Ali Koç Türk lirası ile ilk golünü attı

Son yılların en kırılgan dönemini yaşadı Fenerbahçe camiası. Hatta, sportif açıdan bağışıklık sistemi çökmüş ve hastalığa yatkın bir bünye ile oynadı tüm maçlarını.

Öyle ki futboldaki başarısızlık ve güvensizlik, bu yıl kudretli basketbol takımına bile sıçradı.

Avrupa basketbolunun en dominant takımlarından olan Obradoviç’in Fenerbahçe’si, bu yıl öyle maçlar oynadı ki, kulübün karakteri haline gelen bu kırılganlık, o domiant takıma bile sirayet etti.

Göreve geldiği zaman herkesin heyecanı olan Ali Koç, futbol takımı ile şampiyonluk için çok istekliydi; fakat şampiyonluk bir yana ilk 5’e bile girmekte zorlandı.

1 sportif direktör, 4 teknik adam, 30 transfer ile 40 milyon euro kadar para harcarken, tek düşündüğü taraftara istediği şampiyonluğu bir an önce vermekti, fakat olmadı.

Bu başarısızlıklara rağmen Fenerbahçe yönetimi yeni sezon öncesi, son yılların en iyi hücum oyununu oynayarak, ilk gölünü attı.

Göreve geldiği günden beri tartışılan, eleştirilen Ali Koç, en az şampiyonluk kadar büyük bir başarı yaşattı Fenerbahçe’ye.

Belki de hiçbir şampiyonluk ve başarı, Fenerbahçe’yi bu kadar ileriye taşıyamazdı.

Fenerbahçe kur tehdidini ortadan kaldırdı

Döviz cinsi borçlarını Türk lirasına çevirdi Fenerbahçe yönetimi. Geleceğini kurtarmak adına en büyük adımını; golünü de atmış oldu.

Fenerbahçe bu yöntemle; borçlarının 62,7 milyon dolarını, kur fiyatı 6,94 TL’den; 108,2 milyon eurosunu kur fiyatı 7,23 TL’den Türk lirasına çevirerek, açık döviz hesaplarını 58 milyon dolara kadar düşürdü.

Bu adımla Fenerbahçe toplamda 166 milyon euro borcunu 1,215 milyar TL’ye çevirerek, mali yapısına zarar veren kur tehdidini ortadan kaldırdı.

Bu hamlenin bir yıl önce yapılması bile 150 milyon TL’den fazla katkı yapacaktı bütçeye.

Yapılan bu işlemin ne kadar değerli olduğu ve finansal özgürlük için nasıl bir etki yaratacağı, önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacak.

Yine geçen yılın 9 aylık bilançosunda 102 milyon TL zarar açıklayan Fenerbahçe, bu yıl aynı dönemde 36 milyon TL zarar açıklayarak, mali yapısını düzeltmek için karanlık tünelleri aşmaya başladığını da göstermiş oluyor.

Batık mali yapısını düzeltmek için en büyük maçını oynayan Fenerbahçe, Türk lirasına dönerek, mağlup durumda olduğu maçı kazanma ve hatta şampiyonluk ihtimalini de yakaladı.

Ali Koç başkanlığında bugün atılan bu adım, yıllar sonra kulübün geleceğinin kurtulduğu dönemin başlangıcı olarak hatırlanacak.

Şimdi artık çıkmaz sokaktan çıktı ve yeni bir yol yaptı kendine Fenerbahçe.

Türkiye’nin kazandırmayan rekabeti ve pahalı şampiyonluklarından daha değerli bir şampiyonluk olacak.

Tüm kulüplerin borçlu olduğu ve döviz kurlarının sürekli tehdit altında olduğu bir futbol ikliminde, her kulübün yapması gereken bir hamle bu.

Süper Lig’in değeri 536 milyon euroya düşebilir

Futbolun kötü yönetildiği ve herkesi kendi çukuruna çektiği bu borçlu yapıda, salgın ile sponsorların azalması, yayıncı kuruluşun çekilmesi ve seyirci gelirlerinin azalması ile bundan sonra yeni bir dönem başlıyor artık.

Kulüpler; taraftarlara ve sponsorlara, üretimin daha fazla olduğu ve romantik futbolun daha çok öne çıkacağı bir gelecek sunmak zorunda artık.

Görüldü ki kavga ile kaos kaybettirdi ve borç yarattı.

Ayrıca salgınla beraber Süper Lig’in değeri yüzde 21 civarında azalarak, 687 milyon eurodan 536 milyon euroya düşecek.

Salgın, Manchester City ve Paris Saint-Germain gibi para ile futbolun ruhunu bozanların da kaybettiğini gösterdi.

Bu yüzden oyun artık güzel olarak oynanmak ve gençlere umut olmak zorunda.

Yüksek maaşlı transferler dönemi, sadece geçmişi ile yüksek maaş alma dönemi de bitmek zorunda.

Yayıncı kuruluş ve sponsorlar çekilecek, çünkü bu futbol sistemi para da etmiyor.

Artık kendi hikayesini yaratanlar ve üretenler kazanacak.

Şimdi artık kendi öz kaynaklarına dönen, futbolda üretime yönelen ve mali yapısında devrim yapanların zamanı.

Mali özgürlüğü için en büyük maçına çıkan Fenerbahçe, Ali Koç’un kalemi ile kendi hikayesini yazmaya başladı bile.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi