Durdurun dünyayı

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

“Durdurun  dünyayı, inecek var“ diye bir müzikal vardı 60’lı yıllarda.

Ama 60 yıldır durmadı işte, inatçı keçi.

Durmadığı bir yana hepimizi öğütüp duruyor. 

Buyurun, geçtiğimiz hafta dünyanın orasında burasında yine neler oldu? 

  • Ukrayna uçağını kazara İran vurmuş. Önce inkar etmişlerdi, sonra itiraf geldi. Tabii hem Dünya, hem İran karıştı, gösteriler daha çok üniversitelerde… 
  • Trump’ın azil talebiyle yargılanması, Temsilciler Meclisinden Senato’ya taşındı. Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senatodan böyle bir karar beklenmiyor. 
  • Suriye devlet güçlerinin İdlib’teki saldırıları yoğunlaşıyor, çok sayıda ölü ve yaralı var. Türkiye’nin kurduğu 8 gözlem noktasından 3’ü şu anda Suriye kontrolündeki bölgede kaldı. 
  • Libya’da Hafter, son anda ateşkese uydu ve Rusya’nın başını çektiği toplantıya katıldı. Ama sonucu kabul etmedi, masadan kalktı. Destekçileriyle görüşmesi gerektiği için iki gün izin istedi ama Libya’ya gitmek yerine Kahire’de, Atina’da diplomatik gezilerle meşgul. 20 Ocak’ta Berlin’deyapılacak barış görüşmelerine katılacakmış. 
  • Bu arada, Türkiye’nin eğitip donatıp besleyip oraya buraya saldığı ÖSO’dan (Özgür Suriye Ordusu) 2000 paralı askerin Libya’ya yollandığı, The Guardian gazetesi tarafından iddia edildi. 6 ay Libya’da savaşmaları için bu askerlere 25 kat fazla maaş (Ayda 2000 dolar) ve dönüşte de TC yurttaşlığı vaat edilmiş.

İç haberler de maalesef iç açıcı değil. 

TÜİK’in açıkladığına göre işsizlerin sayısı 4.396 bin artışla %13,4’e yükselmiş.

Kişi başına düşen ortalama gelir 45 bin 463 lira (9.632 Dolar) 2007’yılındakinin de gerisine düşmüş.

Asgari ücret 2.324 TL.

Öte yanda zamlar, zamlar, zamlar… Motorlu taşıtlar’dan Köprü geçişlerine, lüks konutlara, akaryakıta, ekmeğe, simide varıncaya kadar. 

Erdoğan müjdeledi, ertesi gün Merkez Bankası açıkladı. Faizler 75 baz puan düşürüldü, 11,25’e indi. Hele bir inmeseydi, gene Merkez Bankası Başkanı inerdi koltuğundan. 

İBB’nin düzenlediği Kanal İstanbul sempozyumunda kanalın getirecekleri ve götürecekleri, avantaj ve tehlikeleri enine boyuna tartışıldı, sonuç? 

Yönetimin bir kulağından girip öbüründen çıkıyor, zira sultanın kesin emri var, bu kanal ya yapılacak, ya yapılacak.

Bir hafta için askıya çıkan ve insanların itirazlarını iletebilmek için uzun kuyruklar oluşturduğu ÇED raporu bakanlıkça onaylandı. Kanal, çevreye hiçbir zarar vermeyecekmiş. 

… ve bianet’in 2019 yılı raporu

Bu yılda erkekler en az 328 kadını ve 15 çocuğu öldürdü, 51 kadına tecavüz etti, 712 kadını seks işçiliğine zorladı, 232 kadını taciz etti, 279 çocuğu istismar etti. 2019'un ilk on iki ayında 630 kadına da şiddet uyguladı. 2019'da en az 134 kadının ölümü basına "şüpheli" olarak yansıdı.

Neden “en az” peki?

Çünkü bu sayılar, ULAŞILABİLEN olayları anlatıyor.

Ulaşılamayanlar? 

İnsan hakları, demokrasi garp cephesinde yeni bir şey yok. Toplantı, gösteri yasakları, polis saldırıları, gözaltılar, davalar, cezalar bildiğiniz gibi. 15 Ocak günü, HDP İstanbul İL merkezine silahlı bir saldırı. 7 el ateş, kaçan saldırgan, falan filan.

Dedik ya, yeni bir şey yok. 

Haa, bu arada SODEV (Sosyal Demokrasi Vakfı), bu yılki İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma ödülünü Selahattin Demirtaş’a verdi. 

İçişleri Bakanı Soylu küplere bindi, ağırlığını çekemeyen küplerin kırıldığı, kırılan küplerin masrafının Demirtaş’a ödetileceği söyleniyor. 

Ve bir yenilik: Basılmadan yasaklanan kitap. 

Daha önce matbaada el konulan yayınlanmamış kitaplar görmüştük ama daha basıma bile gitmeden yasaklama ve el koyma (neye el koyma?) bir ilk. 

Araştırmacı Yazar Ergün Poyraz’ın "Ülkerler-Dost Mu Düşman Mı?" isimli kitabı, basılmadan mahkeme kararıyla yasaklandı. 

Murat Ülker tarafından İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada "ihtiyati tedbir" kararı verilerek kitabın basımı durduruldu.

Oysa kitapla ilgili henüz editöryal işlemler bile yapılmamış. 

Yazar ve yayıncıların açıklamasına göre "Ülker ürünlerinde GDO kullanımından Cargill ile ortaklıklarına, bebek mamalarında kullanılan zararlı ürünlerden Ülker’in nişasta bazlı şeker aşkına kadar onlarca bölümü yasaklama kararı alınmış. Bu bölümleri çıkarttığımızda kitabı yayınlayabilirmişiz! Halk sağlığını tehdit etmek serbestmiş, gerçekleri yazıp halkı uyarmak ‘kişilik haklarına saldırı’ymış." 

Evet, ha şunu bileydiniz, sizi gidi münafıklar.

Yaşasın ADALET ve KALKIN- pardon, pardon, YAŞASIN ALADET, yok yok, o da değil, YAŞASIN ATALED… ayyy, neydi yahu, adını bile unutmuşuz.

Cem evlerine ibadethane statüsü verilmesi, İzmir Büyükşehir Belediye Mecllisinde kabul edildi, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde ise AKP ve MHP’lilerin oylarıyla reddedildi. 

Alevilere deniyor ki “İşte Cami orda, git ibadetini orda yap.

Aynı şey Almanya’daki Türklere yapılsa? “İşte kilise orda, git namazını kilisede kıl” dense ne yaparlardı  acaba? 

Bakalım gelecek hafta neler gelecek başımıza.

Hoşça kalın…

ETİKETLER

Tümü Şanar Yurdatapan - Diğer Yazıları

Coronalı 21 Mart 23.03.2020
Virüsle yaşamak 16.03.2020
Ateeeeş kes! 09.03.2020
Ne işimiz var Suriye’de? 02.03.2020
Vay başımıza gelenler… 24.02.2020

Editörün Seçimi