İnanç, din, vicdan

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

Merhaba, bir hafta daha geldi, geçti. 

Ay şuydu, ay buydu derken ömür gelip geçiyor. Ben ne zaman bu yaşa geldim, valla farkında değilim. Beynime sorarsanız 30-40’larda takılıp kalmış, ama vücut, beynin dayatmalarından bıkmış, kendi bildiğini okuyor. 

Ne olup bitti bu hafta? 

Dış politikada Suriye, Amerika, Rusya, S-400’ler, F-500’ler, önlemler, önlem almamalar, NATO kafa nato mermer…    

İçerde valilerin biri bitmeden yenisi getirilen keyfi toplantı ve gösteri yasakları, HDP’yi yok etmek için her tür hile hurda, fezlekeler, kayyımlar, gözaltılar, tutuklamalar; gazetecilere davalar, cezalar, İnternette süren cadı avları; 23 kez suç duyurusu yaptığı eski kocası tarafından öldürülen kadın,  pazarda iktidardan şikayet ettiği için gözaltına alınan kadın, 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele gününde Beyoğlunda kadınlara karşı polis şiddeti…

Haaa, bir de Saray’a kim gitti, yoksa gitmedi mi. Kumpası kim kuruyor, kime karşı kuruyor, amaç ne?    

Her gün bir yenisini göre göre nerdeyse alıştırıldığımız şiddet ve hukuksuzlukların yanı sıra bir de “Bilgi kirliliği” içinde yüzüyoruz. Eğer kendimizi kaptırırsak, az önce söylediğim gibi, “Yahu zaman ne çabuk geçti, şimdi ben neredeyim, ben bunlarla uğraşırken atı alan Üsküdar’ı geçmiş, dörtnala nereye gidiyor? Ama bizi de sürüklüyor peşinden. Nereye gidiyorum, nereye gidiyoruz?” 

Artık gündeme saplanıp sizin de keyfinizi kaçırmayacağım.

Hiç değilse her hafta düşünce ve ifade özgürlüğünün farklı bir boyutu üstüne konuşalım, okuyanlara da kalıcı bir şeyler sunmaya çalışalım. 

Yine de bir haberi ileterek geçeyim yeni sayfaya: 

Şili’deki olaylar nedeniyle ertelenen İklim Konferansı İspanya’ya taşındı. Greta Thunberg’in de katılacağı toplantı vesilesiyle bütün dünyada eş zamanlı gösteriler düzenleniyor. Çok mu önemli?

 

Tabii, üzerinde yaşadığımız dünya artık yaşanamaz hale geliyor.

Tüm insanlık yok olduğunda, uğrunda çabaladığımız haklar, hukuklar, eşe-dosta dağıtılan milyarlar, düşmez kalkmaz enflasyonlar, yerli ve milli birlik ve beraberlikler… neye yarayacak? 

Kefenin cebi mi var?

Yeniden sık sık karşılaşmaya başladığımız Alevi karşıtı nefret söylemleri ve suçlarına, bir yenisi eklendi. İzmir’de bir evin duvarına “Defol Alevi” yazılması tepkilerle karşılanırken emniyet bunun sarhoşların veya çocukların yapmış olabileceğini, ciddiye alınmaması gerektiğini söyledi. Ancak polisler aileye “Bunu sakın yaymayın” da demişler. Bravo! 

Ama daha büyük bir “Bravo” da bu olayı kınayan Cumhurbaşkanına. Yine “Şecaat arz ederken sirkatini” söylemiş. “Dervişin fikri ile zikri” meselesi. 

“Her gün beş vakit aynı kıbleye yönelenler…” diyerek yine sadece Sünnileri almış, Alevileri dışlamış. “Allah ıslah etsin” diyeceğim ama etmiyor işte. Bu iş yine bizim sırtımıza kalıyor… 

Off, yine sıyrılamadım günlük olayların cenderesinden.

Ama çok güzel bir haber tam da bunun üstüne geldi 

İyi bir haber, Alevi Düşünce Ocakları Derneği’nden: 

Farklı inançların temsilcilerinden bir platform oluşturulmuş.

Adı ADİP “Anadolu, Din ve İnançlar Platformu”.

Amaçları şöyle özetlenebilir: 

  • Din ve inanç çeşitliliğini daha zengin bir ortak yaşam oluşturabilmek için bir fırsat olarak değerlendirmek,
  • Farklı inançların ayrıştıkları değil ortaklaştıkları alanları tanımak ve tanıtmak, bu konularda yakın çevre ve dünyaya örnek olmak,
  • Farklı din ve inançlara mensup vatandaşlarımızın huzur içinde yaşamlarını sürdürmeleri amacı ile birlikte yaşama kültürünün geliştirilmesine katkıda bulunmak,
  • Durmadan bölünen ve parçalanan dünyamızda, insanların çok özledikleri ilahi adaleti, günlük yaşamlarında, kamusal ve sosyal alanlarda da aramaları ve geliştirmelerine yönelik çalışmalar yapmak…

İlk kurucular: İstanbul Süryani Katolik Vakfı, Protestan Kiliseler Derneği, Alevi Düşünce Ocağı ve Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği.

Platformun kurucusu Doğan Bermek ile konuştum.

Peki dedim, dinler, inançlar tamam ya dinsizler, inançsızlar, ateistler?

Bay Cumhurbaşkanının ekranlardan, manşetlerden “Bunlar Ateist, bunlar Zerdüşt” diye bağırarak aşağıladığı TC yurttaşları ne olacak?

Aldığım yanıt gayet netti:

“Din ve Vicdan Özgürlüğü”, sanılanın aksine dinlerin değil, bireylerin özgürlüğünün güvencesidir. İstediğine inan ya da inanma, istediğin zaman hiçbir baskıyla karşılaşmadan inancını değiştir. Bunlar tamamen birey özgürlüğüdür. Devlete düşen bunlara müdahale etmek değil, bireyin bu haklarını korumak, güvence altında tutmaktır.

Doğan beyin sözünü ettiği çatı örgütü FORB (Din ve İnanç Özgürlüğü) tarafından hazırlanan ve ADO tarafından Türkçeleştirilen videocukları izledim. Herkese tavsiye ederim: Link

Çağlar boyunca din ve mezhep savaşlarıyla kendini yok eden insanlık, sonunda burda birleşti . Daha geriye gitmeye hakkımız yok.

Farklılıklarımızın aynı zamanda zenginliğimiz olduğuna inanan -ya da şu anda inanmayan- herkese sevgiler, saygılar… 

Haaa, bir notum var sizlere: 

Her hafta, adı “Düşün, düşün…” olan bir TV programım var.

Cumartesi geceleri saat 22:00’de YouTube’den izleyebilir, şimdiye kadar yayınlanmış 31 programı

YouTube’dan izleyebilirsiniz. 

Girin YouTube’a, DÜŞÜN DÜŞÜN – ŞANAR YURDATAPAN yazın, ben oradayım.

Sakın benden ayrılmayın…

ETİKETLER

Tümü Şanar Yurdatapan - Diğer Yazıları

Zirveden zirveye 09.12.2019
İnanç, din, vicdan 02.12.2019
Yavaş yavaş zehirlenmek… 25.11.2019
Kayyımlı günler 18.11.2019
Felakete davetiye 10.11.2019

Editörün Seçimi