Covid-19’un Türkiye ekonomisine muhtemel etkileri

Fotoğraf: AA

Geçtiğimiz hafta İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü’nün (İstanpol) yayınladığı politika raporunda Doç. Dr. Ayşe Aylin Bayar, Prof. Dr. Öner Günçavdı ve Prof. Dr. Haluk Levent, Covid-19 salgınının Türkiye'de gelir dağılımına etkisini ele alıyor ve mevcut duruma karşı uygulamaya koyulabilecek politika önerilerine yer veriyor. 

Çalışma ‘sıkı izolasyon’ ve ‘sürü bağışıklığı’ başlıkları altında iki farklı senaryoyu inceliyor. Kısaca açıklamak gerekirse sıkı izalosyon sokağa çıkma kısıtlarıyla birlikte kamusal alanların kapatılması. Sürü bağışıklığı ise hayatı durdurmayarak, virüsün yayılımına müdahale etmeyerek toplumun bağışıklık kazanmasını beklemek. Raporun verilerle açıkladığı iki senaryo dahilinde de keskin bir istihdam ve hane halkı geliri düşüşü öngörülüyor. Düşüşteki adaletsizliğin de ayrıca altı çiziliyor; yani düşük gelir grubunun kaybı daha fazla. Raporun politika önerisi; destek bağlamında kamu müdahalesinin yetersizliğini de tespit ederek salgının uluslararası karakterine atıfla uluslararası kurumlar ile birlikte çalışılması. 

Çalışmada sürü bağışıklığı senaryosunun daha az resesyon ( ekonomik durgunluk ) riski barındırdığı, bu yüzden başlangıçta ABD ve İngiltere’nin sürü bağışıklığı senaryosunu denediği anlatılıyor. Sürü bağışıklığı senaryosundan muhtemelen ölüm sayıları ve toplumsal travma nedeniyle ABD ve İngiltere vazgeçti. Türkiye söz konusu olduğunda elde olan ve geriden gelen verilerle bir projeksiyon çıkarmaya çalışan iktisatçılar %12’den %30’a kadar çıkan oranlarda sektörel daralmalar öngörüyor. Bu çalışmada ise diğerlerinden farklı olarak hane halkı geliri merkeze konuyor. Yani sektörel daralmalar göz önünde bulundurularak, hane halkına yansıyan etkiler ölçülmeye çalışılıyor. 

İnşaat, Konaklama ve Yiyecek, Gayrimenkul Hizmetleri, Kültür ve Sanat Hizmetleri gibi sektörler en kötü kategorisinde değerlendirilmiş. En kötü kategorisinde değerlendirilen sektörlerde %75’e varan daralmalar öngörülüyor. Sektörlerden hareketle de TÜİK’in işgücü ve istihdam, hane halkı geliri verileri karşılaştırılarak Covid-19 daralması somutlaştırılıyor. Fakat raporda bunun şu anki durum olduğunun ve kamu müdahalesinin şu anki yetersizliğiyle de ilintili olduğunun altı çiziliyor. Kamu müdahalesindeki herhangi bir yeni destek paketi ya da salgındaki medikal bir değişiklik bu senaryoların da yeniden yazılmasını gerektirecektir.

Çalışmanın son bölümünde salgının ekonomik maliyetlerini minimize etmeye yönelik politika seçenekleri sıralanıyor. Bunlardan biri; şeffaf bir plan dahilinde parasal genişleme yani para basarak hane halkına dağıtmak fakat bunu yurtdışından döviz kaynağı bulmadan uygulamanın bir kur şoku riski barındırdığı notu düşülüyor. Bir diğer öneri yeni koşullara göre uluslararası borç kontratlarının yeniden yapılandırılması, bu yıl ödenecek dış borcun ötelenmesi. Amerikan Merkez Bankası ve IMF ile swap kanallarını açarak Merkez Bankası’nın içerideki döviz ihtiyacını karşılayabileceği ama bunun için önce merkezi bütçede tasarrufa giderek içeride ve dışarıda piyasalara güven verilmesi gerektiği vurgulanıyor. 

Bu raporda oluşturulan projeksiyonlarda şu an kesin bilgisine sahip olmadığımız değişkenler var. Örneğin bazı hesaplamalar salgının Haziran başında hayatımızdan çıkması üzerine yapılıyor. Fakat bu çalışmadaki tabloları incelediğinizde, sektörel rakamlara ya da hane halkı geliri ile ilgili verilere baktığınızda, bazı keskin çıkışlar salgın sonrasında, salgın öncesindeki memnun edici olmayan ekonomik tabloya dönmenin bile zaman alacağını gösteriyor. Bu çalışma, Covid 19 bağlamında gerçekleşecek toplumsal değişimler ile ilgili de ön açıcı ve bu açıdan oldukça değerli.

Rapora ulaşmak için...

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi