Ne var, ne yok?

Karagöz: Hacı cavcaaav, kız Hacı Cavcavcaaav, gelsene hele…

Hacivat:  Geldim Karagözüm, ne var, ne oldu?

Karagöz: Duymadın mı? HDP bütçenin baştan teşkilini talep ediyormuş

Hacivat:  Fesüphanallah, onlara mı kalmış?

Karagöz: Kalmış tabii, Meclis-i Mebusanın 3. büyük fırkası değil mi?

Hacivat:  Öyle mi? Allah Allaaah, Sultanımız diyor ki onlar…

Karagöz: Sultanımızın ağzından çıkanı kulağı duyuyor mu? Bak HDP ne demiş?

Hacivat:  Ne demiş?

Karagöz: Bütçe kanunu iptal edilsin, virüs mağdurlarına tam destek sağlansın

Hacivat:  Oh, ne ala, ne ala…

Karagöz: İyi hoş da senin sultanın karşı çıkıyor. HDP de kim oluyormuş?

Hacivat: Eeee, haklı tabii… Yüce sultanımız dururken onlara söz düşer mi?

Karagöz: Ulan Cavcav, hani “Düşmez kalkmaz bir Allah”tı? Söz niye düşmesin?

Hacivat:  Eeee, iyi de, her kafadan bir ses çıkarsa ne olur?

Karagöz: Demokrasi olur ulan köftehor. Had gene şükret içtimai mesafeye.
               Yoksa çoktan yemiştin şaplağı.

 Hmm, iyi ki Karagöz sosyal mesafeyi korumaya özenli, bu da Hacivat’a yarıyor.

Korona’da ne durumdayız? 

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya çapında toplam vaka sayısı 4 milyon 350 bini aştı, can kaybı 300 bine ulaştı. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığının verilerine göre durum iyiye doğru gidiyor. Umarım sayılar gerçektir ve yaşam giderek normale dönüşebilir… mi acaba? 

Peki, salgın atlatıldıktan sonraki “yeni normal” nasıl bir şey olacak?

Herkesin kafasını kurcalayan bir soru… 

Bu arada yasaklar kademe kademe gevşetiliyor. 

11 Mayıs’ta ATM’ler açıldı. Bir izdiham, 1 izdiham, 2 izdiham, 3 izdiham. 

10 Mayıs’ta 65 üstü yaşlılara, 13 ve 15 Mayısta 1-13 ve 14-20 yaş arası çocuk ve gençlere 4 saatlik sokağa çıkma izni verildi, hop oturup hop kalktılar. 

Lokantalar, berberler, kuaförler de açılıyor. 

Muğla -yani Bodrum ve Marmaris- gibi turistik bölgelere giriş yasağı kaldırıldı. 

1 Haziran’dan itibaren uçak seferleri de başlayacak. 

Yani, normale dönüş için bir takvim hazırlandı, adım adım uygulanıyor.

Erken mi, riskli mi? Görüşler farklı. Bir daha geri dönülmemesini dileyelim. 

Ama başka bir gerçek var ki “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.

Nasıl olacak peki?

korona sonrası dünyada bizi neler bekliyor? 


Dan dan da dan dan…
 

Ey ahaliiiii… Duyduk – duymadık demeyiiiin. Dolar 7 liranın altına indiiii.

Dan dan da dan dan…. Dan dana da dan dan…

Geçen hafta 7.27 ile rekor kıran dolar sonra duraladı ve 7 seviyesinin altına indi.

Merkez Bankası 2020 yılı sonunda 7,02 lira olacağını öngörüyor.

Amma ve lakiiin, Nisan ayında bütçe açığı 43,2 milyar oldu; 4 aylık açık 72,8 milyar TL.

2019 ‘un aynı döneminde 54 buçuk milyar TL açık vermişti.

Cari işlemler açığı Mart ayında 4.92 milyar dolar. Ekonomistler 4 milyar tahmin ediyordu.

Altın, mücevher, buzdolabı, çamaşır makinesi, klima ve birçok başka ürüne ek gümrük vergisi getirildi. Eylül ayına kadar yüzde 30 olarak uygulanacak vergi, sonrasında yüzde 25'e düşecek.

Derkeeen, sigaraya bir vergi daha. Bir paket sigaradan alınan asgari maktu vergi tutarı yüzde 17’lik artışla, 7,79 liradan, 9,13 liraya yükselmiş oldu. “Yak bir de buradan…” demek o kadar kolay değil. “Versene bir cigara, benim paket evde kalmış”ların oranı bakalım % kaç artacak?

Bu hafta ne kadar özgürdük?

Bianet Ocak-Şubat-Mart 2020 Basın Özgürlüğü raporunu açıkladı. Bu dönemde duruşması görülen 121 gazeteci Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Sermaye Piyasaları Kanunu kapsamında 25 farklı suç isnadı ile toplamda 1501 yıl 8 ay hapis cezası; yedi gazeteci de toplam 1 milyon 560 bin TL tazminat istemiyle karşı karşıya.
 

Gazeteciler hakkında davalar

Erdoğan'ın Libya'da "birkaç tane asker"in şehit düştüğünü açıklamasının ardından 'Sessiz, sedasız ve törensiz defnedilen Libya şehidi MİT mensubunun cenaze görüntülerini yayınlayan Odatv, 'MİT mensubu ve ailesinin bilgilerini ifşa etmek, aile üyelerinin güvenliğini riske atmak' iddiasıyla suçlanmıştı. Bu nedenle iki aydır tutuklu bulunan Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç, Barış Pehlivan, Aydın Keser, Ferhat Çelik, Murat Ağırel, 'firari' Erk Acarer ile Akhisar Belediyesi Basın Birimi görevlisi E.E hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.


Basın Kartları

Daha önce Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYGEM) tarafından verilen basın kartları, bu başbakanlık kaldırıldığı ve yerine "Cumhurbaşkanlığı sistemi" getirildiğinden artık Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından veriliyor. 

Ama kime?

Sana, bana bizim oğlana. 

Eee, bin yıllık gazetecilere?

Orda dur, bakalım, bir inceleyelim. 

Aydın Engin şöyle yazmış T24’teki köşesinde:

 

"İletişim Başkanlığı bizim kırk yıllık sarı basın kartlarımızı (nedense) turkuaz renkli basın kartları ile değiştirileceğini açıkladı. Ocak 2019’da yenileme başvurusu yapmamız öngörüldü. 

Yaptık. 

Temmuz 2019’dan itibaren turkuaz renkli yeni kartlarımızın verileceği açıklandı. 

Ama bana verilmedi. 

Bunu yazılı olarak başkanlığınıza sordum. Gelen cevap "Yenileme başvurunuz inceleniyor" oldu. 

Acaba bana neyin incelendiğini söyleyebilir misiniz? 

Basın Kartları Yönetmeliği’nde kart sahibi olmak için öngörülen koşulların tümüne sahibim. Sürekli basın kartı taşımak için gerekli koşullara da eksiksiz sahibim.

Bu durumda neyi inceliyorsunuz? 

Mesela sahiden gazeteci olup olmadığımı filan mı?"

Gazeteci mi, o da nerden çıktı?

Ben kendisini tanıdığımda Frankfurt’ta şoförlük yapıyordu.

İnanmıyorsanız işte ispatı. Alın, okuyun, pişman olmazsınız.


Mehdi Tanrıkulu
 

Azadiya Welat Gazetesi yazı işleri müdürü Mehdi Tanrıkulu, duruşmalarda Türkçe ifade vermeyi reddederek hakimleri çileden çıkarmasıyla ünlü. Ancak hukuken haklı olduğu için, ne ceza alırsa alsın, AİHM’den dönüyor. Yine öyle oldu. 

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Kürtçe savunmada ısrar ettiği gerekçesiyle 8 Nisan'da tutukladığı Tanrıkulu’nu tahliye etmişti. Tutuksuz devam eden yargılamada istenen ceza 10 yıl da olsa, gazetede çıkan yazı ve haberlerden dolayı açılan diğer davalarda istenen toplam ceza hayli ağırlaştırılmış bir şey ediyor.
 

Mahmut Alınak

HEP eski Milletvekili Mahmut Alınak, müebbet hapis cezasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye oldu.

Kars'ta 13 Şubat tarihinde “terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınan siyasetçi ve yazar Mahmut Alınak, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla 17 Şubat'ta tutuklanmıştı.

Tahliye oldu diye seviniyoruz tabii ama dava sürüyor. İstenen ceza müebbet hapis.

Haa, bu arada, son yasal düzenleme ile, Hrant Dink’in katili Ogün Samast, 8 ay sonra denetimli serbestlik kapsamında tahliye edilebilecek.

İtirafçı’dan İtiraf: İbrahim Gökçek’le İlgili Söylediklerim Çarpıtıldı 

ÇHD ve Grup Yorum davaları da dahil 43 kişiyle ilgili verdiği ifadeleri birçok davada delil olarak kullanılan İ.İ., ifade tutanağını korku ve baskıyla imzaladığını, sözlerinin çarpıtıldığını, ifadenin doğru olmadığını söyledi. 

“Bana ifade vermezsen seni tutuklarız” diye tehdit edildiğini söyleyen itirafçı, ÇHD davası ve Grup Yorum davasında yargılananlarla ilgili verdiği ifadelerin baskı altında imzalatıldığını anlattı ve ifadesini geri çekmek istediğini belirtti.

İ.İ., 2017 yılında 20 sayfadan oluşan bir ifade vermiş ve kendisine gösterilen 43 kişiyi teşhis etmiş, bu ifadeler birçok kişinin örgüt üyesi olarak yargılandığı ve ceza aldığı davalarda delil olarak kullanılmıştı.   

Ortada Sandık 

Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, bakanlıkların milletvekillerinin soru önergelerine yanıt vermediklerinin altını çizerek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın da soru önergelerini iade etmeye başladığını duyurdu.

"Milletvekillerinin 7 bin 439 önergesinde yer alan tüm sorular cevapsız bırakıldı. Bir yasama döneminde muhalefet tarafından bin 503 yasa teklifi veriliyor ama iktidar partisi, bunların hiçbirisini görüşülmeye değer bulmuyor.  Cumhurbaşkanlığı'ndan gelen, çok maddeli 'Torba' yasa teklifleri, siyasi partilerin incelemesine bile fırsat olmadan kanunlaşırken muhalefetten gelen yasa teklifleri içeriğine bile bakılmadan hemen reddediliyor.

Milletvekilleri de sorularını Cumhurbaşkanlığına yöneltmeye başladılar. Gelen cevaplarda, milletvekilinin Cumhurbaşkanı'na doğrudan soru yöneltemeyeceği belirtildi.

Anlamadım?

Seçilmiş milletvekili başkan beye doğrudan soru soramıyor…

Ne haddine? 

Bunun üzerine sorular, yardımcısı Fuat Oktay'a yönlendirildi. Oktay, gelen soruları ilgili bakanlıklara gönderiyor, bakanlıklar da, Cumhurbaşkanlığı'ndan geldiği için sorulara hemen cevap veriyordu. Ancak bu da uzun sürmedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı da, 'Bana sormayın, ilgili bakanlığa sorun' deyip soru önergelerini iade etmeye başladı. 

Milletvekilleri ne yapsın. Bu kez, sorularını Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) yöneltti. CİMER, soru önergelerini ilgili bakanlıklara gönderiyor, milletvekillerinin önergesini cevaplandırıyordu. Ama CİMER de, “Bunu bize değil, bakanlığa sorun” demeye başladı.

Siz ne sorarsanız sorun, verilen cevaplarda “Kanun, yönetmelik hükümlerine göre işlem yapılmaktadır” deniliyor.

Çocukken “Ortada Sandık” diye bir oyun oynardık.

Ebe olan bahtsız, bir çamber oluşturan diğer çocukların ortasında, elden ele devredilen topu -kimi zaman da kendisine ait olan ama gasp edilen bir şeyi- kapmak için çırpınırdı.

Şimdi Milletçe “Ortadaki Sandık” olduk.

Üstelik “Sandıktan çıkmak” bile bir şey ifade etmiyor bu acıklı oyunda.

Nereye kadar sürer?

Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,

Sönmez ebedi, her gecenin gündüzü vardır…

ETİKETLER

Tümü Şanar Yurdatapan - Diğer Yazıları

Ne var, ne yok? 18.05.2020
İyi haber, kötü haber 12.05.2020
Bahar gelmiş, hoş gelmiş 04.05.2020
Neş’e doluyor mu insan?  27.04.2020
Mahpushane çeşmesi 20.04.2020

Editörün Seçimi