şiddetle mücadelede de eşitlik algısının güçlendirilmesi’ gerekiyor. 

Berktay açıklamalarına şöyle devam ediyor;

“Türkiye’de Meclis’in ve siyasetin etkisinin çok azaldığı bir durum var. Genel olarak Cumhurbaşkanlığı sistemi zaten bunu getirdi. Meclis bunun yeni yeni farkına varıyor. Meclis’te hem kadınların sayısı az hem de kadın milletvekillerine baskı var. Aslında genel olarak bir baskı var. Önemli olan bunları aşmak ve oy hakkını elde etmek çok önemli bir adım. Onun arkasında eşit mücadele koşulları siyasette sağlamak durumundadır. Kadın erkek eşitliği genel olarak sağlanmadığı zaman siyasette de kadınların daha fazla yer alması mümkün değil. Aynı şey kadına yönelik şiddetin azalması açısından da geçerli. Siz istediğiniz kadar cebri tedbirler alın. Hatta idam cezası getirin- çok mamasız son derece geri bir talep- o ama onunda yine faydası yok. Kadınlar bu toplumda erkeklerin karşısında aşağı konumda göründükleri için, güçsüz oldukları için şiddet görüyorlar. Kadınları her alanda güçlendirdiğiniz zaman şiddet meselesini de daha kolay çözebilirsiniz.

 ‘ERKEKLER KADIN HAKLARINA DESTEK OLMALI’

Türkiye’de kadın hakları mücadelesinde ve kadın haklarının geriye götürülmesi çabasına karşı erkeklerin de duyarlı olması gerektiğini vurgu yapan Berktay, “bunun demokrasi meselesiyle olan bağlantısının anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan Türkiye’de bence kadınlar önemli bir mücadele yürütüyor. Örneğin bu nafaka hakkının sınırlandırılması konusunda ki yasa tasarısına karşı, biliyorsun bir dilekçe kampanyası yapılmıştı. Birkaç gün içince on binlerce kadın imza verdi. Aynı dilekçe erkeklerin de imzasına açıldı. Yanlış hatırlamıyorsam bin imza bile toplanamadı. Buna kadın meselesi olarak bakıyorlar. Dolayısıyla yasa tasarını gündeme getirenler bayağı kendi açılarında akılca bir şey yapıp destekleyecek erkekleri de bölmeye çalışıyorlar. Çünkü kamuoyunda sanki nafaka hakkı sınırsızmış gibi, kadınlar sınırsız süreli nafaka alıyormuş gibi bir izlenim var.” diyor.

ETİKETLER


Editörün Seçimi