Halklar güle oynaya geldiler, güle oynaya kongreye katıldılar ve gittiler…

Fotoğraf: HDP

2000’li yılların başından itibaren parti kongrelerini takip ederim. Kimini medya üzerinden, kimini anlatımlar üzerinden, kimini doğrudan giderek…

Bu minvalde en coşkulu geçen kongreler HEP, DEP, ÖZDEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP, HDP kongreleri oldu.

Bu partilerin kongreleri içinde 60-70 binleri aşan büyük kongrelere çok şahit oldum.

Ancak dün, 23 Şubat Pazar günü yapılan HDP 4. Olağan Kongresi hepsinden çok daha özgün, çok daha çok farklıydı.

HDP mevcut düzenin icazet sınırları içinde kurulan barış ve demokrasi partisiydi.

Böyle bir parti olmakla birlikte uğradığı yakılma, yıkılma, bombalama, katledilme hadiseleri bir yana, “anti-terör” kampanyasıyla etkisizleştirilmek istendi.

Binlerce üyesi haksız ve hukuksuz biçimde gözaltına alındı, tutuklandı.

Sadece üyeleri de değil; HDP eş başkanları ve belediye başkanları da “anti terör” kampanyasından ziyadesiyle nasiplendiler.

Toplumda, özellikle batıda şu kanaat hakimdi; HDP artık belini doğrultamaz.

Halkların Kongresi

On binler Türkiye'nin dört bir yanından Ankara yoluna düşmüşlerdi.

HDP 4. Olağan Kongresi, gerçeğin hiç de göründüğü gibi olmadığını kanıtladı.

Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, hatta yaşlısıyla bir bayrama gider gibi giyindikleri pırıl pırıl yöresel kıyafetleriyle; Kürtler halaylarıyla, Karadeniz’de yaşayanlar/Lazlar horonlarıyla, Egeliler zeybekleriyle güle oynaya yollara düşmüşlerdi.

Hele salonu dolduranlar, ya içeride yer kalmadığı için dışarıda kalanlar, hepsi ama hepsi kıpır kıpır, yerinde duramayan; coşku ile dolup taşan, birbirine değen bir halk olma gerçekliği o kadar açık ve o kadar netti ki…  

Sanki onlar gözaltına alınmamıştı, işkence görmemişti, hapishaneye düşmemişti, bir yakınını kaybetmemişti…

Sanki onlar yaşadıkları o anda bile hiçbir tehdit altında değillerdi.  

O anı yaşıyorlardı, direne direne bir ve beraber olmanın, hep beraber ayakta kalmış bir halkın,

Evet, bir halkın yeniden doğarcasına mutluluğunu yaşıyorlardı.

Bu sadece Kürtlerin Kongresi de değildi, Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Süryani, Çerkes, Rum ve Türkiye’de yaşayan diğer halk kesimlerinin bir biçimde katılım gösterdiği bir kongreydi.

Halkların kongresiydi.

Bu halk bir şeyler bekliyor

Soyut halklar yok, kimlikleriyle, inançlarıyla, siyasi düşünceleriyle, gelecek idealleriyle somut halklar var.

Siyasi düşünce bazında sosyalist, komünist, sosyal demokrat, liberal, muhafazakar demokrat, dindar cumhuriyetçi, demokratik milliyetçi;

İnanç bazında Alevi, Sünni, Êzidi, Hristiyan ve diğer inanç sahiplerinin katılım gösterdiği bir kongreydi.

Bu kadar olan bitenlerden sonra bile bu şekilde ve bu düzeyde bir katılım gerçekten muhteşemdi.

Oturduğum yerden, gezerek, konuşarak kongreyi ve halkı izledim.

Bu halk yenilmemiş.

Bu halkın yüzünde yenilmenin zerresi bile okunmuyor.

Bu halk umut dolu, coşku dolu.

Onca yaşanandan sonra "Yetti!" deyip kopup gitmenin, "intikam! intikam!" duygusunun zerresini de okumak değil bu halkın yüzünde…

Türkiye halkı olarak hep beraber yaşamak istiyor.

Yaşanılır bir Türkiye düşüncesinin hayat bulmasını bekliyor.

Kimlik, işsizlik, yoksulluk ve Türkiye’yi sıkıntıya sokan temel problemlerin çözüm bulmasını bekliyor. 

Lenin nasıl devrim olunca, Rus Ordusu'nu Türkiye’den çektiyse ve tarihte böyle bir örnek varsa,

Askerlerinin Suriye’den, Libya’dan çekilmesini bekliyor.

Binlerce ve binlerce eşini, kardeşini, kocasını, oğlunu kaybetmiş bu halk.

Acılar eğitmiş bu halkı…

Umudu kesmiyor.

Bu halk bir şeyler bekliyor.


Kongrenin evrensel özelliği

Dünyadaki ilerici insanlığın kongrede sese ve esen rüzgara ihtiyacı vardı.

On yılların etkisizleştiremediği ‘ses ve rüzgar’, dünyada insanlığın yüce ideallerini tetikleyici bir rol oynayabilir.

Evrensel biçim ve içerik doluydu.

Türkiye’de “yok hükmünde” sayılan Kürtler, Ortadoğu’dan, Kuzey Afrika’dan, Avrupa’dan Rusya’ya, yani dört kıtadan kongreye katılan 28 ülkenin ilerici/devrimci toplumunun nezdinde, dünya halklarını ve dünya demokratik kamuoyunu çağdaş ve saygın bir halk olarak selamlıyordu.

Şimdi uluslararası demokratik siyaset, açık diplomasi zamanı!

Şimdi dünya halklarıyla dayanışma, buluşma zamanı!

Avrupa solu adına konuşan temsilcilerden biri, ‘Biz sizin mücadelenizden ilham aldık’ diyordu.

Leyla Halit ise, ‘Uçak kaçırırken bu kadar heyecanlanmamıştım’ diyordu.

Ve devamla…

Şimdi enternasyonalin bu ilk adımlarını atma ve güncelleştirme zamanı mesajını da almak gerekiyor bu kongreden dersek abartmış mı oluruz?

Olabilir…

Ancak…

Kongre bir birikimin ürünü.

Büyük bedellerle yaşanan devrimci süreçlerin bir ürünü, bir aşaması da…

Öyleyse, hiç de abartmış olmayız!

Özün sözü ya da HDP’nin özü: Halkların ortak yaşam ideali…

* Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

ETİKETLER

Editörün Seçimi