'Çılgına dönen' İtalyan Belediye Başkanı İtalya’nın son durumunu anlattı

Instagram hesabından İtalyan halkına seslenişi kısa zamanda tüm dünyada yankı bulan Delia Belediye Başkanı Gianfilippo Bancheri, viral olan videoyu, İtalya’nın son durumunu ve Türkiye’deki Kovid-19’u anlattı.

Şu ana kadar en fazla can kaybı İtalya’da yaşandı. Çünkü İtalyanlar Kovid-19’u başta hafife aldılar ve bulaşıcılık hız kazandı. Durumla başa çıkamaz hale gelen siyasetçiler de, halka karşı öfkelerini sosyal medya hesaplarından gösterdiler.Öyle ki, kızgınlıktan adeta çılgına döndüler. Onların başını Delia Belediye Başkanı Gianfilippo Bancheri çekti. Instagram hesabından İtalyan halkına seslenişi kısa zamanda tüm dünyada yankı buldu.

Independent Türkçe'den Benan Kepsutlu da Bancheri ile viral olan videoyu, İtalya’nın son durumunu ve Türkiye’deki Kovid-19’u konuştu.

Kepsutlu'nun Bancheri'yle yaptığı söyleşi şu şekilde:

- İyi günler Sayın Bancheri. Bu röportaj için çok teşekkür ediyorum sizlere. Durumun ve sizin daha iyi olduğunuzu umuyorum. Şununla başlayalım; İtalyan halkına yaptığınız uyarı, Türkiye'de de çok konuşuldu. O zaman çok sinirliydiniz. Haklıydınız da. Hala sinirli misiniz? İtalya’daki son durum nasıl?

Merhaba, beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Evet o videoda çok kızgındım çünkü İtalyanların bir kısmı ne Belediye Başkanı’nı ne hükümeti dinliyordu. Bu küçük grubun hatası, evinde kalan diğer insanları, doktorları, eczacıları, polisleri, bizler gibi siyasetçiler de dahil olmak üzere herkesi, zorunluluklarını yerine getirenlerin hayatını riske sokuyor olması.

Video çok sert bir video oldu ve ses getirdi, çünkü gönlümden geçenleri söyledim ve söylediğim her şey gerçekti.

Şu an İtalya daha iyi bir durumda, çünkü dışarı çıkan insan sayısı 10-15 gün öncesine kıyasla çok çok çok daha az. Bu sebeple virüsün bulaşıcılığı azalmaya başladı.

Ne kadar çok evde kalınırsa, bulaşıcılık o kadar az mümkün oluyor ve daha çok kişi güvende kalarak korunuyor. Fakat şu an asla pes etmemek gerek aksi takdirde her şey baştan başlar.

- Yani İtalya’da öncekine kıyasla durumun şu anda daha iyi olduğunu söylüyorsunuz.

Evet, virusün eğrisi hep yukarı çıkıyordu. Şimdi düşüşe geçmeye başladı, artık artışta değil. Bu yüzden dikkatli olunmalı ve insanların evde kalması sağlanmalı.

- Peki “Her şey düzelecek” yazılı pankartlara inanmıyor musunuz?

Her şey çok güzel olacak, her şey yoluna girecek ancak biz doğru davranışlar sergilersek her şey çok güzel olur.

Eğer biz doğru davranmaz ve bize söylenenleri uygulamazsak, her şey çok güzel değil, aksine çok kötü olur.

Bu yüzden her şeyin yolunda gitmesi için bizlerin en doğru şekilde davranıyor olması gerekiyor. Kendi kendine, hiçbir şey iyi olmayacaktır.

- Koronavirüs için belediye olarak ne kadar bütçe ayırdınız?

Bizim bölgemiz çok küçük. 15-20 bin euro, sadece yemek alacak parası olmayan vatandaşların yemek ihtiyacı için ayırdık.

Ben belediye başkanı olarak kendi paramı da zorluk yaşayan, evde oldukları için yemek alamayan ailelere bağışladım.

Aynı zamanda devlet, elektrik, su, gaz faturalarının vergilerini düşürmek üzerinde çalışıyor. Biz bu süreçte maske ve ihtiyacı olan herkese yiyecek desteği veriyoruz.

- Siz gerçekten belediye başkanı olarak parti ya da piknik yapanları uyarmaya bizzat gittiniz mi? Size bunu soruyorum çünkü maalesef Türkiye’de de durum çok benziyor, hatta aynı.

Evet evet, bizzat ben gittim. 15 Mart Pazar günüydü. Tek başıma insanların yanına gittim. Haklısınız, Türkiye’de ve tüm dünyada durum böyle.

İnsanların üstüne gitmezsen, kimse başına ne geleceğini düşünmüyor. Kendilerine hiç bir şey olmaz sanıyorlar. Oysa ki öyle değil. Çünkü burada, İtalya’da günde bin kişi ölüyor. Günde bin kişi. Çok çok ciddi bir durum.

- Türkiye’de de durum kötü.

Bu yüzden bu işin şakası yok, kesinlikle dikkatli dikkatli ve dikkatli olunmalı.

- Eve kuaför çağıranlara da kızdınız. Bir konu daha vardı…

Köpeklerini dışarı çıkaranlar… Şu an her şey durdu. Benim videomdan sonra birçok diğer belediye başkanı da video çektiler ve hükümet bu tarz şeyleri sonlandırdı.

Yürüyüşler bitti, koşular bitti. Şu durumda çok daha önemli şeyler söz konusu. Bu, hayatta kalma mücadelesi.

- Bir başka soru daha sormak istiyorum. İtalya'da sağlık çalışanları nasıl çalışıyor? Hastaneler nasıl? Tamam, fotoğraflarını görüyoruz, videolardan izliyoruz ama ben durumu sizden duymak istiyorum.

Burada da tabii ki tıbbi problemler mevcut çünkü İtalya buna hazır değildi, tıpkı tüm dünya gibi. Böylesine acil bir duruma hazırlıklı değildik.

Bu yüzden maske eksik, DP eksik, kablolar, solunum aletleri eksikti. Malzemeler yavaş yavaş ulaşmaya başladı çünkü yeni baştan üretiliyor.

Şunu da düşünün, önceden İtalya’da 1 milyon maske üretilirken, şu an 60 milyon maske gerekiyor. Bu yüzden bütün şirketler şu an hızlıca maske üretiyorlar.

Polisler ve zabıtalar da çok yoğunlar. Hatta bir kısmı hastalandı bile. Onlar için de gerekli malzemeler yavaş yavaş geliyor. 10 gün içinde elimizde olacak ama 1,5 aydır bekliyoruz.

- Bu soruyu sordum çünkü İtalya da NATO ülkesi. Ancak şu an durumlar farklı. Bu nedenle sormak istedim.

İtalya NATO’nun bir parçası tabii ki, ancak şu durumda her devlet kendini düşünmek zorunda. Önce kendi vatandaşını ve kendi sağlık sistemini.

Organize olmaya çalışsa da, söylediğim gibi biraz zaman kaybettik, çünkü hazırlıklı değildik. Her yerde çok da önemli olmayan bir durum gibi algılandı. Ne kadar önemli olduğu sonradan anlaşıldı.

Bu yüzden diğer ülkelerin İtalya’yı, Çin’i görüp zaman kaybetmemesi gerekiyor. Bulaşıcılığın her aşamasını engellemek ve nüfusun çoğunluğunun hastalanmasını önlemek adına, yapılması gerekenleri pratiğe geçirmeleri gerekiyor.

- Peki İtalya’da ve dünyada koronavirüsün ne zaman bitebileceğini düşünüyorsunuz?

Çok zor, söylemesi çok zor. Dünya Sağlık Örgütü de henüz öngöremiyor. Bir ay, bir buçuk ay diye ümit ediliyor.

Yani 40-45 gün sonrasında yavaş yavaş hayata dönülebilir, ama her şey aynı anda değil, azar azar. Çünkü yaşam şeklimiz mecburen değişmeli.

Ne zaman ki virüs yavaşlayacak bilmiyoruz. Her şeye eskisi gibi bir anda devam edemeyiz, yavaş yavaş. Yavaş yavaş tekrar başlıyor olacak. Zamanla hızlanıp, tempo yine artacak.

- Yani beklemek zorundayız.

Beklemeliyiz, evet.

- İtalya aynı zamanda modasıyla, sanatıyla ünlü bir ülke. İtalyanları balkonlarda şarkı söylerken de görüyoruz. Bu süreçte halkın pozitif olmasına yardımcı oluyor mu?

İtalyan insanları çok sıcak kanlıdırlar. İnsanlar gruplaşırlar. Canlı bir toplumdur. Balkonlarda çalıp oynamak, kendilerini yaşıyor hissetmenin bir yolu. Kendi kimliklerini hissetmelerinin bir yolu.

Bu bir kültür. Fakat bu kültür, evde kalındığı sürece kabul edilebilir. Gerek şarkı söylemek, gerek dans etmek kabul edilebilir ama dışarı çıkmadan.

Çünkü çıkarsak, dans etmenin, şarkı söylemenin bir anlamı yok. Bir işe yaramaz.

- Peki, biz Türklere siz neler tavsiye ediyorsunuz?

Bana bir çok Türk Instagram ve Facebook’tan mesajlar gönderdi. Çok fazla mesaj geldi.. Herkese selamlar. Sizin röportaj teklifinizi kabul ettim çünkü hepimiz insanız ve hepimiz aynıyız ve hepimiz beraberiz.

Türk toplumuna devletini dinlemesini, başkalarının tavsiyelerine uymalarını öneriyorum. Eğer birlik ve bütünlük oluşturursak, hep beraber bu durumdan çıkabiliriz.

Eğer başımıza buyruk hareket edersek, her şeyi kaybederiz. Oysa ki hep beraber kazanmalıyız. Hepimiz bir millet, bir dünyayız.

- Peki. Başka bir şey eklemek istiyor musunuz?

Özellikle gençler için söylemek istiyorum. Tecrübesiz ve daha genç olanlar için. Büyüklerinizi dinleyin. Sizden daha tecrübelileri dinleyin.

Eğlence için de zamanımız olacak. Sevgili olacağınız zaman da olacak, birbirinizi sevecek zaman da olacak ama sonra.

Şu an sadece evde kalınmalı ve acı çekilmeli. Evet anlıyoruz ki zor, cidden zor. Ama herkes üzerine düşeni yapmalı.

- Çok teşekkürler. Her şeyin daha iyi olacağını umuyoruz.

Ben de umuyorum. İleride her şeyin güzel gittiğini anlamak adına görüşmek dileğiyle. Size de teşekkür ederim.

ETİKETLER

Editörün Seçimi