Annamaz, annamaz, ama onun dediğu dediktur!

Karadenizli balıkçılar aralarında geyik yapıyor.

Biri bir soru atıyor ortaya, “Hamsinin cinsiyetini nasıl anlarsın, dişi mi, erkek mi?”

Her kafadan bir ses.

Biri “Tuzlu suya atarsın, dik durursa erkektir”.

Bir başkası: “Ilık suda sağdan sola doğru hareket ederse…”

Daha bir başkası: “Kuyruğunun ucu çatallı ise…” filan.

Temel orda sessiz sedasız oturuyor. Ona soruyorlar: “Ha sen nası annarsın Temel?”

“Ben paşaya sorayrum”

“Hoppalaa… Yahu paşa ne anlar baluktan?

“Ben de bilirum. Annamaz, annamaz ama onun dediğu dediktur”

 

Bu fıkrayı 12 Eylül döneminde Cumhuriyet’teki köşesinde yazan Mehmet Kemal’in başına gelmedik kalmamış, gazete kapatılmaktan zor kurtulmuştu. Bugün olsa kurtulabilir mi? Hiç sanmam.  

Atasözü: Balık Baştan kokar. Bakalım Baş-kan neler buyurup duruyor iki haftadır?

Bu hafta 15 Mayıs’ta:

PKK'lıların Van'da yaptığı eylem ile, CHP'lilerin Adana'da yaptığı saldırı, farklı araçlarla da olsa aynı gayeye yöneliktir. Siyasette kurdukları ittifakı sahada mazlumlara saldırmak üzere genişletenlerin hesabını milletimiz sandıkta görecektir…

Milletimizin eli yakalarından eksik olmayacaktır… Her türlü kepazeliği sergileyip üzerini demokrasi kılıfıyla örtmeye çalışanlar için yolun sonu görünmüştür…

Türkiye önümüzdeki dönemde sadece salgını yenmekle ve 2023 hedeflerine ulaşmakla kalmayacak, aynı zamanda bu hastalıklı siyasetin temsilcilerinden de kurtulacaktır.

19 Mayıs’ta gençliğe veciz hitabesinde:

“Vatandaşların inancına hakaret edenlerin, milletin sinir uçlarıyla oynayarak ne yapmaya çalıştıklarının gayet iyi farkındayız. Bölücü teröre boyun eğmediğimiz gibi, sokak terörüne de asla müsaade etmeyeceğiz. Hukuk, demokrasi ve özgürlükleri güçlendirirken, siyasete şiddet bulaştırmaya çalışan şehir eşkıyalarına asla göz yummayacağız. Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, ebedi ve ezeli kardeşliğine kast edenler hak ettikleri cevabı hukuk içinde muhakkak alacaklardır.”

Söyledikleri hep birbirinin aynı.

Nerede ve hangi vesile ile ağzını açarsa açsın, ne yapıp edip sözü muhalefete getirip aynı şeyleri geveliyor. Milletin bu beladan kurtulması yakınmış, tünelin ucu görünmüş, inşallah çifte bayram olacakmış.

 Eskiden, CHP’nin tam siper olacağından emin, hep HDP’ye saldırırdı.

Yerel seçimde büyük şehirleri kaybettikten sonra, hele hele İstanbul’da “Seçime hile karıştı” diye tekrarlatıp çok daha ağır bir hezimete uğradıktan sonra CHP’den de korkusu büyüdü.

AKP’li olmayan belediyeleri parasız ve iş göremez hale getirmek için yapmadığını bırakmıyor.

Üstelik -herhalde birileri uyarmış- araya “hukuk, sandık” filan gibi sözcükler de ekliyor. Ama konuşmanın başından sonuna kadar saldırgan, kutuplaştırıcı ve nefret söylemi taşıyan üslubunun içinde bu sözcükler de havada kalıyor, hiç yakışmıyorlar zorla içine sokuşturuldukları cümlelerin nefret saçan bütününe.

Tepkilere bakıyorum, çoğu olaylara ve ayrıntılara yönelik. Oysa ben bambaşka ve net bir tehdidi görüyor ve herkesi uyarmak istiyorum:

Aslında yaptığı klasik kamuoyu yoklama taktiği. Önce bir dene, tepkileri ölç, tamamsa yallah!.. Nerdeyse apaçık söylüyor artık: Darbe geliyoooor…

Bu darbe, kendisine karşı yapılacağını söyleyerek yandaşlarını Sevda Noyan misali tam teçhizatlı olarak dipdiri ve alesta tutmaya çalıştığı cinsinden bir çakma darbe değil. Muhalefetin tümünün tamamen ezileceği, en azından artık kımıldayamaz hale -belki de güncel deyimiyle- “etkisiz hale” getirileceği bir saray darbesi.

Yapar mı, yapabilir mi?

Keşke “imkansız” diyebilsem.

Nasıl mı yapar?

Önce Putin’le sıkı bir pazarlık, -vereceği ne kaldıysa vererek- “danışıklı dövüş” konusunda anlaşır ve savaşı tırmandırır.

Zaten Suriye ve Irak’tan gelen tehditleri geveleyip duruyor her konuşmasında. Hem de muhalefete yönelttiği tehditlerin hemen ardından.

Ondan sonra da gelsin OHAL.

Hem “Savaş koşullarında seçim mi olurmuş?”…

Dilerim bunlar benim kuruntumdan ibarettir, böyle bir şey olmaz, ya da başaramaz, vaz geçer.

Ama olmayacağının bir güvencesi var mı?

**************

Herkes aynı şeyi söylüyor. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.

Nasıl olacak peki?

Corona sonrası Türkiye’de bizi neler bekliyor?

İpuçları bugünden ortada, buyrun bu haftadan bir demet haber:

* Kayyımlar eliyle belediyelere kıyım

Iğdır, Siirt, Kurtalan, Baykan ve Altınova’daki HDP'li belediyelere de kayyım atandı, eşbaşkanlar gözaltına alındı bazıları tutuklandı. Böylece HDP’nin seçilmiş 65 belediyesinden 51'ine (yani %78,5’ine) el konmuş oldu.

* Sıra kadın örgütlerinde

22 Mayıs sabaha karşı saat 4 civarı yapılan eş zamanlı ev baskınlarında, aralarında HDP MYK Üyesi Özlem Gündüz, eski DBP Eş Genel Başkanları Mehmet Arslan ve Gülcihan Şimşek ve Batman eski Milletvekili Ayla Akat Ata'nın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Diyarbakır’da Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya ve TJA aktivisti Gülcihan Şimşek, Urfa’nın Karaköprü ilçesinde Rosa Kadın Derneği Kurucu üyesi Narin Gezgör  de gözaltında.

*  Corona etkisiyle ekonomi yavaşlıyor

Ama devletin topladığı vergi miktarı artmıyor. Hükümet ise çözümü ithal mallara ek gümrük vergileri getirmekte arıyor. Yeni Cumhurbaşkanlığı kararına göre inşaat sektöründe kullanılan bazı ürünler, bazı demir-çelik ürünleri, otomotiv sanayide kullanılan yedek parçaları da kapsayan 800'den fazla ürüne ek gümrük vergisi getirildi.

* Tütün yerine duman duman vergi içiliyor…

Bu sözler bana ait değil. Başkent Üniversitesinden Dr. Ozan Bingöl'ün yaptığı hesaplamaya göre, liradan sıfır atılan 2006 yılından bu yana sigaradan kesilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) 325,7 milyar liraya ulaştı. Son düzenlemeyle bir paket sigaranın 17 dalı vergi, geri kalan 3 dalı ise ürünün kendi fiyatı. Tütün yerine duman duman vergi içiliyor…

* TÜİK Bşk. Yrd. Görevden alındı

Enflasyon oranı türünden ekonomik verileri yayınlayan TÜİK’in Bşk. Yrd. Musa Yılmaz görevden alındı. Bu ilk değil, daha önceki Bşk. Yrd. Enver Taştı’da açıklanan enflasyon verileri nedeniyle görevden alınmıştı.

Haftaya daha aydınlık ve umut verici haberler verebilmek umuduyla.

Umut, fakirin ekmeği. Ye Mehmet, ye…

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi