Beşiktaş ibra edildikçe battı

Hafta sonu yapılan Beşiktaş Divan Kurulu toplantısında Türk futbolunun acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serildi.

Beşiktaş spor kulübü başkanı Ahmet Nur Çebi, 'Elektrik parasını ödemek için bile para yok' dediğinde, kulübün artık hareket edemeyecek durumda olduğu anlaşılıyordu.

Beşiktaş’ın bu durumu aslında Türk futbolunun da içinde bulunduğu borç batağını kısa yoldan anlatıyor.

Sürekli dört büyüklerin borcu konuşulsa da Kayserispor, Bursaspor, Eskişehirspor, Gaziantepspor, Ankaragücü, Karşıyaka, Mersin İdman Yurdu ve daha birçok Anadolu kulübü borç içinde.

Türk futbol sistemi çalışmıyor ve daha da kötüsü iflas etmiş durumda.

Kulüpleri iflasa götüren yönetimler ve başkanlar, sadece ceketlerini alıp giderken, arkalarında kalan enkazın faturası onlara kesilmemiş.

Borçlar artıyor denetim kurulları bakıyor

Beşiktaş kulübünde başkanlık görevini bırakan Fikret Orman’ın göreve başladığı 2012 yılında net borcu 490 milyon TL ve takım değeri 101 milyon euro olan Beşiktaş’ın, Fikret Orman’nın görevinden ayrıldığı 2019 yılında net borcu 2.4 milyar TL takım değeri ise 84 milyon euro.

Görevde bulunduğu 7.5 yılda stat yapan ve Beşiktaş’ı 2 defa şampiyon yapan Fikret Orman, arkasında felç olmuş bir kulüp bıraktı.

Fakat kulübün adım adım iflasa gidişinde, mali genel kurullarda yönetimi ibra eden kulüp üyeleri de Fikret Orman kadar sorumlu bu borçtan.

Bununla beraber, bugüne kadar spor kulüplerinde denetleme kurullarının, kulüp yönetimlerinin kulübü zarara uğrattığı yönünde bir işlem yapmaması da denetleme kurullarının bu borçlarda payı olduğunu gösteriyor.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un göreve geldiğinde kulübün borcunun tahminimizden daha fazla açıklaması da diğer kulüplerin benzer süreçleri yaşadığını gösteriyor.

Son 5 yılda kulüplere 920 milyon euroya yakın para dağıtan süper ligde bu paraların nereye nasıl harcandığı ve nasıl yönetildiği bir soru işareti.

Gelir artışı TFF'nin tarafsızlığından geçiyor

Sahada hakem hataları masada da kulüp ve TFF yönetimlerinin hatası Türk futbolunu komaya sokuyor.

Siyasetin, federasyon başkanları ve yönetimlerini belirlemede etkin olduğu bu sistemin denetimsiz olması da Türk futboluna hareketsiz kılıyor.

Bozuk mali yapının yanında sportif açıdan gelişim göstermeyen futbolun, adil ve tarafsız yönetilmediği algısıda gelir yaratılmasına engel oluyor.

Trabzonspor’lu Alexander Sörloth’ın, yazılı kurala göre alması gereken cezanın yerine tahkim kurulundan 1 maç ceza alması, tartışmalı kararlara bir yenisini ekledi.

Kurulların sürekli tartışılır hale gelmesi ve sahada hakemlerin kuralları maça göre uygulaması, aslında orta vadede tüm kulüplerin gelirlerinin azalmasına sebep olacak.

Adil olmayan bir lig; seyircinin futboldan uzaklaşması, sponsorların kaos futbol ortamında yatırımlarını azaltması, yayın gelirlerinin düşmesi, taraftarların kendi içine kapanmasına sağlayacak. Seyirci ortalaması

14 bin olan Türkiye Süper Ligi, Avrupa’nın en düşük seyirci ortalamasına sahip. Ligin kalitesi ve tarafsızlık algısı düştükçe, kaçınılmaz olarak seyirci sayısı da azalacak.

Beşiktaş’ın elektrik parasını ödemeyecek duruma gelmesi, Fenerbahçe’nin şampiyon olsa da Avrupa’ya gidemeyecek durumda olması, Trabzonspor’un sene başında Avrupa’ya gidebilmesi için devlet desteğini alması ve Galatasaray’ın futbolcusuna lisan çıkartmak için vergi borcunu güç bir şekilde ödeyebilmesi, futbol sisteminin komada olduğunu gösteriyor.

Aynı yüzler, aynı kurullar, aynı sorunlar, aynı tartışmalar ile farklı sonuç alınamadığı ortada.

Bu yüzden Türk futbolu artık mevcut sistemde çözümler aramak yerine, yeni yüzlerle sıfırdan bir sistem kurarak yoluna devam etmek zorunda.

ETİKETLER

Editörün Seçimi