Kemal Yükselen, yaptığı açıklamada, bu süreçte asla kopamadığı spordan uzak kalmamak için çözümler ürettiğini belirtti. Yaşına rağmen fit görüntüsüyle gençlere taş çıkartan Yükselen, 80 yaşında olduğunu ve hiçbir sağlık probleminin bulunmadığını anlattı.

Yükselen şöyle konuştu:

"Salgın öncesi haftanın 6 günü spor salonundaydım. Koronavirüsten dolayı benim yaşıma dışarı çıkma kısıtlaması olunca, apartmanımızda bulunan kapıcı dairesini spor salonu yaptım. Tamamen evde kalıyoruz. Dışarı çıkamıyorum. Bahçemde yürüyüş yapıyorum. Kondisyon aletlerim var. Şimdi buradaki 120-150 kilo ağırlıklarla çalışıyorum. Barfiks yapabiliyorum. Vücut çalışmak ve sağlıklı kalmak için yeterli bir salon"

Evde çok sıkıldığını ama günün önemli bölümünde spor yaptığını söyleyen Yükselen, "Bahçemde çiçeklerle ilgilendikten sonra salonuma gelip spor yapıyorum. Salonların açılmasını bekliyorum. Çalıştırdığım arkadaşlar var orada. Gençler benim deneyimlerimden yararlanmak istiyor. Ben spora başlarken salon yoktu, Amerikan dergilerini alıp, oralardan hareketler öğreniyordum. Betondan kendim aletler bile yaptım. Sokağa çıkma kısıtlamasında iki ay geçti. Her ne kadar evimde salon oluştursam da yeterli olmuyor. Koşu ve yürüyüş yapamıyorsun. Dolayısıyla spor yapmama rağmen 2-3 kilo da aldım ama kas kaybı yaşamadım." ifadelerini kullandı.

Kemal Yükselen, spora başladığı zaman ağırlık çalışmak için imkanların kısıtlı olduğunu anlatarak, kendi yönetemleriyle antrenman yaptığını dile getirdi.

Spor yapmak istedikten sonra imkan bulunabileceğini vurgulayan 80 yaşındaki sporcu, "TCDD'nin raylarında trenin fren balatasını buldum. Atılmıştı sanırım. Bunu aldım, dambıl yapmak için. Yaklaşık 12.5 kilo ağırlığı var. Bu salondaki aletlerim olmasaydı, 5 kiloluk, 10 kiloluk su bidonlarını kullanırdım. Spor yapmak istedikten sonra her şey mümkün." açıklamasında bulundu.

Beton dökerek kendine ağırlıklar yaptığını belirten Yükselen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İkinci Dünya Savaşı'nın olduğu bir dönemde doğdum. Yokluk dönemiydi o zaman. Ankara'da Mamak'ta oturuyorduk ve bağımız vardı. Annem üzümden pekmez yapıyordu, bana tenekelerce pekmez yedirmiş. Spora 14 yaşında başladım. O dönem Ankara'da da spor salonu yoktu. Betonlardan ağırlık dökerek halter yaptım. O ağırlıklarla çalıştım. Sonra 1958 yılında bir arkadaşım İtalyan bir adamın salon açtığını söyledi. Adam beni gördü, vücut yapımı beğendi. O dönem başladım ve 65 yıldır spora devam ediyorum. Yarışmalara girip dereceler aldım. Hala yarışmalara giriyorum."

ETİKETLER

Editörün Seçimi