Corona günlüğü

Fotoğraf: AA

“...Dünyaya ilişkin, dünyayla ilgili ayrıntılar

Görmediğiniz, duymadığınız her şey tanığımdır

Şehir, katran karası ruhuyla üstüme geliyor bugün

İşte çoğulsunuz- bu benim yalnızlığımdır

Aynalar zırhımdır yüzünüze karşı

Meydanlarınızda, korkularınızı çoğaltmak için

Ateşler yakarım, birtakım kağıtlar

Şehrinizi bir salgın buğusu sarar

İşte çoğulum artık- bu sizin yalnızlığınızdır...”

Ahmet Erhan’ın 2000’lerin başında Varlık Dergisi’nde yayımlanan “Salgın” şiiri bugünlerdeki izolasyonumuzu, yalnızlığımızı anlatıyor sanki. Corona isimli küresel virüsle boğuşuyoruz dünyaca, meydanlarımız boş, hepimiz evlerdeyiz, ölülerimiz var ve ne kadar süreceğini bilmiyoruz.

Sağlık çalışanlarımızı alkışlıyoruz, kahramanca mücadele ediyorlar. Fakat kaçınılmaz başka bir şey var; bu durumun henüz öngöremediğimiz toplumsal sonuçları olacak. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de 160 bin işyeri geçici olarak kapandı, sayı daha da artacaktır. Türkiye çalışma hayatında hizmet ve turizm sektörünün ağırlığı düşünüldüğünde, şu an evlerinde bekleyen çalışanlar ve aileleri milyonlarla ifade edilebilir. Milyonlarca insan geleceği ile ilgili kaygılı, virüs sizi bulmasa dahi evde kalmak zorunluluğu çok uzarsa işsizlik ve yokluk kapınızı çalabilir.

Diğer taraftan virüsün küresel yayılımına karşı sınırları kapatmayı ve içe kapanmayı önceleyen, otoriter ve keyfi yönetimler çağına geri mi dönüyoruz sorusu var insanların aklında. Yoksa buradan küresel bir belaya karşı küresel bir dayanışma mı çıkacak. 

İnsanların işsiz kalma korkusu yeni bir üretim biçimi olan evden çalışmayı mı güçlendirecek. Dijital çözümler ve iş yapma biçimleri hayatımızda daha mı belirleyici olacak. Kafamızda onlarca soru uçuşuyor.  

Twitter’da bu sorularla dolaşırken, Erdem Aksakal’ın beni gülümseten bir tweetini gördüm. Zor zamanların mizahı da gülümsetir, sizinle de paylaşayım: 

“Geçen hafta birisi: ‘Önümüzdeki 500 yıl boyunca kesinlikle yaşanmayacak bir olay söyle’ dese, ‘Öğrenci yurdunda karantinaya alınmış yaşlı umrecilerin yurttan kaçmak için polisle çatışması’ diye yanıtlardım.”

Şaka bir yana dünyanın her yerinde hükümetler iş dünyasına ve çalışanlara destek paketleri açıklıyor. Biz bu salgın mücadelesinin henüz ikinci haftasındayız, bizde de bir destek paketi açıklandı fakat en azından şimdilik işverenin de işçinin de kaygılarını gidermekten uzaktayız.

“Duvarı nem, yiğidi gam yıkar” diye bir atasözümüz var bizim, bugünlerde yüzbinlerce yiğit anne ve baba evde çocuklarıyla birlikte gelecek için kaygılanıyor. Bu kaygınıza ortak olmaktan, derdinize hemhal olmaktan başka şu an bir çare görünmüyor. Fakat umudu küçümsemeyin; biz nerelerden, nelerden çıktık. 8 Mart’taki kadın yürüyüşünde bir pankart vardı, diyor ki; “Umudunu kaybettiğinde bu kalabalığı hatırla.” 

Twitter’da mesaj kutum herkese açık, benimle bütün dertlerinizi, kaygılarınızı paylaşabilirsiniz. Elimden geldiğince derdinize ortak olurum, hiçbir şey yapamıyorsam bile arkadaş oluruz. Bugünler dayanışmayı büyütmenin zamanı, yere düştüysek birbirimize elimizi uzatarak kalkacağız. Beni bilen bilir; bende düşmeme garantisi olmaz, yol yürüyoruz düşeriz, doğaldır. Fakat iyi de kalkarım düştüğüm yerden, kendinizi yalnız hissetmeyin; yine kalkacağız, el ele, birlikte...

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Tümü Dr. Gürbüz Çapan - Diğer Yazıları

Corona günlüğü 20.03.2020
Vatan ki; Hatıralar Toplamıdır 29.02.2020
Yaşamaya dair 15.02.2020
1,2,3 daha fazla Kanal İstanbul! 01.02.2020
Entelektüel kimdir? 18.01.2020

Editörün Seçimi