Çevre kirliliği ve salgın ilişkisine güncel örnek; Zonguldak! Malumun ilamı…

Bir önceki yazımda Kovid-19 ve çevre sorunları ilişkisini aktarmıştım. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yapmış olduğu basın toplantısındaki Zonguldak vurgusu da çevre sorunları ve halk sağlığı ilişkisine dair malumun ilamı oldu.
Sayın Cumhurbaşkanı akciğer rahatsızlıklarının yoğun görüldüğü Zonguldak’ta araç giriş çıkışlarının yasaklandığını duyurdu. Kuşkusuz bu kararın verilmesinde Bilim Kurulu’nun önerisi var.

Bu karar alınırken geçmiş deneyimlerden de yararlanıldığını görüyoruz. 2002 yılında 774 kişinin ölümü ve 8 bin 890 kişinin hastalanması ile sonuçlanan Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu (SARS) pandemisi sırasında kirli havanın artan ölüm oranlarıyla ilişkili olduğu 2003 yılında yayınlanan araştırmayla tespit edildi.

Bu araştırmaya göre, hava kirliliği yüksek olan bir bölgede yaşayan bir kişinin SARS kaynaklı ölüm olasılığı iki katına çıkıyor.

Çin’de yüksek, orta ve düşük kirliliğe sahip şehirlerde ölüm oranı sırasıyla yüzde 8,9; yüzde 7,49 ve yüzde 4 olarak gerçekleşmişti.

Zonguldak’ta ciddi bir hava kirliliği sorunu olduğunu defalarca dile getirmiştim. Son yıllarda birçok defa Zonguldak’ta hem panellerde hem de basın toplantılarında elimizdeki bulguları paylaşmıştım.

Tekrar not edelim, tüm sağlık sorunlarının kaynağı çevresel koşullardır… Zonguldak’taki akciğer hastalıklarının sorumlusu da çevre sorunları…

Aşağıda hem TMMOB Çevre Mühendisleri Odası olarak yaptığımız ölçümlerin sonuçlarını hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı ölçümleri paylaşacağım.

Zonguldak’ta hava kirliliğinin kaynağı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tavrı

Zonguldak’taki hava kirliliğinin temel nedeni hiç kuşkusuz kömür ve kömürlü termik santraller.

Ulaşımın da kirlilikte etkisi olduğu kesin. Ancak Cumhuriyet’in sanayileşme sürecinin lokomotifi olan Zonguldak’ın asıl temel sorunu artık dünyada bırakılmaya başlanan kömürlü termik santraller ve kömüre dayalı ekonomi.

Zonguldak’ın coğrafi yapısı ve hatalı kentleşme süreci de bu kirliliğin etkisini arttırıyor.

İnsanlar ısınırken kömür kullanıyor. Kent merkezinin yakınındaki Çatalağzı’nda ise iki termik santral (birisi 1 Ocak 2020’de durduruldu) uzun yıllardır çalışıyor.

2018 yılında, Çatalağzı Belediye Başkanı'nın da talebi ile, Çevre Mühendisleri Odası olarak Çatalağzı’nda Bakanlıktan yetkili, akredite bir laboratuvara ölçüm yaptırmıştık.

"Zonguldak-Çatalağzı Hava Kalitesi Değerlendirme Raporu"na buradan ulaşabilirsiniz.

Birkaç noktada yaptığımız ölçümlerin sonuçları tüyler ürperticiydi.

Cihazlardan çıkan filtreler kapkaraydı. Filtrelerdeki bu kara şeyler, üzerinde kanser yapan ağır metaller de bulunan partikül maddelerdi.

İnsanlar bu maddeleri her gün ciğerlerine çekiyordu…


Biz ölçümlere başlamadan önce basının tepkisi nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da mobil araç ile ölçüm yaptırdı aynı bölgede…

Bakanlığın raporunu incelediğimizde açıkça hava kirliliğinin termik santrallerden kaynaklı olduğu belirtiliyordu…

Yani özetle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bölgedeki felaketi görüyordu.

Göz göre göre insanlar hastalandı.

Her platformda bu konunun önemini vurguladık, önlem alınması, denetim yapılması çağrısı yaptık.

Sadece biz de değil, Çatalağzı Belediye Başkanı da birçok platformda dile getirdi, mücadele etti.

Buna rağmen, sanki hiçbir sorun yokmuş, sanki insanlar zehir solumuyormuş gibi, dolgu bir liman projesi ile bağlantılı yeni bir termik santral projesi gündeme getirildi.

ÇED süreci devam ettirildi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından…

Kümülatif, toplam etkiyi görmesi gereken kurumumuz, bu kadar net kirlilik yaşandığını görmesine rağmen, planlama yapıp önlem alması gerekirken yeni projeleri değerlendirmeye alabildi…

İlgili kurumların, yetkililerin, siyasetçilerin görmezden geldiği bu kirliliğin boyutunu ve gelinen noktayı bugün Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı, akciğer rahatsızlıklarının sık görüldüğü kent Zonguldak, 30 büyükşehir Belediyesi dışında il belediyesi olarak karantinaya alınan tek kent oldu…

Zonguldak’ta faaliyeti durdurulan santral tekrar açılacak mı?

Zonguldak Çatalağzı’nda 7 ünite ZETES’te ve 2 ünite ÇATES’te olmak üzere 9 ünite termik santral var.

ÇATES termik santrali devlet elindeyken çevresel yatırım yapılmadığı gibi özelleştirildikten sonra da çevresel yatırım yapmasına yönelik süre tanımak için kanun çıkartıldı ve 1 Ocak 2020 tarihine kadar süre verildi.

Tekrar sürenin uzatılması için bazı siyasetçiler büyük gayret gösterdiler. Ancak toplumsal tepki, çevre sorunlarını dert eden kişi ve kurumların çabaları ile bu hata yapılmadı ve tarihi bir olay oldu, çevre mevzuatına uyum sağlamayan termik santrallerde 1 Ocak 2020’de durduruldu.

Bu konuya dair detaylı bilgilere önceki yazılarımdan ulaşabilirsiniz.
1 Ocak 2020 ye kadar çevre mevzuatına uyum sağlamayan bu santral, ÇATES, havayı kirletti, toprağı kirletti… Şimdi bu santralin tekrar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuru yaptığını ve faaliyete geçmek istediğini basından takip ediyoruz…

Alınan bir akademik rapor ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geçici faaliyet belgesi için başvuru yaptı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın biran önce başvuruyu değerlendirmesi ve onay vermesi için de büyük gayret içerisinde olduğunu tahmin ediyoruz…

Sanırım artık bu kirli teknolojiye özellikle de halk sağlığının bu kadar risk altında olduğu, havanın en temiz olması gereken dönemde, bacagazı arıtma sistemi olmayan bu santralin çalışmasına izin verilmeyecektir.

Ne yapmalı?

Kovid-19 salgını solumun sistemimizi etkiliyor. Bunu artık ezberledik. Solunum sistemimizin, bünyemizin, ciğerlerimizin güçlü olması lazım. Bunun için de temiz havaya ihtiyacımız var.

İngiltere, 2025’de kapatmayı planladığı 2 büyük termik santralini 2 gün önce kapattı. Bu kuşkusuz bir tesadüf değil.

Hava kirliliği ve iklim krizine karşı yapılması gereken bunların kaynağı olan yapılardan artık vazgeçmek.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, salgının yoğun olduğu şu dönemde hava kirliliğinin azaltılması için sanayicileri, santralleri teşvik etmeli ve denetimden asla vazgeçmemeli…

Belediyelerimiz ise, ulaşım planlarını, kent planlarını gözden geçirip hava kirliliğini önleyici faaliyetlerine artık vakit kaybetmeden başlamalı.

Sağlıklı suya erişimin de sağlanması ivedi bir ihtiyaç…

Enerji Bakanlığı'mız, kömürlü termik santral ısrarından vazgeçip, yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarına daha yoğun odaklanarak, enerji verimliliğine yönelik kararlarını denetlemeli, izlemeli…

Kömür termik santrallerden çıkışa odaklı ekonomik dönüşümü de içerisinde barındıran, kimseyi mağdur etmeyen bir planlamaya ihtiyacımız var.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi