İyi haber, kötü haber

Fotoğraf: AA

Merhaba. Her hafta daha iyi haberlerle başlamak istiyorum yazıya ama ne yazık ki tam tersi oluyor. Kara kara haberlerle sizin de gününüzü karartıyorum, affedin.

Ama uydurma pembe haberleri AKP yandaşı medya zaten veriyor, 7/24.

O konuda eksiklik duyduğunuzu sanmam. 

Hadi, bu haftanın özeti. Önce geçen haftadan bu haftaya miras: 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı: %12,66.

İhracat, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 41,38 gerileyerek 8,99 milyar oldu. İthalat ise yüzde 28,31 azalarak 12,96 milyar dolara geriledi. Dış Ticaret açığı 3,97 milyar dolar.

Corona baskısı altındaki ekonomide tabii mucize bekleyemeyiz. Ama Corona olmasa ne olacaktı? Devletin “Kefen Parası” denilen ihtiyaç akçesinden çalışanların hakkı olan “İşsizlik Fonu”na kadar tüm kaynakları mirasyedi gibi har vurup harman savuran Tayyip Beye Allahın bir lütfu da bu virüs oldu. Şimdi bütün suçu onun sırtına yükleyecek.

Virüsle mücadelede iyi gittiğimiz söyleniyor. Umarım sayılar doğru olsun ve normale -nasıl bir YENİ NORMAL olacaksa?-  dönelim. 

4 Mayıs’ta Erdoğan Video konferans yoluyla yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yine tüm ekranlardaydı. Normal yaşama nasıl bir planla dönüleceğini anlattı. İlk müjde: AVM’ler açılıyor. 

Ama hakkını yemeyeyim bana da ufak bir pay düşmüş.

Yarın saat 11:00’den 15:00’e kadar ormanda mı yürüyüş yapsaaam deniz kenarında mı dolaşsaaam, berbere gidip uzayan saçlarımı mı halletseeeem? 

I-ıh, na-mümkün. İzin, evden “yürüme mesafesine” kadar.

Benim yaşım 80’e merdiven dayayıp yürüme hızım düşünce bu mesafe de kısaldı. Kapının önünde, sokakta bir ileri, bir geri volta ile yetineceğim. Cezaevinde de aynı şeyi yapıyordum avluda.

Sultan-ı Cumhur, sonra sözü evirip çevirip yine muhalefet virüsüne getirdi.

Hadi, Levent Kırca’nın kulaklarını çınlatalım. Eeee, ne olacak şimdi? 

Ne olacağı gerçekten büyük bir sorun, büyük bir tehlike.

27 Nisan’da Erdoğan’ın -herhalde bir kamuoyu yoklaması niteliğindeki- sözlerine dikkat çekmiştik. 

Ne diyor Sultan-ı Cumhur? 

Zamanı gelmiş, Türkiye’yi muhalefet denen bu bozgunculardan kurtaracakmış. 

Nasıl Tayyip Bey? 

Aynen HDP’ye yaptığınız gibi, İstanbul, Ankara dahil tüm kaybettiğiniz belediyelere kayyım atayarak mı? Başkanlarını tutuklayarak mı? Milletvekilleri hakkında davalar açtırarak dokunulmazlıklarını kaldırıp hapse atarak mı?

Aralarında Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş'un da bulunduğu 21 HDP milletvekiline ait 30 dokunulmazlık dosyası, meclise geldi ve komisyona havale edildi.  HDP, şu anda 61 milletvekili ile meclisteki 3. Büyük parti. Ama 21 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılırsa iner 40’a, MHP onu geçer. Ooooh, dikensiz gül bahçesi… Ve sıra gelir CHP’yeeee… 

Nedir hedefiniz Tayyip Bey? Nasıl kurtulacaksınız bu “muhalefet” belasından?

Yoksa daha kestirme yoldan bir Reichstag yangını imal edip suçu muhalefete yıkarak mı? 

Yok, ona ihtiyacınız yok, zaten başarısız darbe teşebbüsü -kendi deyiminizle Allahın lütfu- size bu olanağı verdi ve OHAL ile, KHK ‘larla bu şansı, elhak, sonuna kadar değerlendirdiniz. 

Eee, ne kalıyor geriye? 

Yeni bir 6-7 Eylül mü?

Yeni bir Maraş mı, yeni bir Madımak mı? 

Ne diyelim, ıslah olursunuz inşallah. 

Bunlar 28 Nisan’da söyledikleriydi. Ayni tehdidi 4 Mayıs’ta, üstüne basa basa tekrarladı. 

Dünyanın özellikle salgın sonrası hiçbir bakımdan asla eskisi gibi olamayacağı bir dönemden geçtiğimizi unutmamalıyız. Bu sürecin ülkemizde de siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel her türlü alanda yeni bir silkinişe, yeni bir uyanışa, yeni bir dirilişe vesile olmasını diliyorum (…) 

Çünkü ülkemizde maalesef tek parti devrinden beri bu millete maddi manevi eziyet eden bir anlayışın salgın günlerinde dahi içindeki kini, nefreti, karanlığı ortalığa saçmaktan geri durmayan örnekleriyle karşılaşıyoruz. Milli iradenin üstünlüğünü, demokrasiyi, hakkı, hukuku, adaleti, sandığı hazmedemeyen bu faşist zihniyet hâlâ vesayet, darbe, cunta özlemiyle yanıp tutuşuyor. CHP yöneticilerinin sadece son bir haftadaki beyanlarını alt alta koyduğunuzda ortaya çıkan tablo bize bunu söylüyor. 

Siyasetin kalitesini artırmanın yolu, bu kirli zihniyeti ülkemizden tasfiye etmekten geçiyor (…) 

CHP yöneticileriyle aynı zihniyetin medyadaki ve diğer mahfillerdeki mensuplarını buradan bir kez daha ikaz ediyorum. 

İnsanlık nasıl Covid-19 virüsünü eninde sonunda yenecekse, inşallah Türkiye de bu bağnaz zihniyeti bir daha geri dönmemek üzere tarihe gömecektir. Türkiye’nin yeni dönemdeki en önemli kazanımlarından birinin de siyasetteki bu değişim olacağını ümit ediyoruz (…)

Irak’ın kuzeyinde ve Suriye’de geniş bir alanda faaliyet yürüten terör örgütü mensuplarının her adımını da yakından izliyoruz (…) 

Maalesef bu konuda hiçbir ülkenin sözünü tam manasıyla yerine getiremediğini görüyoruz. Güvenli bölgelerimizin sürekli taciz edilmesine, saldırıların ve tacizlerin anlaşmalar hilafına artarak sürmesine daha fazla sabretmeyeceğiz. Şayet terör örgütünü ve rejimi onların hamiliğine soyunlanar kontrol edemeyecekse biz kendi gücümüzle hepsini de yola getirmesini biliriz. 

Vah vaaah Tayyip Bey. MHP ile toplam oylarınız düştükçe düşüyor, yani dü-şü-yor-su-nuuuz

Bir yolunu bulup her türlü muhalefetten, düşünmek konuşmak ve yazmaktan hala usanmayan insanlardan kurtulmak gerek. 

Nasıl olur bu iş?

En iyi çare SAVAŞ.

 

Adı bile Devlet olan baş destekçinizin sözünü dinler, saldırırsınız Suriye’ye -Hakan Fidan bey nasılsa bir sebep üretir, birkaç bomba filan-, kan gövdeyi götürür. Bu vesile ile “Savaş milli birlik-beraberlik zamanıdır. Vatan hainlerinin çatlak seslerine daha fazla müsamaha edemeyiz. Bu bir beka meselesidir” dersiniz, hepsini içeri tıkar, önde gelenleri temizler, Parlamentoyu da feshedersiniz. Aynen 93 Harbi diye anılan 1977-78 Osmanlı-Rus harbini bahane eden mürşidiniz (Yol gösterici) Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han’ın yaptığı gibi.

Başarısızlıklar dilerim Tayyip Bey. 

Bu yolun sonu yok, daha fazla geç kalmadan dönün bu yoldan, ülkemize daha fazla zarar vermeyin.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

ETİKETLER

Editörün Seçimi