Entelektüel kimdir?

Edward Said, babadan Filistinli anneden Lübnanlı Hristiyan bir ailenin çocuğu. ABD vatandaşı bir profesör olarak batının doğuya toptancı ve kaba bakışı için “oryantalizm” kavramsallaştırmasıyla da bilinir. Bu ABD vatandaşı karşılaştırmalı edebiyat profesörü, batıyla ilgili sert eleştirileri de olan fakat gerektiğinde doğunun ölüm listesindeki Salman Rushdie’nin ifade özgürlüğü için de mücadele eden ilgi çekici bir aktivistti. 2003 yılında dünyadan ayrılan edebiyat profesörü arkasında bir çok eserle birlikte “Entelektüel” isimli bir kitap da bıraktı.

Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, geleneğiyle arasına koyduğu mesafeyle tanımlıyor.

ABD’de Filistin meselesinin önde gelen savunucuları arasında olduğu için bir çok kez saldırıya uğrayan, batının doğuya bakışını batının yüzüne karşı eleştirdiği için Müslüman olduğu sanılan Said, bakın ‘Entelektüel’ kitabında İslam coğrafyasındaki bir entelektüeli nasıl tarif ediyor:

“İslam, çoğunluğun dinidir; aykırılık ve farklılıkları yok sayarak sadece ‘doğru yol, İslam’dır’ demek entelektüelin tavrı değildir. İslam nihayet bir din ve bir kültürdür, her iki yönüyle de çeşitli unsurlardan oluşur ve tektip olmaktan çok uzaktır. Entelektüelin görevi sürekli olarak İslam’ı övmek değil, öncelikle onun karmaşık, heterodoks niteliğini vurgulayan bir yorumuna dikkat çekmek (Suriyeli şair ve entelektüel Adonis, yöneticilerin İslam’ı mı, yoksa muhalif şairlerin ve mezheplerin İslam’ı mı diye sorar); ikinci olarak da dogmatik ya da popülist teranelerle değil, insancıl bir dikkat ve dürüst bir değerlendirmeyle, İslam otoritelerini müslüman olmayan azınlıkların ve kadınların haklarının, bizzat modernliğin icaplarıyla yüz yüze gelmeye çağırmaktır. entelektüel açısından bunun İslam’daki özü, siyasal ihtiraslar güden ulemaya ya da karizmatik demagoglara koyun gibi boyun eğme değil, içtihadın, kişisel yorumun canlandırılmasıdır.”

Said’in metinlerinde entelektüelin içinde bulunduğu toplumun yerleşik değer yargılarıyla mücadele eden bir öncü olarak da tarif edildiğini görüyoruz. Bu bağlamda Turgenyev’in Babalar ve Oğulları’ndaki Bazarov bir entelektüel örneği olarak karşımıza çıkıyor. Edebiyat metinlerinden çokça entelektüel örneği verilebilir fakat bu bizi hayatın içindeki örnekleri de düşünmeye itiyor. Sabahattin Ali bizim iyi bir entelektüelimizdi, Yaşar Kemal’den Uğur Mumcu’ya burada isimlerini arka arkaya yazsak uzun bir paragrafı kaplayacak aydınlarımız oldu. Kimisi sürgün edildi, kimisi öldürüldü, kimisi de hayatının bir kısmını cezaevinde geçirdi. Üniversitede hoca olanlar üniversiteden atıldı. Bu bağlamda 12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte Yüksek Öğretim Kurumu’nun ortaya çıkışı, üniversitelerin özerkliğini kaybederek siyasal iktidarlara bağlanması bizim topraklardaki aydınların cenaze töreni oldu.

Bütün bunları size neden anlattım? Çünkü izlemesek de hepimiz kanal değiştirirken televizyondaki garip tartışma programlarında isimlerinin önünde profesör titri olan garip insanlar görüyoruz. Bunların bir kısmı anayasa profesörü bir kısmı siyaset bilimci bir kısmı tarihçi fakat ortak özellikleri iktidardaki siyasetçilerin çalışanı gibi davranmaları.

Bir süredir Türkiye’de kritik eşiklerden geçiliyor. Ülkemizde yönetim sistemi değişti, 5 milyondan fazla sığınmacı topraklarımızda ya da İstanbul’un ortasına çukur kazarak Katarlılara yapay boğaz satma girişimleri var. 5 milyondan fazla sığınmacı nerede yaşar, ne yer ne içer, hiçbir üniversiteden ciddi bir araştırma gördünüz mü?

Soma’da 300’den fazla insanın öldüğü maden kazasını hatırlayın; o madendeki çalışma koşulları ile ilgili üniversiteden bilirkişilerin her şeyin yolunda olduğunu söyleyen raporlarını hatırlayın.

Bugün Türkiye’de hala ciddi entelektüeller var fakat şuna emin olabilirsiniz; gerçek bir entelektüeli televizyonda ya da üniversitede görmeniz mümkün değil.

ETİKETLER

Editörün Seçimi