Fenerbahçe doğru modele yanlış kişi ile başladı

Fotoğraf: AA

Önce arsalar, sonra mahalleler, sonra mahalle maçları sonrasında da sporun romantizmi kayboldu.

Sporda kaybolan romantizm yerini, acımasız ve sevimsiz popülizm aldı.

Sadece kazananların yakışıklı göründüğü, sadece şampiyonluğun güzel olduğu bu sistemde, kulüplerin hata yapma lüksü kalmadı.

Hata yapanın geride kaldığı, zarar ettiği bu spor kültüründe profesyonel ve sportif akıl devreye girmedikçe kazanma şansı da olmuyor.

Futbol endüstrisi, mahalle arasında top peşinde koşan çocukları akademiler içine aldığında, futbol değişmiş ve artık futbolun içine analiz yapan, işletme ve finansman bilen yeşil sahadan olmayan futbol adamları da girmiş oldu.

Almanların 1964 yılında, İngilizlerin 1969 yılında başlattığı futbolda genel menajerlik, yani bugünkü adıyla sportif direktörlük, futbol endüstrisinde en önemli mesleği haline geldi.

Türkiye’de 4 büyük kulüp tarafından dönem dönem denense de başarısız sonuçları olan sportif direktörlük modeli, borçlu Türk futbol sisteminin en önemli ihtiyacı oldu artık.

Avrupa futbolunda olmak için sportif direktör şart

Türk futbolunda sportif direktörlük ile milyonlarca taraftarın izlediği bir kulüpte, milyonlarca euroyu yöneterek, bir takımın planlaması, yapılanması, transferleri ve hangi sistemle oynayacağına kadar bir vizyon üretilmesi gerekiyor.

Avrupa’da başkanların teknik direktör seçtiği bir düzenden, sportif direktörlerin bir strateji belirlediği bir döneme geçilirken, yetkiler dağıtılarak profesyonellere bırakıldı.

Türk futbolu bu modele direnirken, yanlış transferler, plansızlıklar ile gelen borçlar, beraberinde mahalle arasındaki çocukları da futbolun içine alamadı.

Aynı teknik direktörlerin sürekli takım değiştirerek sistemden faydalandığı, menajerlerin futbolcu pazarlayarak kulüpleri zarara uğrattığı ve medya-teknik direktör- menajer ilişkisi ile gündemin belirlendiği sistemden akılın girdiği bir futbol sistemine dönülmesi gerekiyor.

Türk futbolunun kurtuluşu, futbola yatırılan paranın tabana yayılmasından geçiyor.

Atletico Madrid, Sevilla, Lecister City, Mainz, Borussia Dortmund, Lille, Atletico Madrid, Ajax gibi takımlar, sportif direktörlük modeli ile Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih, Manchester United, Manchester City gibi dev  takımlara kafa tuttular.Hem rekabet ettiler hem de bu güçlü kulüplere oyuncu sattılar.

Ajax ve Borussia Dortmund, bu model ile  eski şaşalı günlerine dönebildiler. Avrupa’da kulüpler, sportif direktörlerin yeşil sahadan gelmesine değil,  işletme, finans, iletişim, yöneticilik gibi özelliklerine  bakarak karar verdiler.


Kulüplerin borçları sportif akıl ile azalır

Ali Koç göreve başladığında, sportif direktörlüğün Avrupa futbolundaki önemini biliyordu ve bu sebeple ilk işi sportif direktörle işe başlamak oldu.

Damien Comolli tercihi sonuçları itibari ile yanlış gözükse de sportif direktörlük modeli doğru tercihti aslında.

Planlama hataları, yanlış transferler ve Türkiye’deki futbol iklimi de buna eklenince başarısızlık kaçınılmaz oldu.

Sadece Fenerbahçe değil,  her kulüp sportif direktörlük modelinde ısrar etmek zorunda. Türk futbolunda sportif akıl olmadan kulüplerin borcu azalmayacak.

Yabancı dil bilen, kulüp yararına sözleşme yaparak sözleşme zararlarını en aza indiren sportif direktörler, artık en az teknik direktör kadar önemli.

Avrupa’da başkanların kararları ile yönetilen kulüplerin çoğu battı.

Kötü yönetilen ve iflas eden Chelsea, 1982 yılında sadece 1 pounda satılmıştı. Fiorentina’nın sahibi Cecci Gori, iflas ettiğinde kulüpte iflas etti ve Fiorentina kendini alt liglerde buldu.

Milan, banka borçlarını ödeyemez duruma geldiğinde Berlusconi kulübü Çinlilere satmak zorunda kaldı.

Hesapsız harcamalar ile iflasın eşiğine gelen Borussia Dortmund’un toparlanması 10 yılı buldu.

Aynı şekilde İnter, Parma, Glasgow Rangers ve  bir dönem İngiliz futbolunun parlayan ama çok harcayan takımı Leeds United, sportif akıl ile değil başkanlık modeli ile sadece tüketime yönetildiler ve iflas ettiler.

Türk kulüplerin başkanlık modeli ve sportif plansızlıkla yarattığı borç ortada.

Türk futbolu her şeye rağmen yaşanmış başarısız sportif direktörlük denemelerine değil, başarılı olmuş Avrupa’daki uygulamalara bakmalı.

* Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi