Bir ömre kaç takım sığar?

Fotoğraf: East News

4 Temmuz 1954’te İsviçre’de Bern Mucizesi adı verilen maçın sonunda, Almanya 1949’dan beri oynadığı son 41 maçta sadece bir kez yenilen Macaristan’ı 2-0 mağlubiyetten gelerek 3-2 yendi ve büyük savaştan sonra Avrupa’da ilk kez düzenlenen dünya kupasının sahibi oldu. 

Bu tarihten itibaren 2. Dünya Savaşı’nın en büyük yıkımını yaşayan Almanya kısa zamanda futbol tarihinde söz sahibi olmaya başladı. 

Çok çalışma, sabır ve disiplinin temel oluşturduğu bir futbol mantalitesini yıllar boyu yetiştirdikleri teknik adamlarla ihraç ettiler.

1954’te Alman Milli Takımının başında olan ve futbolun ordinaryüsü olarak kabul edilen Sepp Herberger’in yetiştirdiği futbolcu ve teknik direktörler dünyada büyük saygı uyandıran Alman ekolünün ilk temsilcileriydi. 

Sepp Herberger’den eğitim alan ve Alman Milli Takımının Dünya Kupasını kazanmasından bir sene sonra 1955’te teknik direktör olarak çalışmaya başlayan Rudi Gutendorf da o temsilcilerden birisiydi. 

Gutendorf’u diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise elde ettiği başarılar değil, dünyanın farklı yerlerinde sayısız kulüp çalıştıran bir futbol misyoneri olmasıydı.

Rudi Gutendorf (arkada) / Fotoğraf: Süeddeutsche Zeitung

Rudi Gutendorf (arkada) / Fotoğraf: Süeddeutsche Zeitung

Rudi’nin pek hatırlanmayan ve kısa süren futbolculuk kariyeri 2. Dünya Savaşı’nın sonuna denk gelmişti. 

1926’da doğduğu şehir Koblenz’de süren 9 senelik futbolculuk kariyeri bittiğinde bir teknik direktör olarak hayatını sürdürmeye karar verdi. 

Koblenz, Rhine ve Moselle nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş küçük bir kentti. 2. Dünya Savaşı’nda kentin büyük kısmı yıkılmıştı. 

Ailesi, yeniden ayağa kalkmaya çalışan ülkede Rudi’nin iyi bir işinin olmasını istiyordu. 

Annesi belediyede temizlikçi olarak çalışmasının bile daha iyi olacağını düşünüyordu. Fakat o teknik direktörlük yapmaya kararlıydı. 

Rudi Almanya’nın ekonomik olarak kendisine ideal olanı sunmayacağını biliyordu. Bu yüzden tüberküloz tedavisi gördüğü ve Almancasını kullanabileceği İsviçre’de şansını denemek istedi.

Rudi Gutendorf Luzern.jpeg

Fotoğraf: PD - Luzerner Zeitung

Dünya kupasının getirdiği popülarite sayesinde Rudi de futbolla ilgili iş imkanları bulabileceğini inanıyordu. Çok geçmeden bir gazete ilanında Blue Stars Zurich için oyuncu-antrenör arandığını gördü.

Başvurusu olumlu sonuçlanınca cüzi bir ücretle burada profesyonel teknik direktörlük macerasına başlamış oldu. Birkaç ay sonra ise 5 sezon çalıştıracağı Luzern’e geçti. Burada şartlar daha iyiydi.

Rudi futbolun içindeydi ve dingin bir hayatı vardı. Luzern’i 1957’de İsviçre Birinci Ligi’ne çıkardı. Sonraki üç sezonda sıradan bir orta sıra takımına dönüşen Luzern ile yolları 1961’de ayrıldı.

Rudi Gutendorf 1.jpg

Fotoğraf: Imago Images - Spiegel

O yıl Rudi Gutendorf futbol misyonerliğinin ilk deneyimi olan teklifle karşılaştı. Soğuk savaş döneminde Afrika ülkeleri üzerinde etki bırakmak isteyen doğu ve batı bloku devletleri o dönem kalkınma fonları aracılığıyla Afrika’ya teknik direktör gönderiyordu. 

Batı Almanya da Tunus Devlet Başkanı Habib Bourgiba’yı etkilemek için parasını ödeyerek Rudi Gutendorf’u Tunus’a yollamayı teklif etti. 

Bir toplantıda başbakan Konrad Adenauer ile bir araya gelen Rudi Gutendorf, Adenauer’ın kendisine “Bunu yapmalısın Rudi, yapmazsan Sovyetler yapar” dediğini söylemişti. 

Şansölye Adenauer’ın desteğiyle Tunus’daki Monastir takımının başına geçen Rudi burada 8 sene çalıştıktan sonra ülkesi Almanya’ya döndü ve ikişer sezon süren Dusiburg ve Stuttgart maceralarının ardından 1968’de futbolun yeni yeni öğrenildiği Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. 

Henüz kurulan St. Louis Stars’da bir süre çalışan Rudi aynı yıl hayatındaki ilk Milli Takım deneyimini Atlantik’teki küçük bir ada olan Bermuda ile yaşadı.

Rudi Gutendorf 3.jpg

Fotoğraf: Imago Images - Spiegel

Rudi gezmeyi sevmişti. Kısa süreli küçük deneyimler ve yeni meydan okumaların yanı sıra, futbolu yeni öğrenen ülkelerde başarılar kazanma ihtimali onu cezbetti.

Ancak bu deneyimler son derece kısa sürüyordu. Bazen bir senede 4 farklı takım çalıştırdığı bile olmuştu.

İşlerin yolunda gitmesi ve sürdürülebilir olması için kurumsallık gerekiyordu. Ancak o kurumsallık sadece Rudi’nin misyonunda vardı.

Artık tek kişilik futbol yardım kuruluşu gibi çalışıyor, Federal Almanya’yı dünyanın en ücra köşelerinde temsil ediyordu.

Rudi Gutendorf 4 MSV.jpg

Fotoğraf: Imago Images - Spiegel

40 yaşını geçtiğinde çoktan üç kıtada çalışmış bir teknik direktördü Rudi. Yorucu her yurt dışı macerasının ardından döndüğü Almanya’da da başta düşük bütçeli takımlar olmak üzere kendisine çok fazla talep vardı.

1964’te Duisburg’u Bundesliga’da 2. yaptı. 1970’te Schalke’yi Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda çeyrek finale taşıdı.

Almanya’da kaldığı takdirde eninde sonunda büyük bir başarı yakalayabileceğini hissediyordu. Ancak Rudi 1970’in ilk aylarında bu kez Peru’ya gitti.

Güney Amerika’daki ilk tecrübesiydi ve burada çalıştırdığı Sporting Cristal’e kazandırdığı ulusal kupa ile ilk büyük başarısını elde etti.

Rudi Gutendorf 10 East News.jpg

Fotoğraf: East News

Kısa bir süre sonra Rudi’ye Şili’den bir mektup geldi.Tarihte ilk kez seçimle iş başına gelen Marksist lider Salvador Allende’nin hükümeti Rudi’yi futbol takımının başına getirmek istiyordu.

Gutendorf teklifi kabul etti. 1974 Dünya Kupası elemelerine hazırlanan Şilili oyuncular için Rudi’nin antrenmanları farklı ve yorucuydu.

Rudi, Allende ile ve Şili genelinde iyi ilişkilere sahip oldu. Santiago dışında Allende ile sık sık buluşup viski içiyor ve açılışlara katılıyordu. Hatta Miss Chile’nin tacını bile o takmıştı.

1973 Eylülünde Pinochet darbesi gerçekleşince sosyalistler ve Allende ile iyi ilişkisi olan herkese karşı başlayan sürek avı kısa sürede çok tehlikeli boyuta ulaştı ve Rudi Gutendorf Federal Almanya konsolosu ile birlikte Lufthansa’nın Şili’yi terk eden son uçağıyla ülkeden kaçtı.

Rudi Şili’nin ardından Latin Amerika’yı hemen terk etmedi. Venezuela ve Bolivya’yı da kısa süreli çalıştırdı ve ardından soluğu yine Almanya’da aldı.

Rudi Gutendorf 8 East News.jpg

 Fotoğraf: Imago Images - Spiegel

1974-1977 arasında sadece 1860 Münih, Fortuna Köln, Tennis Borussia Berlin ve Hamburg’un teknik direktörü değildi, o 3 yıllık süreçte kısa bir süre Real Valladolid, Trinidad Tobago, Grenada, Antigua Barbuda ve Botswana milli takımlarını da çalıştırdı.

Rudi’nin macerası sonu gelmez bir çılgınlık gibiydi. Artık ona Restless (huzursuz, tezcanlı) Rudi diyorlardı.

Nerede adı sanı duyulmamış bir lig, bir ülke, futbolla yeni tanışan bir millet varsa Rudi oradaydı.

Kimsenin aklına Nepal, Fiji ya da Mauritius’ta çalışmak gelmezdi. Rudi hepsinde milli takım düzeyinde çalıştı.

Rudi Gutendorf 5.jpg

Fotoğraf: Imago Images - Spiegel

Japonya’da Yomiuri ile şampiyonluğa ulaşan ilk yabancı teknik adam oldu.

1994’te büyük bir iç savaş ve soykırım yaşayan Ruanda’da ülke yeniden ayağa kalkmaya çalışırken de milli takımın başa geçen isim yine Rudi oldu.

Rudi Gutendorf 9 East News.jpg

Fotoğraf: East News

Daha önce Afrika’da çalışmıştı; darbe yaşamış, gelişmemiş ülkelerde çalışmıştı; hatta savaştan yeni çıkan İran’da olimpik milli takımı bile çalıştırmıştı.

Çatışma coğrafyalarını biliyordu ancak bu en zoruydu. Yıllarca bir arada yaşayan iki kabileden Hutular 800 bin Tutsi’yi ve ılımlı Hutu’yu katletmişti.

Oraya gitmeden Alman hükümeti Rudi’ye “1-0 ya da 2-0 umrumuzda değil. Biz işin sosyal boyutuyla ilgileniyoruz, bu iki kabileye bir arada futbol oynat yeter” demişti.

Rudi Gutendorf Imvaho Nshya.jpg

Fotoğraf: Imvaho Nshya

Rudi birbirinden nefret eden bu iki kabileyi iyi futbol oynamaya ikna ederek bir arada tutmaya çalıştı ve bir sene sonunda bunu başardığında ondan mutlusu yoktu.

Rudi’nin en çok hayıflandığı şey onlarca milli takım çalıştırıp bir dünya kupası görememekti.

Avustralya Milli Takımının başına geçip 1982 Dünya Kupası finallerini yakalamaya çalışmıştı ancak Yeni Zelanda mağlubiyetiyle bunun kıyısından dönmesi en büyük üzüntülerinden biri oldu.

Rudi Gutendorf 2 Avustralya.jpg

Fotoğraf: Imago Images - Spiegel

Rudi Gutendorf 2003’te son olarak yine kimsenin haritada yerini bile göstermeyeceği  Samoa’nın milli takımını çalıştırdığında 77 yaşındaydı.

5 kıtada 32 ülkede 55 takım çalıştırarak Guinness Rekorlar kitabına girdi. 80’ini geçtiğinde bile yakın çevresine her fırsatta bir takım daha çalıştırmak istediğini, sağlığının yerinde olduğunu söylüyordu. 

Rudi yaklaşık 2 ay önce 93 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yaşamaya değer, macera dolu bir hayatı yaşamaktan mutluydu fakat Avustralyalı eşi 1982 Dünya Kupasına gidemedikleri için kendisine hala kızgındı.

 

ETİKETLER

Editörün Seçimi